HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

SÜTÜ HAYVANIN MEMESİNDE BEKLETMEYE DAİR

5 hadis

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: 'Deve ve koyunun memelerinde süt bekletmeyin. Kim böyle sütü bekletilmiş bir sağmal hayvan satın almışsa sağdıktan sonra muhayyerdir, dilerse kabul eder, dilerse bir sâ' miktarında kuru hurma da vererek iade eder.'"

Kütüb-i Sitte 263, Buhârî, Büyû 64; Müslim, Büyû 11, (1524); Ebu Dâvud, Büyû 48, (3443, 3444, 3446); Nesâî, Büyû 14, (7, 253-254); Muvatta, Büyû 96, (2, 683); Tirmizî, 29, (1251-1252).

فَإِنْ رَضِيَهَا أَمْسَكَهَا، وَإِنْ سَخِطَهَا فَفِي حَلْبَتِهَا صَاعٌ مِنْ تَمْرٍ.

Buhârî'nin bir başka rivayetinde "...Memnun kalırsa hayvanı tutar, memnun kalmazsa iâde eder. İâde ettiği takdirde sağdığı süt için bir sâ' kuru hurma verir" denmektedir.

Kütüb-i Sitte 264

وَفِي أُخْرَى لِمُسْلِمٍ: فَهُوَ فِيهَا بِالْخِيَارِ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ، وَلَهُ: إِنْ رَدَّهَا رَدَّ مَعَهَا صَاعًا مِنْ طَعَامٍ لَا سَمْرَاءَ. وَلَهُ فِي أُخْرَى: مِنْ تَمْرٍ لَا سَمْرَاءَ. وَلَهُمَا: لَا تُصَرُّوا الْإِبِلَ وَالْغَنَمَ.

Müslim'in bir rivayetinde "Müşteri satın aldığı, sütü bekletilmiş sağmal hayvan hakkında üç gün muhayyerdir. İâde edecek olursa beraberinde bir sâ' miktarında yiyecek verir, buğday değil" denmektedir. Müslim'in bir başka rivayetinde: "...bir sâ' kuru hurma verir, buğday değil" denir. Buhârî ve Müslim'in rivayetlerinde: "Deve ve koyunun sütü (satış sırasında) memede bekletilmez" buyurulur.

Kütüb-i Sitte 265

وَلِلنَّسَائِيِّ رَحِمَهُ اللَّهُ: مَنِ ابْتَاعَ مُحَفَّلَةً أَوْ مُصَرَّاةً.

Nesâî'nin bir rivayetinde: "Kim sütü bekletilmiş bir deve veya davar satın alırsa..." denir.

Kütüb-i Sitte 266

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: "Kim sütü memesinde bekletilmiş bir deve satın alırsa o üç gün muhayyerdir. Şayet iâde edecek olursa, hayvanla birlikte, sütü mislince veya sütünün iki mislince buğday da verir."

Kütüb-i Sitte 267, Ebu Dâvud 48, (3446); İbnu Mâce, 42, (2240).