HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

CEHMİYE

6 hadis

Ebu Rezîn anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Rabbimiz, sıkıntılı durumunun değişeceği zaman yakın olmasına rağmen kullarının ümitsizliğe düşmesine güldü.'" Ebu Rezîn devamla der ki: "Ey Allah'ın Resûlü, dedim, hiç Rab Teâlâ güler mi?" "Evet" buyurdular. Ben de: "Öyleyse gülme vasfı bulunan bir Rab'den bize hayır eksik olmayacaktır!" dedim.

Kütüb-i Sitte 5999

Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Cennet ehli nimetler arasında yaşarken onlar için bir nur parlar. Onlar derhal başlarını kaldırırlar. Rab Teâlâ'yı başlarının üstünde kendilerine yaklaşmış ve: «Ey cennet ehli, sizlere selam olsun!» dediğini görürler.'" Resûlullah devamla dedi ki: "İşte bu hâl, Kur'ân'da zikri geçen: 'Rahmet sahibi Rablerinden onlara selam vardır' (Yâsin 58) ayetinin haber verdiği durumdur." Resûlullah devamla buyurdular: "Rab Teâlâ onlara, onlar da Rab Teâlâ'ya bakarlar. O'na baktıkları müddetçe etraflarındaki cennet nimetlerinden hiçbirine iltifat etmezler. Bu hâl onların nazarında Rab Teâlâ hicaba bürününceye kadar devam eder. Rab Teâlâ hicaba bürünür, fakat Allah'ın nuru ve bereketi cennet ehlinin üzerinde ve makamlarında bâki kalır."

Kütüb-i Sitte 6000

Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Abdullah İbnu Amr İbni Harâm, Uhud günü öldürüldüğü zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana rastladı ve: 'Ey Câbir! Allah baban için ne söyledi, sana haber vermeyeyim mi?' buyurdular." Yahyâ'nın rivayetinde ise Resûlullah: "Ey Câbir, seni niye böyle kalben kırık (ve üzüntülü) görüyorum?" buyurmuş, Câbir de: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam şehit düştü, geriye bir yığın horanta ve borç bıraktı" demiştir. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Sana, Allah'ın babanı karşıladığı şeklin müjdesini vereyim mi?" diye sordu. Câbir: "Evet! Ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Bunun üzerine aleyhissalâtu vesselâm açıkladı: "Allah her kimle konuştu ise mutlaka hicab gerisinden konuştuğu hâlde babana vicâhen konuştu ve: 'Ey kulum! Benden ne dilersen dile, dilediğini sana vereyim!' dedi. O da: 'Ey Rabbim! Beni bir kere daha ihya et, senin yolunda ikinci kere öleyim!' dedi. Rab Teâlâ Hazretleri de: 'Benden daha önce şu hüküm sâdır oldu: Ölenler artık dünyaya bir daha dönmeyecekler' buyurdular. Baban da: 'Ey Rabbim, öyleyse (benim durumumu) arkamda kalanlara ulaştır!' dedi. Bu talep üzerine şu ayet nazil oldu: 'Allah yolunda şehit edilenleri ölü sanma. Onlar Rablerinin katında hayat sahibidirler ve O'nun nimetleriyle rızıklanırlar' (Âl-i İmrân 169).

Kütüb-i Sitte 6001

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، قَالَ: سَمِعْتُ بُسْرَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ يَقُولُ: سَمِعْتُ أَبَا إِدْرِيسَ الْخَوْلَانِيَّ يَقُولُ: حَدَّثَنِي النَّوَّاسُ بْنُ سَمْعَانَ الْكِلَابِيُّ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَا مِنْ قَلْبٍ إِلَّا بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ، إِنْ شَاءَ أَقَامَهُ وَإِنْ شَاءَ أَزَاغَهُ». وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «يَا مُثَبِّتَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ». قَالَ: «وَالْمِيزَانُ بِيَدِ الرَّحْمَنِ، يَرْفَعُ أَقْوَامًا وَيَخْفِضُ آخَرِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ».

Nevvâs İbnu Sem'ân el-Kilâbî anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim. Dedi ki: "Rahmân'ın iki parmağı arasında olmayan bir kalp yoktur. Allah dilerse onu doğru yola sevkeder, dilerse şaşırtır!" Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle dua ederdi: "Ey kalpleri tesbit eden Rabbimiz! Kalplerimizi dinin üzerine tesbit et." Resûlullah yine derdi ki: "Mizan (terazi) Rahmân'ın elindedir. Kıyamete kadar bazı kavimleri yükseltir, bazı kavimleri de alçaltır."

Kütüb-i Sitte 6002

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلَاءِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنْ أَبِي الْوَدَّاكِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ لَيَضْحَكُ إِلَى ثَلَاثَةٍ: لِلصَّفِّ فِي الصَّلَاةِ، وَلِلرَّجُلِ يُصَلِّي فِي جَوْفِ اللَّيْلِ، وَلِلرَّجُلِ يُقَاتِلُ، أُرَاهُ قَالَ: خَلْفَ الْكَتِيبَةِ».

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah üç şeye güler (rahmetiyle yönelir): Namaz için teşkil edilen saf, geceleyin namaz kılan adam ve orduda cihad eden adam."

Kütüb-i Sitte 6003

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَزِيرُ بْنُ صَبِيحٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ حَلْبَسٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: {كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ}، قَالَ: «مِنْ شَأْنِهِ أَنْ يَغْفِرَ ذَنْبًا، وَيُفَرِّجَ كَرْبًا، وَيَرْفَعَ قَوْمًا، وَيَخْفِضَ آخَرِينَ».

Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın "Allah her an iş başındadır" (Rahmân, 29) âyeti ile ilgili olarak: "Bir günahı affetmesi, bir sıkıntıyı gidermesi, bir kavmi yükseltip başkalarını alçaltması O'nun işlerindendir" buyurduğunu nakletmiştir.

Kütüb-i Sitte 6004