HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

HACC SURESİ

4 hadis

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما قَالَ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَى حَرْفٍ﴾: كَانَ الرَّجُلُ يَقْدَمُ الْمَدِينَةَ، فَإِنْ وَلَدَتِ امْرَأَتُهُ غُلَامًا، وَنُتِجَتْ خَيْلُهُ، قَالَ: هَذَا دِينٌ صَالِحٌ. وَإِنْ لَمْ تَلِدِ امْرَأَتُهُ، وَلَمْ تُنْتَجْ خَيْلُهُ، قَالَ: هَذَا دِينُ سَوْءٍ.

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ), "İnsanlardan bazısı vardır, Allah'a dininin yalnız bir tarafından tutup şüphe ve tereddüt içinde ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa onunla huzura kavuşur. Eğer bir fitne isabet ederse yüzüstü döner. Dünyada da ahirette de hüsrana uğramıştır. Bu ise apaçık ziyanın ta kendisidir" (Hac 11) âyetinin iniş sebebini açıklamak maksadıyla şöyle buyurdu: "Bazıları vardı, Medine'ye gelir, bakardı; bu gelişiyle hanımı oğlan doğurur, atı da yavrularsa, 'Bu din, sâlih, iyi bir dindir' derdi. Şayet hanımı oğlan doğurmaz, atı da yavrulamazsa, 'Bu din kötüdür' derdi."

Kütüb-i Sitte 708, Buhari, Tefsir, Hacc 2.

وعن علي بن أبي طالب رضي الله عنه قال: «أنا أول من يجثو للخصومة بين يدي الرحمن عز وجل يوم القيامة». قال قيس بن عباد: وفيهم نزلت: ﴿هذان خصمان اختصموا في ربهم﴾، وهم الذين بارزوا يوم بدر: علي، وحمزة، وعبيدة بن الحارث رضي الله عنهم، وشيبة بن ربيعة، وعتبة بن ربيعة، والوليد بن عتبة.

Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) buyurdular ki: "Kıyamet günü, Rahmân'ın önüne, dava açmak üzere ilk diz çökecek olan benim." Kays İbnu Ubâd der ki: "Onlar hakkında şu ayet indi: 'İşte Rabbleri hakkında tartışmaya giren iki taraf; O'nu inkâr edenlere ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir' (Hacc 19-21)." Kays devamla der ki: "Onlar Bedir savaşında karşılıklı mübâreze eden kimselerdir. Bir tarafta Hz. Ali, Hz. Hamza ve Ubayde İbnu'l-Hâris (radıyallahu anhüm), karşı tarafta da Şeybe İbnu Rebîa, Utbe İbnu Rebîa ve el-Velid İbnu Utbe varlardı."

Kütüb-i Sitte 709, Buhari, Tefsir, Hacc 3, Meğâzi 3, 7.

وعن ابن الزبير رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «إنما سمي البيت العتيق لأنه لم يظهر عليه جبار».

İbnu'z-Zübeyr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: '(Kâbe'ye) Kur'ân-ı Kerim'de Beytu'l-Atik denmiş olması (Hacc 29, 33), ona hiçbir cebbârın galebe çalmamış olmasındandır.'"

Kütüb-i Sitte 710, Tirmizi, Tefsir, Hâcc (3169).

عن ابن عباس قال: لما أخرج النبي صلى الله عليه وسلم من مكة قال أبو بكر: أخرجوا نبيهم، ليهلكن. فأنزل الله تعالى: ﴿أذن للذين يقاتلون بأنهم ظلموا وإن الله على نصرهم لقدير﴾ الآية. فقال أبو بكر: لقد علمت أنه سيكون قتال.

İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Mekke'den çıkarıldığı zaman Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) şöyle söyledi: 'Peygamberlerine eziyet ettiler, o da (dayanamayıp) oradan çıktı. Mutlaka helâk olacaklar.' Bunun üzerine şu ayet indi: 'Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeye elbette kâdirdir' (Hacc 39). Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) der ki: 'Bu ayet üzerine anladım ki (müşriklerle) savaş olacak.'"

Kütüb-i Sitte 711, Tirmizi, Tefsir, Hacc, (3170); Nesâî, Cihad 1, (6, 2).