HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

SADAKANIN AHKAMI

11 hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالصَّدَقَةِ، فَقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، عِنْدِي دِينَارٌ. فَقَالَ: «تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى نَفْسِكَ». قَالَ: عِنْدِي آخَرُ. قَالَ: «تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى وَلَدِكَ». قَالَ: عِنْدِي آخَرُ. قَالَ: «تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى زَوْجَتِكَ» أَوْ قَالَ: «زَوْجِكَ». قَالَ: عِنْدِي آخَرُ. قَالَ: «تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى خَادِمِكَ». قَالَ: عِنْدِي آخَرُ. قَالَ: «أَنْتَ أَبْصَرُ»

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün sadaka vermeyi emretmişti. Bir adam: 'Ey Allah'ın Resûlü, yanımda bir dinarım var!' dedi. 'Onu kendine tasadduk et, kendi nafakan için harca!' buyurdu. Adam: 'Yanımda bir dinar daha var?' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Onu da çocuğuna tasadduk et' buyurdular. Adam tekrar: 'Bir başka dinarım daha var?' deyince: 'Onu da zevcene tasadduk et' emrettiler. Adam bu sefer: 'Başka bir dinarım daha var?' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Onu da hizmetçine tasadduk et!' deyince adam tekrar atıldı: 'Bir başka dinarım daha var?' Aleyhissalâtu vesselâm: 'Onun nereye verileceğini sen daha iyi bilirsin' cevabını verdi."

Kütüb-i Sitte 3251, Ebu Dâvud, Zekât 45, (1691); Nesâi, Zekât 54, (5, 62).

Hz. Ebu Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadaka vermeyi emrettiği sırada mescide, düşük kıyafetli bir adam girdi. Halk bağışta bulundu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama iki parça giyecek verdi. Sonra halka tekrar: "Sadaka verin!" diye hitap etti. Derken o adam üzerindeki iki parçalık elbisesinin bir parçasını çıkarıp (sadaka olarak) attı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Benim kılık kıyafetini düşük görerek iki parça giyecek verdiğim şu adamı siz de görüyor musunuz? 'Sadaka verin!' dediğim zaman, kendisine az önce verdiğim iki parçadan birini çıkarıp (sadaka olarak) attı." (Resûlullah adama yönelip:) "Elbiseni al!" dedi ve adamı (niye böyle yapıyorsun diye) azarladı.

Kütüb-i Sitte 3252, Nesâi, Cuma 26, (3, 106), Zekât 59, (5, 63).

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Adamın biri yumurta büyüklüğünde bir altın getirip: "Ey Allah'ın Resûlü, şunu bir madende ele geçirdim; bunu alın, tasadduk ediyorum! Bundan başka bir şeyim de yok." dedi. Aleyhissalâtu vesselâm, memnuniyetsizliğini ifade için ondan yüzünü çevirdi. Sonra adam Resûlullah'ın sağ tarafından yaklaşıp aynı şeyleri söyledi. Efendimiz yine adamdan yüzünü çevirdi. Adam bu sefer sol tarafından yaklaştı, aynı şeyleri söyledi. Resûlullah yine adamdan yüzünü çevirdi. Sonra adam arka cihetinden yine yaklaşıp önceki sözlerini aynen tekrar etti. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm onu aldı ve adama attı. Eğer değseydi canını yakacaktı. Buyurdular ki: "Biriniz bütün sahip olduğu serveti getirip, 'Bunu sadaka olarak veriyorum.' diyor ve sonra da oturup halka avuç açıyor! Hayır, sadakanın hayırlısı zenginlikten sonrakidir."

Kütüb-i Sitte 3253, Ebu Dâvud, Zekât 39, (1673).

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Eğer kadın, evin yiyeceğinden zarar vermeyecek şekilde infak ederse, kadın infak ettiği için, erkek de kazandığı için sevaba kavuşurlar. Malı koruyan vekilharç için de aynı şekilde sevap vardır. Bunlardan birinin sevabı, diğerinin sevabından hiçbir şey noksanlaştırmaz.'"

Kütüb-i Sitte 3254, Tirmizi, Zekât 34, (671, 672); Nesâi, Zekât 57, (5, 65).

لَا تُنْفِقُ امْرَأَةٌ شَيْئًا مِنْ بَيْتِ زَوْجِهَا إِلَّا بِإِذْنِ زَوْجِهَا. قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَلَا الطَّعَامُ؟ قَالَ: ذَاكَ أَفْضَلُ أَمْوَالِنَا.

Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Kadın, kocasının evinden onun izni olmadan infak edemez!' buyurmuştu ki sordular: 'Ey Allah'ın Resulü! Yiyecek de mi veremez?' 'Evet,' buyurdular, 'o, mallarımızın en kıymetlisidir.'"

Kütüb-i Sitte 3255, Tirmizi, Zekât 34 (670).

لَا يَجُوزُ لِامْرَأَةٍ عَطِيَّةٌ إِلَّا بِإِذْنِ زَوْجِهَا.

Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): 'Kadının ihsanda bulunması, ancak kocasının izniyle câizdir!' buyurdular."

Kütüb-i Sitte 3256

لَا يَجُوزُ لِامْرَأَةٍ أَمْرٌ فِي مَالِهَا إِذَا مَلَكَ زَوْجُهَا عِصْمَتَهَا.

Bir rivayette şöyle buyurmuştur: "Koca, kadının ismetine (nikâhına) sahipse, kadının kendi malında da tasarrufu câiz olmaz."

Kütüb-i Sitte 3257, Ebu Dâvud, Büyü 86, (3546, 3547); Nesâi, Zekât 58, (5, 65, 66).

إِنَّ الْخَازِنَ الْمُسْلِمَ الْأَمِينَ الَّذِي يُنْفِذُ، وَرُبَّمَا قَالَ: يُعْطِي، مَا أُمِرَ بِهِ، فَيُعْطِيهِ كَامِلًا مُوَفَّرًا، طَيِّبَةً بِهِ نَفْسُهُ، فَيَدْفَعُهُ إِلَى الَّذِي أُمِرَ لَهُ بِهِ، أَحَدُ الْمُتَصَدِّقَيْنِ.

Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: 'Müslüman, emin vekilharç, kendisine emredilen malı gönül hoşluğu ile verdiği takdirde tasadduk edenlerden biri olur ve sevaba iştirak eder.'"

Kütüb-i Sitte 3258, Buhari, Zekat 25; Müslim, Zekat 79, (1023).

حَمَلْتُ عَلَى فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَأَضَاعَهُ الَّذِي كَانَ عِنْدَهُ، فَأَرَدْتُ أَنْ أَشْتَرِيَهُ، وَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَبِيعُهُ بِرُخْصٍ، فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: لَا تَشْتَرِ، وَلَا تَعُدْ فِي صَدَقَتِكَ، وَإِنْ أَعْطَاكَهُ بِدِرْهَمٍ؛ فَإِنَّ الْعَائِدَ فِي صَدَقَتِهِ كَالْعَائِدِ فِي قَيْئِهِ.

Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Allah yolunda bir at tasadduk etmiş idim. Ona sahip olan kişi, hayvanın bakımını ihmal etti. Bunun üzerine atı satın almak istedim. Biraz ucuza satar diye düşünüyordum. Önce Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir sorayım, dedim. 'Sakın ha!' buyurdu. 'Ne onu satın al ne de sadakana dön, hatta onu sana bir dirheme verse bile. Zira sadakasına dönen, kustuğuna dönen gibidir!'"

Kütüb-i Sitte 3259, Buhâri, Zekât 59, Yesâya 31, Cihâd 119, 137; Müslim, Hibât 3, (1621); Muvatta, Zekât 50, (1, 282); Ebu Dâvud, Zekât 9, (1793); Tirmizi, Zekât 23, (668); Nesai, Zekât 100, (5, 108, 109). Muvatta'nın bir rivayetinde şu ziyade vardır: ". . . (Sadakasına dönen) kusmuğuna dönen köpek gibidir."

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلًا قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أُمَّهُ تُوُفِّيَتْ، أَفَيَنْفَعُهَا إِنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا؟ فَقَالَ: نَعَمْ. قَالَ: فَإِنَّ لِي مَخْرَفًا، وَأُشْهِدُكَ أَنِّي قَدْ تَصَدَّقْتُ بِهِ عَنْهَا.

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Bir adam gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü, annem vefat etti. Ben onun için tasaddukta bulunsam ona faydası olur mu?' diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: 'Evet!' deyince adam: 'Benim bir meyveliğim var. Sizi şahit kılıyorum, onu annem için tasadduk ediyorum!' dedi."

Kütüb-i Sitte 3260, Buhari, Vesâyâ 15, 20, 26, Ebu Dâvud, Vesâyâ 15 (2882); Tirmizi, Zekat 33, (669); Nesâi, Vesaya 8, (6, 252, 253).

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ رَجُلٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ، أَنَّهُ قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أُمَّ سَعْدٍ مَاتَتْ، فَأَيُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ؟ قَالَ: «الْمَاءُ». قَالَ: فَحَفَرَ بِئْرًا، وَقَالَ: هَذِهِ لِأُمِّ سَعْدٍ.

Sa'd İbnu Übâde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü, dedim, annem vefat etti; (onun adına) yapacağım sadakanın hangisi efdaldir?" "Su!" buyurdular. Bu cevap üzerine Sa'd bir kuyu kazdı ve: "Bu kuyu Sa'd'ın annesi için" dedi.

Kütüb-i Sitte 3261, Nesâi, Vesâyâ 9, (6, 254, 255).