عَنْ أَبِي بَرْزَةَ الْأَسْلَمِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ عَزَّى ثَكْلَى كُسِيَ بُرْدًا فِي الْجَنَّةِ».
Ebu Berze el-Eslemî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim çocuğunu kaybeden bir anneye ta'ziyede bulunursa cennette ona bir bürde giydirilir."
Kütüb-i Sitte 5450, Tirmizî, Cenâiz 74, (1076).
عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ عَزَّى مُصَابًا فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ».
İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim (bir belâya) mâruz olana taziyede bulunursa, ona öbürünün sevabının bir misli verilir."
Kütüb-i Sitte 5451, Tirmizî, Cenâiz 71, ( 1073).
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ: لَمَّا جَاءَ نَعْيُ جَعْفَرٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اصْنَعُوا لِآلِ جَعْفَرٍ طَعَامًا، فَإِنَّهُ قَدْ جَاءَهُمْ مَا يُشْغِلُهُمْ».
Abdullah İbnu Ca'fer anlatıyor: "Ca'fer'in ölüm haberi geldiği zaman, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ca'fer ailesi için yemek yapın! Çünkü onlara, onları meşgul eden (haber) geldi!" buyurdular."
Kütüb-i Sitte 5452, Tirmizî, Cenâiz 21, (998); Ebu Dâvud, Cenâiz 30, (3132).
كَسْرُ عَظْمِ الْمَيِّتِ كَكَسْرِهِ حَيًّا.
Hz. Âişe radıyallahu anhâ şöyle buyurdular: "Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir." (Hz. Âişe bu sözüyle) günah cihetiyle demek istemiştir.
Kütüb-i Sitte 5453, Muvatta, Cenâiz 45, (1, 238); Ebu Dâvud, Cenâiz 64, (3207).
أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُرَّ عَلَيْهِ بِجَنَازَةٍ، فَقَالَ: مُسْتَرِيحٌ وَمُسْتَرَاحٌ مِنْهُ. قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا الْمُسْتَرِيحُ وَالْمُسْتَرَاحُ مِنْهُ؟ فَقَالَ: الْعَبْدُ الْمُؤْمِنُ يَسْتَرِيحُ مِنْ نَصَبِ الدُّنْيَا وَأَذَاهَا إِلَى رَحْمَةِ اللَّهِ، وَالْعَبْدُ الْفَاجِرُ يَسْتَرِيحُ مِنْهُ الْعِبَادُ وَالْبِلَادُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ.
Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: "Bir cenaze geçirilmişti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: 'Hem o istirahata kavuştu, hem de ondan istirahata kavuşuldu!' buyurdular. Bunun üzerine yanındakiler: 'Ey Allah'ın Resûlü, istirahata kavuşan ve ondan istirahata kavuşan kimdir, bu ne demektir?' diye sordular. Şu açıklamayı yaptı: 'Mü'min kul ölünce dünyanın yorgunluk ve eziyetlerinden kurtulup Allah'ın rahmetine kavuşur. Fâcir ölünce ondan kullar, memleket, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur.'"
Kütüb-i Sitte 5454, Buhârî, Rikâk 42; Müslim, Cenâiz 61, (950); Muvatta, Cenâiz 54, (1, 241, 242); Nesâî, Cenâiz 48, 49 (4, 48).
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: مَاتَ رَجُلٌ بِالْمَدِينَةِ مِمَّنْ وُلِدَ بِهَا، فَصَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، ثُمَّ قَالَ: يَا لَيْتَهُ مَاتَ بِغَيْرِ مَوْلِدِهِ. قَالُوا: وَلِمَ ذَاكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: إِنَّ الرَّجُلَ إِذَا مَاتَ بِغَيْرِ مَوْلِدِهِ قِيسَ لَهُ مِنْ مَوْلِدِهِ إِلَى مُنْقَطَعِ أَثَرِهِ فِي الْجَنَّةِ.
İbnu Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Medine'de doğan bir adam Medine'de ölmüş idi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namazını kıldırdı, sonra da: 'Keşke doğduğu yerden başka bir yerde ölseydi!' buyurdu. Oradakiler: 'Niçin?' diye sorunca açıkladı: 'Kul doğduğu yerin dışında ölürse, cennette doğduğu yerle eserinin kesildiği, yani ecelinin geldiği yerin arası ölçülür.'"
Kütüb-i Sitte 5455, Nesâî, Cenâiz 8, (4, 7).