HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

HACCLA İLGİLİ NEZİR

4 hadis

نَذَرَتْ أُخْتِي أَنْ تَمْشِيَ إِلَى بَيْتِ اللَّهِ حَافِيَةً، فَأَمَرَتْنِي أَنْ أَسْتَفْتِيَ لَهَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَاسْتَفْتَيْتُهُ، فَقَالَ: لِتَمْشِ وَلْتَرْكَبْ.

Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: "Kızkardeşim, Beytullah'a yalın ayak yürüyerek gitmeye nezretmişti. Bu hususta Resûlullah'a sormamı talep etti. Ben de sordum. Aleyhissalâtu vesselâm: "Yürüsün ve binsin!" buyurdular."

Kütüb-i Sitte 5699, Buhari, Cezâu's-Sayd 27; Müslim, Nezr 11, (1644); Ebu Dâvud, Eyman 23, (3293, 3294, 3299); Nesâi, Eyman 3, (7, 19).

وَزَادَ فِي رِوَايَةٍ لِلتِّرْمِذِيِّ: حَافِيَةً غَيْرَ مُخْتَمِرَةٍ، فَقَالَ: مُرُوهَا فَلْتَخْتَمِرْ وَلْتَرْكَبْ وَلْتَصُمْ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ.

Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyade vardır: "Kızkardeşim, Beytullah'a ayağı çıplak ve başı da örtüsüz olarak yürümeyi nezretmişti. Resûlullah: "Allah, kızkardeşinin meşakkati sebebiyle bir şey yapacak değildir. Ona emredin, başını örtsün, hayvanına binsin, kefaret olarak üç gün oruç tutsun" buyurdu."

Kütüb-i Sitte 5700, Tirmizi, Nüzûr 16, (1544),

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ أُخْتَ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ مَاشِيَةً، وَأَنَّهَا لَا تُطِيقُ ذَلِكَ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ مَشْيِ أُخْتِكَ، فَلْتَرْكَبْ وَلْتُهْدِ بَدَنَةً. وَفِي رِوَايَةٍ: إِنَّ اللَّهَ لَا يَصْنَعُ بِشَقَاءِ أُخْتِكَ شَيْئًا.

İbnu Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Ukbe'nin kız kardeşi, yürüyerek hacc yapmaya nezretmişti. Ukbe onun bu işi yaya olarak yapamayacağını Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a söyledi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah, kızkardeşinin yayan yürümesinden müstağnidir. Binsin ve bir deve kurban etsin!" buyurdular." Bir rivayette: "Allah, kızkardeşinin Beytullah'a yayan yürümesi sebebiyle bir şey yapacak değildir" buyrulmuştur.

Kütüb-i Sitte 5701, Ebu Dâvud, Eyman 23, (3295, 3296, 3297).

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, iki oğlunun omuzlarına dayanmış olarak yürümekte olan bir ihtiyar görmüştü. ‘Bunun derdi ne de böyle yürüyor?’ diye sordu. ‘Yürümeye nezretmiş!’ dediler. ‘Şurası muhakkak ki Allah, bu biçarenin kendine eziyet etmesinden müstağnidir’ buyurdular ve hayvanına binmesini emrettiler.

Kütüb-i Sitte 5702, Tirmizi, Nüzûr 9, (1537); Nesâi, Eyman 42, (7, 30).