HADİS KÜTÜPHANESİ

Kütüb-i Sitte

1672 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

HZ. ALİ

4 hadis

عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ قَالَ: أَقْبَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي حَجَّتِهِ الَّتِي حَجَّ، فَنَزَلَ فِي بَعْضِ الطَّرِيقِ، فَأَمَرَ الصَّلَاةَ جَامِعَةً، فَأَخَذَ بِيَدِ عَلِيٍّ، فَقَالَ: «أَلَسْتُ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ؟» قَالُوا: بَلَى. قَالَ: «أَلَسْتُ أَوْلَى بِكُلِّ مُؤْمِنٍ مِنْ نَفْسِهِ؟» قَالُوا: بَلَى. قَالَ: «فَهَذَا وَلِيُّ مَنْ أَنَا مَوْلَاهُ، اللَّهُمَّ وَالِ مَنْ وَالَاهُ، اللَّهُمَّ عَادِ مَنْ عَادَاهُ».

Berâ İbnu Âzib radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yaptığı hacda biz de beraberdik. Bir ara yolda bir yerde konakladı ve cemaatle namaz kılma emrini verdi. Bu sırada Hz. Ali radıyallahu anh'ın elinden tutarak yanındaki ashabına: 'Ben mü'minlere nefislerinden evlâ değil miyim?' diye sordu. Hep bir ağızdan: 'Elbette evlâsın!' dediler. Aleyhissalâtu vesselâm tekrar: 'Ben her mü'mine kendi nefsinden evlâ değil miyim?' buyurdular. Ashab yine hep bir ağızdan: 'Evet, evlâsınız!' dediler. Bunun üzerine Ali'yi göstererek: 'İşte bu, ben kimin dostu isem onun dostudur! Allah'ım, sen buna dost olana dost, düşman olana düşman ol!' buyurdular."

Kütüb-i Sitte 5982

عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَالَ: كَانَ أَبِي يَسْمُرُ مَعَ عَلِيٍّ، فَكَانَ عَلِيٌّ يَلْبَسُ ثِيَابَ الصَّيْفِ فِي الشِّتَاءِ، وَثِيَابَ الشِّتَاءِ فِي الصَّيْفِ، فَقِيلَ لَهُ: لَوْ سَأَلْتَهُ؟ فَسَأَلَهُ، فَقَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَعَثَ إِلَيَّ وَأَنَا أَرْمَدُ الْعَيْنِ يَوْمَ خَيْبَرَ، فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي أَرْمَدُ الْعَيْنِ. فَتَفَلَ فِي عَيْنِي، ثُمَّ قَالَ: «اللَّهُمَّ أَذْهِبْ عَنْهُ الْحَرَّ وَالْبَرْدَ». قَالَ: فَمَا وَجَدْتُ حَرًّا وَلَا بَرْدًا بَعْدَ يَوْمِئِذٍ. وَقَالَ: «لَأَبْعَثَنَّ رَجُلًا يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ، وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ، لَيْسَ بِفَرَّارٍ». فَتَشَرَّفَ لَهَا النَّاسُ، فَبَعَثَ إِلَى عَلِيٍّ فَأَعْطَاهَا إِيَّاهُ.

Abdurrahman İbnu Ebi Leylâ anlatıyor: "Babam Ebu Leylâ, Hz. Ali radıyallahu anh ile akşamları bir araya gelip sohbet ederdi. Hz. Ali kışın yaz elbiseleri, yazın da kış elbiseleri giyerdi. Biz babama: 'Bunun hikmetini bir sorsanız!' dedik. O da sordu. Ali radıyallahu anh şu açıklamayı yaptı: 'Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hayber günü gözümden rahatsız olduğum bir sırada bana adam göndererek yanına çağırdı. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü, gözlerimden hastayım" dedim. Bunun üzerine gözüme mübarek tükürüğünden sürüp bir de: "Allah'ım, ondan sıcak ve soğuğun vereceği rahatsızlıkları kaldır!" diye dua buyurdular. O günden sonra ne sıcakta terledim ne de soğukta üşüdüm.' Hz. Ali, ilaveten Resûlullah'ın şöyle buyurduğunu anlattı: 'Yarın Hayber'in fethi için öyle bir zatı komutan yapacağım ki o, Allah'ı ve Resûlünü hakkıyla sever; Allah ve Resûlü de onu severler. O, cepheden kaçacak biri de değildir.'"

Kütüb-i Sitte 5983

İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin efendileridir. Babaları onlardan daha hayırlıdır."

Kütüb-i Sitte 5984

Hz. Ali radıyallahu anh buyurdular ki: "Ben Allah'ın kulu, Resûlü'nün kardeşiyim ve ben Sıddîk-ı Ekber'im. Benden sonra sıddîk-ı ekber olduğunu söyleyen yalancıdan başkası değildir. İnsanlardan önce yedi yıl namaz kıldım."

Kütüb-i Sitte 5985