el-Kâsım (İbnu Abdirrahman) radıyallahu anh demiştir ki: "Allah'ın, duada şefaat kılındığı takdirde, o duayı kabul ettiği ism-i âzamı şu üç surededir: Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ." Ebu Ümâme radıyallahu anh'tan yapılan bir rivayette, bunun benzeri Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan merfu olarak gelmiştir.
HADİS KÜTÜPHANESİ
Kütüb-i Sitte
İSM-İ AZAM
Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle yalvardılar: 'Allahım! Ben, senin pak, güzel, mübarek ve yüce nezdinde en sevimli olan, onunla dua edildiği takdirde hemen icabet ettiğin, onunla senden istenince hemen verdiğin, onunla rahmetin talep edilince rahmetini esirgemediğin, onunla kurtuluş talep edilince kurtuluş verdiğin isminle senden istiyorum.' Hz. Aişe'nin belirttiğine göre, bir başka gün Aleyhissalâtu vesselâm, kendisine: 'Ey Aişe! Kendisiyle dua edildiği takdirde icabet ettiği ismi Allah'ın bana gösterdiğini sen biliyor musun?' diye sormuştu. Hz. Aişe der ki: "Ben: 'Ey Allah'ın Resûlü! Annem babam sana feda olsun, onu bana da öğret!' dedim. 'Ey Aişe, onu sana öğretmem uygun düşmez!' buyurdu. Bu cevap üzerine ben de oradan uzaklaşıp bir müddet tek başıma oturdum. Sonra kalkıp başını öptüm ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Onu bana öğret' diye ricada bulundum. O yine: 'Onu sana öğretmem uygun olmaz, ey Aişe! Onunla senin dünyevî bir şey talep etmen uygunsuz olur' buyurdu." Hz. Aişe devamla der ki: "Ben de kalkıp abdest aldım, sonra iki rekât namaz kıldım, sonra: 'Allahım! Sana Allah isminle dua ediyorum. Sana Rahman isminle dua ediyorum. Sana Berrü'r-Rahîm isminle dua ediyorum. Sana bildiğim ve bilmediğim güzel isimlerinin hepsiyle dua ediyorum. Bana mağfiret et, rahmet eyle' diye dua ettim." Aişe devamla der ki: "Bu duam üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güldü ve: 'İsm-i âzam, senin yaptığın şu duanın içinde geçti' buyurdu."
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Allah Teâlâ hazretlerinin doksan dokuz ismi vardır, yüzden bir eksik. O tektir, teki sever. Kim bu isimleri ezberlerse cennete girer. Onlar şunlardır: Allah, el-Vâhid, es-Samed, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Hâlık, el-Bâri, el-Musavvir, el-Melik, el-Hakk, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Latîf, el-Habîr, es-Semî', el-Basîr, el-Alîm, el-Azîm, el-Bârr, el-Müte'âl, el-Celîl, el-Cemîl, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Kâdir, el-Kâhir, el-Aliyyü, el-Hakîm, el-Karîb, el-Mucîb, el-Ganiyyü, el-Vehhâb, el-Vedûd, eş-Şekûr, el-Mâcid, el-Vâcid, el-Vâli, er-Râşid, el-Afüvvü, el-Gafûr, el-Halîm, el-Kerîm, et-Tevvâb, er-Rabb, el-Mecîd, el-Veliyyü, eş-Şehîd, el-Mübîn, el-Bürhân, er-Raûf, er-Rahîm, el-Mübdiü, el-Mu'îd, el-Bâis, el-Vâris, el-Kaviyyü, eş-Şedîdü, ed-Dârru, en-Nâfi'u, el-Bâki, el-Vâkî, el-Hâfıd, er-Râfi', el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Mu'izzü, el-Müzillü, el-Muksıt, er-Rezzâk, Zü'l-Kuvve, el-Metîn, el-Kâim, ed-Dâim, el-Hâfız, el-Vekîl, el-Fâtır, es-Sâmi', el-Mu'tî, el-Muhyî, el-Mümît, el-Mâni', el-Câmi', el-Hâdî, el-Kâfî, el-Ebed, el-Âlim, es-Sâdık, en-Nûr, el-Münîr, et-Tâmm, el-Kadîm, el-Vitrü, el-Ehadü, es-Samedü, ellezî lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ahad.' Zührî der ki: "Bana birçok ilim ehlinden ulaştığına göre, bu Esmâü'l-Hüsnâ'nın okunmasına 'Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü, bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Lâ ilâhe illallahu, lehü'l-Esmâü'l-Hüsnâ' diye başlanmalıdır."