Ebu Sa'îdi'l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) Lâ ilâhe illallah demeyi telkin edin.'"
HADİS KÜTÜPHANESİ
Kütüb-i Sitte
ÖLÜMÜN BAŞLANGICI VE GELİŞİ
Ma'kıl İbnu Yesâr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: ‘Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) Yâsin sûresini okuyun.’"
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: ‘İnsan öldüğü zaman gözleri nasıl belerip kalıyor, görmez misiniz?’ buyurmuştu. Cemaat: ‘Evet, görüyoruz!’ dediler. Bunun üzerine: ‘İşte bu, gözünün, nefsini (çıkan ruhunu) takip etmesindendir!’ buyurdular."
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ebu Seleme radıyallahu anh'ın yanına girdi. Ebu Seleme'nin gözleri açık kalmıştı; onları kapattı. Sonra: ‘Ruh kabzedildi mi göz onu takip eder’ buyurdu. Ehlinden bazıları feryad u figân koparmıştı. Aleyhissalâtu vesselâm: ‘Kendinize kötü temennide bulunmayın, hayır dua edin! Çünkü melekler, söylediklerinize âmin derler!’ buyurdu. Sonra ilâve etti: ‘Allahım, Ebu Seleme'ye mağfiret buyur! Derecesini hidayete erenler arasında yükselt. Arkasında kalanlar arasında ona sen halef ol! Ey âlemlerin Rabbi! Ona da bize de mağfiret buyur! Ona kabrini geniş kıl, orada ona nur ver!’"
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Bir müslüman muhtazar olduğu (can çekişme anına girdiği) zaman rahmet melekleri, beyaz bir ipekle gelirler ve şöyle derler: ‘Sen razı ve senden de (Rabbin) razı olarak (şu bedenden) çık. Allah'ın rahmet ve reyhanına ve sana gadabı olmayan Rabbine kavuş.’ Bunun üzerine ruh, misk kokusunun en güzeli gibi çıkar. Öyle ki melekler onu birbirlerine verirler, tâ semanın kapısına kadar onu getirirler ve: ‘Size arzdan gelen bu koku ne kadar güzel!’ derler. Sonra onu mü'minlerin ruhlarına getirirler. Onlar, onun gelmesi sebebiyle sizden birinin kaybettiği şeyinin kendisine geldiği zamanki sevincinden daha çok sevinirler. Ona: ‘Falanca ne yaptı? Falanca ne yaptı?’ diye (dünyadakilerden haber) sorarlar. Melekler: ‘Bırakın onu, onda hâlâ dünyanın tasası var!’ derler. Bu gelen (kendisine dünyadan soran ruhlara): ‘Falan ölmüştü, yanınıza gelmedi mi?’ der. Onlar: ‘O, annesine, Hâviye cehennemine götürüldü!’ derler. Aleyhissalâtu vesselâm devamla der ki: Kâfir muhtazar olduğu vakit, azab melekleri mish (denen kıldan kaba bir elbise) ile gelirler ve şöyle derler: ‘Bu cesedden kendin öfkeli, Allah'ın da öfkesini kazanmış olarak çık ve Allah'ın azabına koş!’ Bunun üzerine, cesedden, en kötü bir cîfe kokusuyla çıkar. Melekler onu arzın kapısına getirirler. Orada: ‘Bu koku ne de pis!’ derler. Sonunda onu kâfir ruhların yanına getirirler."
Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: ‘Mü'min alnının teriyle ölür.’"
Ubeyd İbnu Halîd es-Sülemî, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ashabından birinden naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: ‘Ani ölüm, kâfir için gadab-ı ilahînin bir yakalamasıdır, mü'min için de bir rahmettir.’"