Kütüb-i Sitte

613 numaralı hadis

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «لما خلق الله آدم مسح ظهره، فسقط من ظهره كل نسمة هو خالقها من ذريته إلى يوم القيامة، وجعل بين عيني كل إنسان منهم وبيصًا من نور، ثم عرضهم على آدم، فقال: أي رب، من هؤلاء؟ قال: هؤلاء ذريتك. فرأى رجلًا منهم فأعجبه وبيص ما بين عينيه، فقال: أي رب، من هذا؟ فقال: هذا رجل من آخر الأمم من ذريتك يقال له داود. فقال: رب، كم جعلت عمره؟ قال: ستين سنة. قال: أي رب، زده من عمري أربعين سنة. فلما قضي عمر آدم جاءه ملك الموت، فقال: أولم يبق من عمري أربعون سنة؟ قال: أولم تعطها ابنك داود؟ قال: فجحد آدم فجحدت ذريته، ونسي آدم فنَسِيَت ذريته، وخطئ آدم فخطئت ذريته».

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allahu Zü'l-Celâl hazretleri Adem (aleyhissalâtu vesselâm)'i yarattığı zaman sırtını meshetti. Bunun üzerine kıyâmete kadar onun neslinden yaratacağı insanlardan her birinin iki gözü arasına nurdan bir parlaklık koydu. Sonra hepsini Adem (aleyhisselâm)'e arz etti. Adem (aleyhisselâm): "-Ey Rabbim, bunlar da kim?" diye sordu. "-Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Onlardan bir tanesi dikkatini çekti, gözlerinin arasındaki parlaklık çok hoşuna gitmişti. "-Ey Rabbim, şu da kim?" diye sordu. "-Davud!" deyince: "-Pekâlâ, ne kadar ömür verdin?" diye sordu. "-Altmış yıl!" dedi. Adem: "-Ey Rabbim, ona benim ömrümden kırk yıl ilave et!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Hz. Adem'in yaşı kırk yıl eksik olarak kesinleşince hemen ölüm meleği geldi. Adem (aleyhisselâm) ona: "-Yani benim ömrümden kırk yıl daha geride kalmadı mı?" dedi. Melek: "-İyi ama, sen onu oğlun Dâvud'a vermedin mi?" dedi. Adem inkâr etti, zürriyeti de inkâr etti. Adem unuttu, zürriyeti de unuttu. Adem hatâ işledi, zürriyeti de hatâ işledi."

Kütüb-i Sitte 613, Tirmizi, Tefsir, A'raf, (3078). Tirmizi hadisin sahih olduğunu söyledi.