Kütüb-i Sitte

706 numaralı hadis

عَنْ خَبَّابٍ قَالَ: كُنْتُ قَيْنًا فِي الْجَاهِلِيَّةِ، فَعَمِلْتُ لِلْعَاصِ بْنِ وَائِلٍ سَيْفًا، فَجِئْتُ أَتَقَاضَاهُ، فَقَالَ: لَا أُعْطِيكَ حَتَّى تَكْفُرَ بِمُحَمَّدٍ. فَقُلْتُ: لَا وَاللَّهِ، لَا أَكْفُرُ بِمُحَمَّدٍ حَتَّى تَمُوتَ ثُمَّ تُبْعَثَ. قَالَ: وَإِنِّي لَمَيِّتٌ ثُمَّ مَبْعُوثٌ؟ قُلْتُ: نَعَمْ. قَالَ: فَإِنَّ لِي هُنَاكَ مَالًا وَوَلَدًا، فَأَقْضِيكَ. فَنَزَلَتْ: ﴿أَفَرَأَيْتَ الَّذِي كَفَرَ بِآيَاتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًا ۝ أَطَّلَعَ الْغَيْبَ أَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْدًا ۝ كَلَّا سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّا ۝ وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا﴾.

Habbâb İbnu'l-Eret anlatıyor: "Cahiliye devrinde demirci idim. Âs İbnu Vâil es-Sehmî'ye bir kılıç yaptım. Ücretimi almaya gelmiştim. 'Hayır, Muhammed'i inkâr etmedikçe vermeyeceğim' dedi. Kendisine: 'Asla! Sen ölüp Allah seni yeniden diriltinceye kadar ebediyen onu inkâr etmeyeceğim' dedim. 'Yani ben öldükten sonra tekrar dirileceğim, ha!' diye alaya aldı. Ben: 'Bunda ne şüphe!' deyince: 'Öyleyse bırak beni, öleyim de yeniden dirileyim. Bana bol mal ve evlât verilecek. O zaman sana olan borcumu eda ederim' dedi. Bunun üzerine şu âyetler indi: "Ey Muhammed! Âyetlerimizi inkâr eden ve 'Bana elbette mal ve çocuk verilecektir' diyeni gördün mü? O, görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahmân katından bir söz mü almıştır? Hayır! Söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız. Bahsettiği şeyler bize kalacaktır. Kendisi bize tek başına gelecektir" (Meryem 77-80).

Kütüb-i Sitte 706, Buhari, Tefsir, Meryem 3, 4, 6, İcâre 15, Husumât 10, Büyü 29; Müslim, Münafıkûn 35, (2795); Tirmizi, Tefsir, (3161).