جَاءَ حَبْرٌ مِنَ الْأَحْبَارِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ، إِنَّا نَجِدُ أَنَّ اللَّهَ يَجْعَلُ السَّمَوَاتِ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالْأَرَضِينَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالشَّجَرَ عَلَى إِصْبَعٍ، وَالْمَاءَ وَالثَّرَى عَلَى إِصْبَعٍ، وَسَائِرَ الْخَلَائِقِ عَلَى إِصْبَعٍ، فَيَقُولُ: أَنَا الْمَلِكُ. فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ تَصْدِيقًا لِقَوْلِ الْحَبْرِ، ثُمَّ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَالسَّمَوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ.
İbnu Mes'ûd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Yahudi âlimlerinden biri Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: 'Ey Muhammed, biz Allah'ın semaları bir parmak üzerine, arzları bir parmak üzerine, ağaçları bir parmak üzerine, suyu ve toprağı bir parmak üzerine, diğer mahlukatı da bir parmak üzerine koyduğunu, sonra da: Ben (kâinat mülkünün) Melikiyim, buyurduğunu görüyoruz' dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Yahudi âliminin sözünü tasdik ederek azı dişleri görününceye kadar güldü ve: 'Allah'ı hak (ve lâyık) olduğu vech ile takdir etmediler. Hâlbuki kıyamet günü arz toptan ancak O'nun bir kabzasıdır. Gökler de O'nun sağ eliyle (toplanıp) dürülmüşlerdir. O, onların şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir' (Zümer, 67) meâlindeki âyeti okudu."