كُنَّا نَأْتِي أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيَّ وَنَحْنُ غِلْمَةٌ أَيْفَاعٌ فَكَانَ يَقُولُ لَنَا لاَ تُجَالِسُوا الْقُصَّاصَ غَيْرَ أَبِي الأَحْوَصِ وَإِيَّاكُمْ وَشَقِيقًا قَالَ وَكَانَ شَقِيقٌ هَذَا يَرَى رَأْىَ الْخَوَارِجِ وَلَيْسَ بِأَبِي وَائِلٍ
Bize Ebû Kâmil el-Cahderî rivâyet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd (İbn Zeyd'dir) rivâyet etti. (Dedi ki): Bize Âsım rivâyet etti ve şöyle dedi: Biz yetişkin delikanlılarken Ebû Abdirrahman es-Sülemî'ye gelirdik. Bize: «Ebû'l-Ahvas'tan başka hikâyecilerle düşüp kalkmayın! Hele Şakîk'ten sakının!» derdi. Bu Şakîk, Hâricîlerin görüşünde idi. Ama o, Ebû Vâil değildir.