وَالضُّحٰىۙ
Yemin olsun, kuşluk vaktine;
Kuşluk vaktine andolsun,
Konu
وَالضُّحٰىۙ
Yemin olsun, kuşluk vaktine;
Kuşluk vaktine andolsun,
وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ
Kararıp sakinleştiğinde geceye ki;
Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki,
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.[585]*
وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىۜ
Elbette işin sonu senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır.
Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰىۜ
Rabbin sana mutlaka lutuflarda bulunacak, sen de memnun olacaksın.
Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
اَلَمْ يَجِدْكَ يَت۪يمًا فَاٰوٰىۖ
O seni yetim bulup barındırmadı mı?
Seni yetim bulup da barındırmadı mı?
وَوَجَدَكَ ضَٓالًّا فَهَدٰىۖ
Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi?
Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
وَوَجَدَكَ عَٓائِلًا فَاَغْنٰىۜ
Ve seni yoksul bulup zengin etmedi mi?
Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ
Senin kalbini açıp genişletmedik mi?
(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ
Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ
Ve senin şanını yüceltmedik mi?
Senin şânını yükseltmedik mi?
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ
Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ
Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ
O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul.
Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ
Ve yalnız rabbine yönel.
Ancak Rabbine yönel ve yalvar.