يَوْمَ تُبَدَّلُ الْاَرْضُ غَيْرَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتُ وَبَرَزُوا لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ
Bir gün gelecek, yer başka yere, gökler de başka göklere dönüştürülecek, insanlar gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah’ın huzuruna çıkacaklardır.
O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.
يَوْمَ تَمُورُ السَّمَٓاءُ مَوْرًاۙ
O gün gök öyle bir sallanıp çalkalanır, dağlar yerinden kopup öyle bir yürür ki!
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
وَتَس۪يرُ الْجِبَالُ سَيْرًاۜ
O gün gök öyle bir sallanıp çalkalanır, dağlar yerinden kopup öyle bir yürür ki!
Dağlar yürüdükçe yürür.
اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
Büyük olay gerçekleştiği zaman;
1,2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ
O, alçaltır, yükseltir.
3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ
Sûra bir defa üflendiğinde;
13,14,15. Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.
وَانْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌۙ
Gök yarılır, o gün (bütün) bunların düzeni çökmüştür.
Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.
يَوْمَ تَرْجُفُ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَث۪يبًا مَه۪يلًا
O gün yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar savrulan kum yığınları halini alır.
Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ اِنْ كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ ش۪يبًاۗ
Siz de inkârda direnirseniz çocukları ihtiyarlatan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?
Hâl böyle iken inkâr ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?
اَلسَّمَٓاءُ مُنْفَطِرٌ بِه۪ۜ كَانَ وَعْدُهُ مَفْعُولًا
O gün gökler paramparça olacak, Allah’ın vaadi mutlaka yerine gelecektir.
O günle gök (bile) yarılır, Allah’ın va’di gerçekleşir.
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ
Yıldızların ışığı söndürüldüğünde;
Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ
Ayırım gününün ne olduğunu bilir misin?
Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.
عَنِ النَّبَاِ الْعَظ۪يمِۙ
Hakkında ayrılığa düştükleri büyük haberi mi?
2,3. Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجًاۙ
Sûra üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz;
Bu, sûra üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.
اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْۙۖ
Güneş dürülüp karardığında;
Güneş, dürüldüğü zaman,
وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْۙۖ
Denizler kaynatıldığında;
Denizler kaynatıldığı zaman,
وَاِذَا السَّمَٓاءُ كُشِطَتْۙۖ
Gökyüzü sıyrılıp açıldığında;
Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,
وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۙۖ
Cennet yaklaştırıldığında;
Cennet yaklaştırıldığı zaman,
اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ
Gökyüzü yarıldığında;
Gök yarıldığı zaman,
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ
Kabirlerin altı üstüne getirildiğinde;
Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,
اِذَا السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْۙ
Gök yarıldığında ve rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında;
1,2. Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْۜ
Ve o da rabbine boyun eğip gerekeni yaptığında (herkes yaptığının karşılığını görecektir).
Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ
Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında;
1,2,3. Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman,
بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ
O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır.
Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.
اَلْقَارِعَةُۙ
O dehşetli ses!
Yürekleri hoplatan büyük felaket!
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِۜ
Dağlar da atılmış renkli yüne dönüşür.
Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.