HADİS KÜTÜPHANESİ

Tirmizî

49 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Velâ ve Hibeler Bölümleri

8 hadis

حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَرَادَتْ أَنْ تَشْتَرِيَ، بَرِيرَةَ فَاشْتَرَطُوا الْوَلاَءَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْطَى الثَّمَنَ أَوْ لِمَنْ وَلِيَ النِّعْمَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏

Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, bizzat kendisi Berire’yi satın almak istemiş ve Berire’nin ailesi velâ hakkının kendilerine ait olmasını şart koşmuşlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Velâ hakkı satış bedelini ödeyen kimsenin veya azat ederek hürriyet nimetine kavuşturan kimsenindir.” Tirmizî: Bu konuda İbn Ömer ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. İlim adamlarının uygulamaları bu hadise göredir.

Jami At Tirmidhi 2125

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ بَيْعِ الْوَلاَءِ وَعَنْ هِبَتِهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنْ بَيْعِ الْوَلاَءِ وَعَنْ هِبَتِهِ وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَمَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ ‏.‏ وَيُرْوَى عَنْ شُعْبَةَ قَالَ لَوَدِدْتُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ دِينَارٍ حِينَ حَدَّثَ بِهَذَا الْحَدِيثِ أَذِنَ لِي حَتَّى كُنْتُ أَقُومُ إِلَيْهِ فَأُقَبِّلُ رَأْسَهُ ‏.‏ وَرَوَى يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ وَهَمٌ وَهِمَ فِيهِ يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ وَالصَّحِيحُ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ هَكَذَا رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَتَفَرَّدَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ بِهَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) velâ hakkının satılmasını ve bağışlanmasını yasaklamıştır. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadisi yalnız Abdullah b. Dinar’ın İbn Ömer’den, onun da Peygamber’den (sallallahü aleyhi ve sellem) rivâyetiyle bilmekteyiz. Bu rivâyette Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) velâ hakkını satmayı ve hibe etmeyi yasaklamıştır. Şu’be, Süfyân es-Sevrî ve Mâlik b. Enes bu hadisi Abdullah b. Dinar’dan rivâyet etmişlerdir. Şu’be’den şöyle dediği rivâyet ediliyor: “Abdullah b. Dinar bu hadisi rivâyet ederken, kalkıp başını öpmem için bana izin vermesini çok isterdim.” Yahya b. Süleym aynı hadisi Ubeydullah b. Ömer’den, Nâfi’den, İbn Ömer’den ve Peygamber’den (sallallahü aleyhi ve sellem) rivâyet etmiştir. Oysa bu rivâyet bir vehimdir; Yahya b. Süleym burada yanılmıştır. Sahih olan rivâyet, Ubeydullah b. Ömer’den, Abdullah b. Dinar’dan, İbn Ömer’den ve Peygamber’den (sallallahü aleyhi ve sellem) şeklindedir. Ubeydullah b. Ömer’den birden fazla kişi bu şekilde rivâyet etmiştir. Tirmizî: Abdullah b. Dinar bu hadisin rivâyetinde tek kalmıştır.

Jami At Tirmidhi 2126

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَطَبَنَا عَلِيٌّ فَقَالَ مَنْ زَعَمَ أَنَّ عِنْدَنَا شَيْئًا نَقْرَؤُهُ إِلاَّ كِتَابَ اللَّهِ وَهَذِهِ الصَّحِيفَةَ صَحِيفَةٌ فِيهَا أَسْنَانُ الإِبِلِ وَأَشْيَاءُ مِنَ الْجِرَاحَاتِ فَقَدْ كَذَبَ وَقَالَ فِيهَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمَدِينَةُ حَرَامٌ مَا بَيْنَ عَيْرٍ إِلَى ثَوْرٍ فَمَنْ أَحْدَثَ فِيهَا حَدَثًا أَوْ آوَى مُحْدِثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً وَمَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ أَوْ تَوَلَّى غَيْرَ مَوَالِيهِ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلاَ عَدْلٌ وَذِمَّةُ الْمُسْلِمِينَ وَاحِدَةٌ يَسْعَى بِهَا أَدْنَاهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَلِيٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ عَنْ عَلِيٍّ نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَلِيٍّ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

İbrahim et-Teymî’nin babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali (r.a.) bir gün bize hutbe vererek şöyle dedi: “Yanımızda Allah’ın kitabından ve içinde develerin yaşları ile yaralamalara ait birtakım hükümlerin bulunduğu şu sahifeden başka okuduğumuz bir şey bulunduğunu iddia eden kimse muhakkak yalan söylemiştir.” Ali, bu sahifede Rasûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu söyledi: “Medine, Ayr ile Sevr arasındaki bölge itibarıyla harem sayılır. Kim burada bir bidat ortaya çıkarır veya bir bidatçıyı barındırırsa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir. Kıyamet gününde Allah onun ne farz ne de nafile amelini kabul eder. Kim babasından başkasına nispet edilir veya kendi mevlâlarından başkasını mevlâ edinirse Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir. Onun ne farz ne de nafile ameli kabul edilir. Müslümanların zimmeti birdir; onların en aşağı durumda olanı dahi bu zimmeti verebilir.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir ve Ali’den, Peygamber’den (sallallahü aleyhi ve sellem) birden fazla yolla rivâyet edilmiştir. Bazıları bu hadisin benzerini A’meş’ten, İbrahim et-Teymî’den, Hâris b. Süveyd’den ve Ali’den rivâyet etmişlerdir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir ve Ali’den, Peygamber’den (sallallahü aleyhi ve sellem) birden fazla yolla rivâyet edilmiştir.

Jami At Tirmidhi 2127

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الْجَبَّارِ الْعَطَّارُ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي فَزَارَةَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا أَلْوَانُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حُمْرٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ فِيهَا أَوْرَقُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ إِنَّ فِيهَا لَوُرْقًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنَّى أَتَاهَا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَعَلَّ عِرْقًا نَزَعَهَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَذَا لَعَلَّ عِرْقًا نَزَعَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Fezâre kabilesinden bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Karım siyah bir çocuk doğurdu.” Rasûlullah (s.a.v.) o adama: “Develerin var mı?” dedi. Adam: “Evet” dedi. “Renkleri nasıldır?” dedi. Adam: “Kızıl” dedi. Peygamber (s.a.v.): “İçlerinde boz deve var mı?” dedi. Adam: “Evet, içlerinde boz develer var” dedi. Peygamber (s.a.v.): “Bu boz renk onlara nereden geldi?” buyurdu. Adam: “Belki onlara çeken bir damar vardır” dedi. Peygamber (s.a.v.): “İşte bunda da belki ona çeken bir damar vardır” buyurdu. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Jami At Tirmidhi 2128

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا مَسْرُورًا تَبْرُقُ أَسَارِيرُ وَجْهِهِ فَقَالَ ‏"‏ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ مُجَزِّزًا نَظَرَ آنِفًا إِلَى زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ فَقَالَ هَذِهِ الأَقْدَامُ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Âişe’nin yanına sevinçli olarak girdi; yüzü parıl parıl parlamaktaydı ve Âişe’ye şöyle dedi: “Görmedin mi? Mücezziz az önce Zeyd b. Hârise ile Üsâme b. Zeyd’in ayaklarına bakarak, ‘Bu ayaklar birbirlerindendir’ dedi.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.

Jami At Tirmidhi 2129

حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَعْشَرٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَهَادَوْا فَإِنَّ الْهَدِيَّةَ تُذْهِبُ وَحَرَ الصَّدْرِ وَلاَ تَحْقِرَنَّ جَارَةٌ لِجَارَتِهَا وَلَوْ شِقَّ فِرْسِنِ شَاةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو مَعْشَرٍ اسْمُهُ نَجِيحٌ مَوْلَى بَنِي هَاشِمٍ وَقَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Karşılıklı hediyeleşin; çünkü hediye kalpten kini giderir. Bir komşu kadın, komşusu olan kadına koyun paçasından bir parça bile olsa hediye olarak vermeyi küçük görmesin.” Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle garibtir. Ebû Ma’şer’in ismi Benî Hâşim’in azatlısı Necîh’tir. Bazı hadis bilginleri hafızası yönünden bu kimseyi tenkit etmişlerdir.

Jami At Tirmidhi 2130

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُكْتِبُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَثَلُ الَّذِي يُعْطِي الْعَطِيَّةَ ثُمَّ يَرْجِعُ فِيهَا كَالْكَلْبِ أَكَلَ حَتَّى إِذَا شَبِعَ قَاءَ ثُمَّ عَادَ فَرَجَعَ فِي قَيْئِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏

İbn Ömer (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir bağış yapıp da sonra bağışından dönen kimse, doyuncaya kadar yiyip sonra kusan ve ardından kustuğuna dönüp onu yiyen köpek gibidir.” Tirmizî: Bu konuda İbn Abbâs ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivâyet edilmiştir.

Jami At Tirmidhi 2131

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنِي طَاوُسٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَابْنِ عَبَّاسٍ يَرْفَعَانِ الْحَدِيثَ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لِلرَّجُلِ أَنْ يُعْطِيَ عَطِيَّةً ثُمَّ يَرْجِعَ فِيهَا إِلاَّ الْوَالِدَ فِيمَا يُعْطِي وَلَدَهُ وَمَثَلُ الَّذِي يُعْطِي الْعَطِيَّةَ ثُمَّ يَرْجِعُ فِيهَا كَمَثَلِ الْكَلْبِ أَكَلَ حَتَّى إِذَا شَبِعَ قَاءَ ثُمَّ عَادَ فِي قَيْئِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ لاَ يَحِلُّ لِمَنْ وَهَبَ هِبَةً أَنْ يَرْجِعَ فِيهَا إِلاَّ الْوَالِدَ فَلَهُ أَنْ يَرْجِعَ فِيمَا أَعْطَى وَلَدَهُ ‏.‏ وَاحْتَجَّ بِهَذَا الْحَدِيثِ ‏

İbn Ömer ve İbn Abbâs (r.anhümâ)’dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimsenin bağışta bulunup bağışından dönmesi câiz değildir. Ancak baba, çocuğuna verdiği bağıştan dönebilir. Bağış yapıp da sonra bağışından dönen kimse, doyuncaya kadar yiyip kusan, sonra dönüp kustuğunu yiyen köpeğe benzer.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Şâfiî diyor ki: Bağış yapanın bağışından dönmesi câiz değildir. Ancak baba, çocuğuna yaptığı bağıştan dönebilir. Şâfiî bu görüşüne bu hadisi delil olarak göstermektedir.

Jami At Tirmidhi 2132