حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اتَّخَذَ كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ مَاشِيَةٍ أَوْ صَيْدٍ أَوْ زَرْعٍ انْتَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " .
Ebû Hureyre'den (rivayet olunduğuna göre) Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her kim sürü, av veya ekin köpeği dışında bir köpek edinirse (o kimsenin) sevabından her gün bir kîrât eksilir."
Sunan Abu Dawud 2844
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْلاَ أَنَّ الْكِلاَبَ أُمَّةٌ مِنَ الأُمَمِ لأَمَرْتُ بِقَتْلِهَا فَاقْتُلُوا مِنْهَا الأَسْوَدَ الْبَهِيمَ " .
Abdullah b. Muğaffel'den demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.): "Eğer köpekler (yeryüzünde Allah'ı tesbih eden) topluluklardan bir topluluk olmasaydı, hemen onları öldürmeyi emrederdim. Artık siz onlardan tamamen siyah olanı öldürünüz." buyurdu.
Sunan Abu Dawud 2845
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَمَرَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَتْلِ الْكِلاَبِ حَتَّى إِنْ كَانَتِ الْمَرْأَةُ تَقْدَمُ مِنَ الْبَادِيَةِ - يَعْنِي بِالْكَلْبِ - فَنَقْتُلُهُ ثُمَّ نَهَانَا عَنْ قَتْلِهَا وَقَالَ " عَلَيْكُمْ بِالأَسْوَدِ " .
Câbir'den demiştir ki: Allah'ın Peygamberi (bize) köpekleri öldürmeyi emretmişti, biz de çölden köpekle gelen bir kadının yanındaki köpeği bile öldürüyorduk. Sonra bizi onları öldürmekten nehyetti ve "Siz siyah (köpek)i öldürmeye bakın." buyurdu.
Sunan Abu Dawud 2846
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ إِنِّي أُرْسِلُ الْكِلاَبَ الْمُعَلَّمَةَ فَتُمْسِكُ عَلَىَّ أَفَآكُلُ قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ الْكِلاَبَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلْنَ مَا لَمْ يَشْرَكْهَا كَلْبٌ لَيْسَ مِنْهَا " . قُلْتُ أَرْمِي بِالْمِعْرَاضِ فَأُصِيبُ أَفَآكُلُ قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ بِالْمِعْرَاضِ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَأَصَابَ فَخَزَقَ فَكُلْ وَإِنْ أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Adiyy b. Hâtim'den demiştir ki: Nebi (s.a.v.)'e: "Ben (av üzerine) eğitilmiş köpekler salıyorum. Onlar da bana (avı) tutuveriyorlar. Ben bu avın etini yiyebilir miyim?" diye sordum da: "Eğer eğitilmiş (olan bu) köpekleri gönderirken besmele çekmişsen, yakalamış oldukları avları ye!" buyurdu. "Eğer (avı) öldürmüşlerse de mi?" dedim. "Onlara kendilerinden olmayan bir köpek katılmamış olmak şartıyla, yakaladıkları avı öldürmüş olsalar da (yiyebilirsin)." buyurdu. "Ben (avlarımı) mi'râz ile avlıyorum, mi'râz ile avladığım avları da yiyebilir miyim?" dedim. "Eğer mi'râzı besmele ile atmışsan ve bu mi'râz hayvana isabet edip onun vücudunu delmişse etini ye; fakat hayvana sivri uçlarından biriyle değil de iki ucu arasında kalan kısmıyla isabet etmişse yeme!" buyurdu.
Sunan Abu Dawud 2847
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ إِنَّا نَصِيدُ بِهَذِهِ الْكِلاَبِ فَقَالَ لِي " إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ وَإِنْ قَتَلَ إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ فَإِنْ أَكَلَ الْكَلْبُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَى نَفْسِهِ " .
Adiyy b. Hatim'den demiştir ki: Nebi (S.A.V.)'e, "Biz şu köpeklerle avcılık yapıyoruz, bu hususta ne buyurursunuz?" diye sordum. Bana: "Eğer avın üzerine eğitilmiş köpeklerini gönderiyorsan ve onları gönderirken üzerlerine besmele çekiyorsan, sana yakaladıkları avlardan yiyebilirsin; isterse avı yakalayan köpek onu öldürmüş olsun. Fakat köpek yakaladığı hayvanın bir kısmını yerse, o başka. Eğer köpek avın bir tarafını yemişse sen onu yeme. Çünkü köpeğin onu kendisi için yakalamış olmasından korkarım." cevabını verdi.
Sunan Abu Dawud 2848
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ بِسَهْمِكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَوَجَدْتَهُ مِنَ الْغَدِ وَلَمْ تَجِدْهُ فِي مَاءٍ وَلاَ فِيهِ أَثَرٌ غَيْرَ سَهْمِكَ فَكُلْ وَإِذَا اخْتَلَطَ بِكِلاَبِكَ كَلْبٌ مِنْ غَيْرِهَا فَلاَ تَأْكُلْ لاَ تَدْرِي لَعَلَّهُ قَتَلَهُ الَّذِي لَيْسَ مِنْهَا " .
Adiyy b. Hâtim'den demiştir ki: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Besmele çekerek okunu atıp da ertesi gün bulduğun avını, bir su içerisinde bulmuş olmaman ve üzerinde senin okundan başka bir okun tesiri olmaması şartıyla yiyebilirsin. Senin av üzerine göndermiş olduğun eğitimli köpeklerine başka bir köpek karışacak olursa, onların yakaladığı avı yeme. Bilemezsin, belki de onu senin gönderdiğin köpeklerden olmayan bir köpek öldürmüştür."
Sunan Abu Dawud 2849
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، أَخْبَرَنِي عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا وَقَعَتْ رَمِيَّتُكَ فِي مَاءٍ فَغَرِقَ فَمَاتَ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Adiyy b. Hâtim'den bildirdiğine göre Nebi (S.A.V.): "Avladığın hayvan bir su içerisine batarak ölmüşse onu yeme." buyurmuştur.
Sunan Abu Dawud 2850
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُجَالِدٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا عَلَّمْتَ مِنْ كَلْبٍ أَوْ بَازٍ ثُمَّ أَرْسَلْتَهُ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكَ عَلَيْكَ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلَ قَالَ " إِذَا قَتَلَهُ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ شَيْئًا فَإِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَيْكَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْبَازُ إِذَا أَكَلَ فَلاَ بَأْسَ بِهِ وَالْكَلْبُ إِذَا أَكَلَ كُرِهَ وَإِنْ شَرِبَ الدَّمَ فَلاَ بَأْسَ بِهِ .
Adiyy b. Hâtim'den demiştir ki: Nebi (S.A.V.): "Eğittikten sonra besmele çekerek (av üzerine) gönderdiğin bir köpek ya da bir şahinin senin için yakaladığı avı yiyebilirsin." buyurdu. Ben de: "(Avı) öldürmüşse de mi?" diye sordum. "Eğer onu öldürmüş de onun hiçbir tarafını yememişse onu ancak senin için yakalamış demektir." buyurdu. Ebû Dâvud der ki: Şahin (yakalamış olduğu avın bir tarafını) yemişse bunda bir sakınca yoktur. (Fakat) köpek (yakaladığı avın bir tarafını) yemişse (o avın etini yemek) mekruh olur. Fakat kanını içmişse bunda bir sakınca yoktur.
Sunan Abu Dawud 2851
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَيْدِ الْكَلْبِ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَكُلْ وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ وَكُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ يَدَاكَ " .
Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.) köpeğin avladığı av hakkında (şöyle) buyurdu: "Köpeğini (avın üzerine) besmele çekerek göndermişsen (onun yakaladığı avı) yiyebilirsin. İsterse o avın bir tarafını yemiş olsun. Kendi ellerinle avladığını da ye."
Sunan Abu Dawud 2852
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُعَاذِ بْنِ خُلَيْفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَدُنَا يَرْمِي الصَّيْدَ فَيَقْتَفِي أَثَرَهُ الْيَوْمَيْنِ وَالثَّلاَثَةَ ثُمَّ يَجِدُهُ مَيِّتًا وَفِيهِ سَهْمُهُ أَيَأْكُلُ قَالَ " نَعَمْ إِنْ شَاءَ " . أَوْ قَالَ " يَأْكُلُ إِنْ شَاءَ " .
Adiyy b. Hâtim'den (rivayet olunduğuna göre) kendisi (Nebi s.a.v.'e): "Ey Allah'ın Resulü, birimiz ava (bir ok) atıyor ve onun izini iki ya da üç gün takip ediyor, sonra onu üzerinde okuyla birlikte ölü olarak buluyor. (O kimse bu avın etini) yiyebilir mi?" diye sormuş, (Resul-i Ekrem Efendimiz) "İsterse evet." cevabını vermiş, yahut da "İsterse yiyebilir." buyurmuştur.
Sunan Abu Dawud 2853
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قَالَ عَدِيُّ بْنُ حَاتِمٍ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " إِذَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّهُ وَقِيذٌ " . قُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي . قَالَ " إِذَا سَمَّيْتَ فَكُلْ وَإِلاَّ فَلاَ تَأْكُلْ وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا أَمْسَكَ لِنَفْسِهِ " . فَقَالَ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ عَلَيْهِ كَلْبًا آخَرَ فَقَالَ " لاَ تَأْكُلْ لأَنَّكَ إِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ " .
Adiyy b. Hatim demiştir ki: Ben Nebi (S.A.V.)'e mi'raz ile av avlamayı sordum da: "Eğer ava sivri ucuyla değmişse o avı yiyebilirsin; fakat yan tarafıyla değmişse o zaman onu yeme. Çünkü o vâkizdir" cevabını verdi. "Av üzerine köpeğimi gönderiyorum" dedim. "Besmeleyle gönderdiğinde o köpeğin yakaladığı avı yiyebilirsin, yoksa yiyemezsin. Eğer köpek yakaladığı avdan yemişse o avı da yiyemezsin. Çünkü onu sadece kendisi için yakalamıştır" buyurdu. Daha sonra Adiyy: "Ben köpeğimi avın üzerine gönderiyorum; avın yanına vardığım zaman onunla birlikte başka bir köpek daha buluyorum" demiş. Hz. Nebi (S.A.V.) de: "Yeme. Çünkü sen ancak kendi köpeğin üzerine besmele çektin" buyurmuştur.
Sunan Abu Dawud 2854
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيَّ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، عَائِذُ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ، يَقُولُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ وَبِكَلْبِي الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ قَالَ " مَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ وَمَا اصَّدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ فَكُلْ " .
Ebû Sa'lebe el-Huşenî demiştir ki: Ben Rasûlullah (S.A.V.)'e: "Ey Allah'ın Rasûlü! Ben eğitilmiş köpeğimle de eğitilmemiş köpeğimle de avlanıyorum" dedim. Rasûlullah (S.A.V.): "Eğitilmiş köpeğinle avladığın av üzerine Allah'ın adını an ve onu ye. Eğitilmemiş köpeğinle avladığın ava gelince, onu kesmeye yetişirsen ye" cevabını verdi.
Sunan Abu Dawud 2855
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ سَيْفٍ، حَدَّثَنَا أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيُّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا ثَعْلَبَةَ كُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ قَوْسُكَ وَكَلْبُكَ " . زَادَ عَنِ ابْنِ حَرْبٍ " الْمُعَلَّمُ وَيَدُكَ فَكُلْ ذَكِيًّا وَغَيْرَ ذَكِيٍّ " .
Ebû Sa'lebe el-Huşenî demiştir ki: Rasûlullah (S.A.V.) bana: "Ey Ebû Sa'lebe! Yayının ve köpeğinin sana geri getirdiğini ye" buyurdu. İbn Harb'in rivayetinde şu ilave vardır: "Eğitilmiş köpeğinin ve elinin sana geri getirdiğini, kesilmiş olsun veya kesilmemiş olsun, ye."
Sunan Abu Dawud 2856
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمِنْهَالِ الضَّرِيرِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا حَبِيبٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، يُقَالُ لَهُ أَبُو ثَعْلَبَةَ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي كِلاَبًا مُكَلَّبَةً فَأَفْتِنِي فِي صَيْدِهَا . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنْ كَانَ لَكَ كِلاَبٌ مُكَلَّبَةٌ فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ " . قَالَ ذَكِيًّا أَوْ غَيْرَ ذَكِيٍّ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ فَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ قَالَ " وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفْتِنِي فِي قَوْسِي . قَالَ " كُلْ مَا رَدَّتْ عَلَيْكَ قَوْسُكَ " . قَالَ " ذَكِيًّا أَوْ غَيْرَ ذَكِيٍّ " . قَالَ وَإِنْ تَغَيَّبَ عَنِّي قَالَ " وَإِنْ تَغَيَّبَ عَنْكَ مَا لَمْ يَصِلَّ أَوْ تَجِدَ فِيهِ أَثَرًا غَيْرَ سَهْمِكَ " . قَالَ أَفْتِنِي فِي آنِيَةِ الْمَجُوسِ إِنِ اضْطُرِرْنَا إِلَيْهَا . قَالَ " اغْسِلْهَا وَكُلْ فِيهَا " .
Amr b. Şuayb'ın dedesinden rivayet olunduğuna göre Ebû Sa'lebe denilen bir Arap, Hz. Nebi'nin huzuruna gelerek: Ey Allah'ın Rasûlü! Benim eğitilmiş köpeklerim var, bunların avladığı av hakkında bana fetva verir misin? demiş. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de: "Eğer senin eğitilmiş köpeklerin varsa onların senin için yakaladıkları avı yiyebilirsin." buyurmuş. Bunun üzerine adam: Bu avı diri olarak ele geçirince keserek yahut ölü olarak ele geçirince kesmeden yiyebilir miyim? demiş. Hz. Peygamber de: "Evet." cevabını vermiş. Sonra adam: Köpek o avın bir tarafını yese de mi? demiş. Rasûl-i Ekrem Efendimiz de: "Evet, o avın bir tarafını yemiş olsa da yiyebilirsin." buyurmuş. Daha sonra o Arap: Ey Allah'ın Rasûlü, bana kendisiyle avcılık yaptığım yayım hakkında fetva ver, demiş. Hz. Nebi de: "Yayınla avladığın avı yiyebilirsin." buyurmuş. Adam: Eğer elime diri olarak geçerse kesilmiş olarak yahut ölü olarak geçerse kesilmeden yiyebilir miyim? demiş. Bu defa adam: Ey Allah'ın Rasûlü, bu av gözümden bir süre kaybolmuşsa da yiyebilir miyim? demiş. Rasûl-i Ekrem Efendimiz de: "Evet, hayvanın bozulup kokuşmaması ve üzerinde senin okundan başka bir okun izi bulunmaması şartıyla gözünden bir süre kaybolmuş da olsa yine onun etini yiyebilirsin." buyurmuş. Daha sonra adam: Ey Allah'ın Rasûlü! Bir de kaçınılmaz şekilde muhtaç olduğumuz Mecûsî kapları hakkında bana fetva versen, demiş. Rasûl-i Ekrem Efendimiz de: "Onları yıkar ve içlerinde yemek yersin." buyurmuş.
Sunan Abu Dawud 2857
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي وَاقِدٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا قُطِعَ مِنَ الْبَهِيمَةِ وَهِيَ حَيَّةٌ فَهِيَ مَيْتَةٌ " .
Ebû Vâkıd'dan rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: "Hayvan canlı iken vücudundan koparılan parça ölü hükmündedir." buyurdu.
Sunan Abu Dawud 2858
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو مُوسَى، عَنْ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - وَقَالَ مَرَّةً سُفْيَانُ وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - وَقَالَ " مَنْ سَكَنَ الْبَادِيَةَ جَفَا وَمَنِ اتَّبَعَ الصَّيْدَ غَفَلَ وَمَنْ أَتَى السُّلْطَانَ افْتُتِنَ " .
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Bir defasında Süfyan: "Bildiğim kadarıyla bu rivayet ancak Nebi sallallahu aleyhi ve sellemden nakledilmiştir." dedi: "Çölde oturan kimsenin huyu sertleşir. Av peşinde gezen gafilleşir. Sultanın yanına giden fitneye düşer."
Sunan Abu Dawud 2859
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الْحَكَمِ النَّخَعِيُّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ شَيْخٍ، مِنَ الأَنْصَارِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى مُسَدَّدٍ قَالَ " وَمَنْ لَزِمَ السُّلْطَانَ افْتُتِنَ " . زَادَ " وَمَا ازْدَادَ عَبْدٌ مِنَ السُّلْطَانِ دُنُوًّا إِلاَّ ازْدَادَ مِنَ اللَّهِ بُعْدًا " .
Nebi (S.A.V.)'den (rivayet edilen bir önceki 2859.) Müsedded hadisi bir de mana olarak Ebû Hureyre'den (rivayet olunmuştur. Hz. Ebû Hureyre bu hadisi): "Kim (devamlı olarak zalim) idareci ile düşer kalkarsa fitneye düşer." (anlamına gelen lafızlarla) rivayet etti. (Daha sonra bu rivayetine şu manaya gelen cümleyi de) ilave etti: "Kul (zalim) sultana yaklaşmakla Allah'tan uzaklaşmaktan başka bir şey kazanmaz."
Sunan Abu Dawud 2860
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ الصَّيْدَ فَأَدْرَكْتَهُ بَعْدَ ثَلاَثِ لَيَالٍ وَسَهْمُكَ فِيهِ فَكُلْهُ مَا لَمْ يُنْتِنْ " .
Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den demiştir ki: Nebi (S.A.V.) (şöyle buyurmuştur): "Ava (okunu) atıp da onu üç (gün üç) gece sonra (atmış olduğun) okun üzerinde olduğu hâlde (ölü olarak) ele geçirecek olursan, kokuşmamış olması şartıyla onu yiyebilirsin."
Sunan Abu Dawud 2861