HADİS KÜTÜPHANESİ

Muvatta Malik

61 bölümTürkçe tercüme ve Arapça metin
BÖLÜM

Câmi' (Çeşitli Konular)

45 hadis

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنَ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَسْتَأْذِنُ عَلَى أُمِّي فَقَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الرَّجُلُ إِنِّي مَعَهَا فِي الْبَيْتِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْتَأْذِنْ عَلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ إِنِّي خَادِمُهَا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْتَأْذِنْ عَلَيْهَا أَتُحِبُّ أَنْ تَرَاهَا عُرْيَانَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاسْتَأْذِنْ عَلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏

Ata' b. Yesar (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kişi: "Ey Allah'ın Resulü! Annemin yanına girmek için izin isteyecek miyim?" diye sordu. O da: "Evet" buyurdu. Adam: "Ben evde onunla beraber oturuyorum" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ondan izin iste" buyurdu. Adam: "Ben ona hizmet ediyorum" dediğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine: "Ondan izin iste; onu çıplak olarak görmek ister misin?" buyurdu. Adam da: "Hayır" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ondan izin iste" buyurdu.

Muwatta Malik 1763

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ الثِّقَةِ، عِنْدَهُ عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ فَادْخُلْ وَإِلاَّ فَارْجِعْ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Musa el Eş'ari (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İzin istemek üç seferdir. İzin verilirse gir; yoksa geri dön."

Muwatta Malik 1764

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ، مِنْ عُلَمَائِهِمْ أَنَّ أَبَا مُوسَى الأَشْعَرِيَّ، جَاءَ يَسْتَأْذِنُ عَلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَاسْتَأْذَنَ ثَلاَثًا ثُمَّ رَجَعَ فَأَرْسَلَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فِي أَثَرِهِ فَقَالَ مَا لَكَ لَمْ تَدْخُلْ فَقَالَ أَبُو مُوسَى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ فَادْخُلْ وَإِلاَّ فَارْجِعْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ وَمَنْ يَعْلَمُ هَذَا لَئِنْ لَمْ تَأْتِنِي بِمَنْ يَعْلَمُ ذَلِكَ لأَفْعَلَنَّ بِكَ كَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَخَرَجَ أَبُو مُوسَى حَتَّى جَاءَ مَجْلِسًا فِي الْمَسْجِدِ يُقَالُ لَهُ مَجْلِسُ الأَنْصَارِ فَقَالَ إِنِّي أَخْبَرْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ فَادْخُلْ وَإِلاَّ فَارْجِعْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَئِنْ لَمْ تَأْتِنِي بِمَنْ يَعْلَمُ هَذَا لأَفْعَلَنَّ بِكَ كَذَا وَكَذَا ‏.‏ فَإِنْ كَانَ سَمِعَ ذَلِكَ أَحَدٌ مِنْكُمْ فَلْيَقُمْ مَعِي ‏.‏ فَقَالُوا لأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قُمْ مَعَهُ ‏.‏ وَكَانَ أَبُو سَعِيدٍ أَصْغَرَهُمْ فَقَامَ مَعَهُ فَأَخْبَرَ بِذَلِكَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لأَبِي مُوسَى أَمَا إِنِّي لَمْ أَتَّهِمْكَ وَلَكِنْ خَشِيتُ أَنْ يَتَقَوَّلَ النَّاسُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Rabia b. Ebi Abdurrahman (r.a.) ve diğer bazı âlimlerden şöyle rivayet edildi: "Ebu Musa el-Eş'ari, Ömer b. Hattab'ın huzuruna girmek için izin istedi ve üç sefer izin istemeyi tekrarladı. Sonra geri dönüp gitti. Ömer arkasından adam göndererek çağırttı ve: 'Niçin girmedin?' diye sordu. Ebu Musa da: 'Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim: İzin üç defa istenir; izin verilirse girersin, yoksa dönersin, buyuruyordu.' Bunun üzerine Ömer: 'Bunu senden başka kim biliyor? Eğer bana bunu bilen birisini getirmezsen sana şöyle veya böyle yaparım.' dedi. Ebu Musa çıktı, mescitteki ensardan meydana gelen bir gruba uğradı ve onlara: 'Ben Ömer b. Hattab'a, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğim: İzin istemek üçtür; eğer izin verilirse girersin, değilse dönüp gidersin, buyurduğunu haber verdim. O da: Eğer bana bunu bilen başka birini getirmezsen sana şöyle böyle yaparım, dedi. Eğer aranızda bunu işiten varsa benimle gelsin.' deyince onlar Ebu Said el-Hudri'ye: 'Kalk, onunla git.' dediler. Ebu Said onların en küçüğüydü. O da gidip Ömer'e aynı hadisi aktarınca Ömer, Ebu Musa'ya: 'Ben seni itham etmiyorum. Fakat insanların Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem adına hadis uydurmalarından korkuyorum.' dedi.

Muwatta Malik 1765

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنْ عَطَسَ فَشَمِّتْهُ ثُمَّ إِنْ عَطَسَ فَشَمِّتْهُ ثُمَّ إِنْ عَطَسَ فَشَمِّتْهُ ثُمَّ إِنْ عَطَسَ فَقُلْ إِنَّكَ مَضْنُوكٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ لاَ أَدْرِي أَبَعْدَ الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ

Abdullah b. Ebi Bekir'in (r.a.) babasından rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Biri aksırırsa 'Yerhamükallah' (Allah sana rahmet eylesin) diye hayır ve bereketle dua et. Sonra yine aksırırsa yine aynısını söyle; yine aksırırsa yine aynı karşılığı ver; yine aksırırsa: 'Sen nezle olmuşsun.' de." Abdullah b. Ebi Bekir: "Bunu üçüncüden sonra mı, yoksa dördüncüden sonra mı söylediğini bilmiyorum." dedi.

Muwatta Malik 1766

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ إِذَا عَطَسَ فَقِيلَ لَهُ يَرْحَمُكَ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ يَرْحَمُنَا اللَّهُ وَإِيَّاكُمْ وَيَغْفِرُ لَنَا وَلَكُمْ ‏.‏

Nafi'den (r.a.) rivayete göre, Abdullah b. Ömer aksırdığı zaman ona "Yerhamükallah" denilince o da: "Allah bize de size de rahmet eylesin; bizi de sizi de bağışlasın." derdi.

Muwatta Malik 1767

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ رَافِعَ بْنَ إِسْحَاقَ، مَوْلَى الشِّفَاءِ أَخْبَرَهُ قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي طَلْحَةَ، عَلَى أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ نَعُودُهُ فَقَالَ لَنَا أَبُو سَعِيدٍ أَخْبَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ الْمَلاَئِكَةَ لاَ تَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ تَمَاثِيلُ أَوْ تَصَاوِيرُ ‏"‏ ‏.‏ شَكَّ إِسْحَاقُ لاَ يَدْرِي أَيَّتَهُمَا قَالَ أَبُو سَعِيدٍ ‏.‏

İshak b. Abdullah b. Ebi Talha'dan rivayete göre, Şifa'nın azatlı kölesi Rafi b. İshak şöyle haber vermiştir: "Abdullah b. Ebi Talha ile beraber Ebû Saîd el-Hudrî'yi hastalığında ziyarete gittik. Ebû Saîd bize dedi ki: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle haber vermiştir: 'İçerisinde heykel veya resim bulunan eve melekler girmez.'" Ravi İshak, Ebû Saîd'in resim ve heykelden hangisini söylediği konusunda şüphe etti.

Muwatta Malik 1768

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى أَبِي طَلْحَةَ الأَنْصَارِيِّ يَعُودُهُ قَالَ فَوَجَدَ عِنْدَهُ سَهْلَ بْنَ حُنَيْفٍ فَدَعَا أَبُو طَلْحَةَ إِنْسَانًا فَنَزَعَ نَمَطًا مِنْ تَحْتِهِ فَقَالَ لَهُ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ لِمَ تَنْزِعُهُ قَالَ لأَنَّ فِيهِ تَصَاوِيرَ وَقَدْ قَالَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا قَدْ عَلِمْتَ ‏.‏ فَقَالَ سَهْلٌ أَلَمْ يَقُلْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِلاَّ مَا كَانَ رَقْمًا فِي ثَوْبٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى وَلَكِنَّهُ أَطْيَبُ لِنَفْسِي ‏.‏

Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ud (r.a.) Ebû Talha el-Ensari'yi hastalığında ziyaret etti. Yanına vardığında Sehl b. Huneyf de orada idi. Ebû Talha bir adam çağırdı, altındaki sergiyi çıkarttırdı. Sehl b. Huneyf kendisine: "Onu neden çıkarıyorsun?" diye sordu. O da: "Çünkü onda resimler var, onlar hakkında da Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ne söylediğini biliyorsun." Sehl de: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kumaşlardaki nakış ve süslemeler hariç dememiş miydi?" deyince Ebû Talha: "Evet, ama çıkartmak kalbime daha hoş geldi" diye cevap verdi.

Muwatta Malik 1769

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا اشْتَرَتْ نُمْرُقَةً فِيهَا تَصَاوِيرُ فَلَمَّا رَآهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْبَابِ فَلَمْ يَدْخُلْ فَعَرَفَتْ فِي وَجْهِهِ الْكَرَاهِيَةَ وَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُوبُ إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ فَمَاذَا أَذْنَبْتُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَمَا بَالُ هَذِهِ النُّمْرُقَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتِ اشْتَرَيْتُهَا لَكَ تَقْعُدُ عَلَيْهَا وَتَوَسَّدُهَا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُقَالُ لَهُمْ أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ الْبَيْتَ الَّذِي فِيهِ الصُّوَرُ لاَ تَدْخُلُهُ الْمَلاَئِكَةُ ‏"‏ ‏.‏

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından Aişe (r.anha)'den rivayete göre, o üzerinde resimler bulunan bir yastık satın aldı. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görünce kapının önünde durdu, içeri girmedi. Aişe onun yüzündeki hoşnutsuzluğu anladı ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Yaptığım hatadan Allah'a ve onun Resûlüne dönüyorum. Ne suç işledim?" Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu resimli yastıkta ne oluyor?" dedi. Aişe de: "Onu senin için satın aldım, üzerine oturursun veya yaslanırsın" deyince Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu resimleri yapanlar kıyamet günü azap çekecekler, onlara: 'Yaptığınız bu resimlere can veriniz' denilecek" buyurdu. Sonra da devam ederek: "İçerisinde resim bulunan eve melekler girmez" buyurdu.

Muwatta Malik 1770

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ قَالَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ فَإِذَا ضِبَابٌ فِيهَا بَيْضٌ وَمَعَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ فَقَالَ ‏"‏ مِنْ أَيْنَ لَكُمْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ أَهْدَتْهُ لِي أُخْتِي هُزَيْلَةُ بِنْتُ الْحَارِثِ ‏.‏ فَقَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ وَخَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ ‏"‏ كُلاَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالاَ أَوَلاَ تَأْكُلُ أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي تَحْضُرُنِي مِنَ اللَّهِ حَاضِرَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ مَيْمُونَةُ أَنَسْقِيكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِنْ لَبَنٍ عِنْدَنَا فَقَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا شَرِبَ قَالَ ‏"‏ مِنْ أَيْنَ لَكُمْ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ أَهْدَتْهُ لِي أُخْتِي هُزَيْلَةُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَرَأَيْتِكِ جَارِيَتَكِ الَّتِي كُنْتِ اسْتَأْمَرْتِينِي فِي عِتْقِهَا أَعْطِيهَا أُخْتَكِ وَصِلِي بِهَا رَحِمَكِ تَرْعَى عَلَيْهَا فَإِنَّهُ خَيْرٌ لَكِ ‏"‏ ‏.‏

Süleyman b. Yesar (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yanında Abdullah b. Abbas ve Halid b. Velid olduğu hâlde Haris'in kızı Meymune'nin evine girdi. Orada beyaz kelerler görünce: "Bunlar size nereden geldi?" diye sordu. O da: "Kardeşim Haris kızı Hüzeyle hediye etti" diye cevap verince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abdullah b. Abbas ve Halid b. Velid'e: "Yiyiniz" buyurdu. O ikisi de: "Sen yemez misin ey Allah'ın Rasulü?" dediler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Bana Allah tarafından bir melek topluluğu geliyor, o yüzden meşgulüm" dedi. Meymune de: "Ey Allah'ın Rasulü! Sana içmen için yanımızda bulunan sütten verelim mi?" deyince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" dedi. Sütü içince: "Bu nereden geldi?" diye sordu. Meymune: "Onu bana kız kardeşim Hüzeyle hediye etti" dedi. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hürriyete kavuşturmak için benden izin istediğin cariyeni kız kardeşine ver ve onun vasıtasıyla akrabalık bağını gözet. Kız kardeşinin hayvanlarını otlatsın. Bu senin için daha hayırlıdır."

Muwatta Malik 1771

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ ‏.‏ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ اللاَّتِي فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ مِنْهُ ‏.‏ فَقِيلَ هُوَ ضَبٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَرَفَعَ يَدَهُ فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ ‏.‏

Halid b. Velid b. Muğire (r.a.), Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Meymune'nin evine girdiğinde yanlarına kızartılmış keler getirildi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona elini uzatınca Meymune'nin yanında bulunan kadınlar şöyle dediler: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yiyeceği şeyin ne olduğunu ona bildirin." Bunun üzerine: "O kelerdir ey Allah'ın Rasulü" denilince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini çekti. Ben de: "Yoksa bu haram mı, ey Allah'ın Rasulü?" diye sordum. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Hayır, fakat o benim memleketimde bulunmaz. Bu yüzden ondan hoşlanmadığımı hissediyorum" buyurdu. Halid der ki: "Onu önüme çektim ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözü önünde yedim."

Muwatta Malik 1772

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، نَادَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَرَى فِي الضَّبِّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَسْتُ بِآكِلِهِ وَلاَ بِمُحَرِّمِهِ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, bir kimse Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e seslenerek şöyle sordu: "Ey Allah'ın Rasulü! Keler hakkında ne buyurursun?" Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Onu ne yerim ne de haram sayarım" buyurdu.

Muwatta Malik 1773

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، أَنَّ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ سُفْيَانَ بْنَ أَبِي زُهَيْرٍ، وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ أَزْدِ شَنُوءَةَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُحَدِّثُ نَاسًا مَعَهُ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لاَ يُغْنِي عَنْهُ زَرْعًا وَلاَ ضَرْعًا نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَأَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِي وَرَبِّ هَذَا الْمَسْجِدِ ‏.‏

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından, Ezd-i Şenûe kabilesine mensup Süfyan b. Ebî Züheyr (r.a.), mescidin kapısında yanında bulunan insanlara hadis rivayet ederek şöyle dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim, şöyle buyurdu: Bir kimse ekin veya sağmal hayvan için yararı olmayan bir köpek edinirse, o kişinin amelinden her gün bir kırat eksilir." Kendisine, "Sen bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bizzat işittin mi?" diye sorulunca, "Bu mescidin Rabbine yemin ederim ki evet" diye cevap verdi.

Muwatta Malik 1774

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا إِلاَّ كَلْبًا ضَارِيًا أَوْ كَلْبَ مَاشِيَةٍ نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim av köpeği veya sürü köpeği dışında bir köpek beslerse, o kişinin amelinden her gün iki kırat eksilir."

Muwatta Malik 1775

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem köpeklerin öldürülmesini emretti.

Muwatta Malik 1776

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَأْسُ الْكُفْرِ نَحْوَ الْمَشْرِقِ وَالْفَخْرُ وَالْخُيَلاَءُ فِي أَهْلِ الْخَيْلِ وَالإِبِلِ وَالْفَدَّادِينَ أَهْلِ الْوَبَرِ وَالسَّكِينَةُ فِي أَهْلِ الْغَنَمِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Küfrün başı doğu tarafındadır. Büyüklük iddiası ve başkasını küçük görmek deve ve at sahiplerinden, yüksek sesle bağırıp çağıran çöl halkındandır. Vakar ve alçak gönüllülük koyun sahiplerindedir."

Muwatta Malik 1777

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُوشِكُ أَنْ يَكُونَ خَيْرُ مَالِ الْمُسْلِمِ غَنَمًا يَتْبَعُ بِهَا شَعَفَ الْجِبَالِ وَمَوَاقِعَ الْقَطْرِ يَفِرُّ بِدِينِهِ مِنَ الْفِتَنِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said el Hudri (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müslüman'ın en hayırlı malının, dağ başlarında ve yağmur yağan yerlerde peşinden dolaştığı koyunlar olması yakındır. Dinini fitnelerden korumak için kaçar."

Muwatta Malik 1778

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحْتَلِبَنَّ أَحَدٌ مَاشِيَةَ أَحَدٍ بِغَيْرِ إِذْنِهِ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ تُؤْتَى مَشْرُبَتُهُ فَتُكْسَرَ خِزَانَتُهُ فَيُنْتَقَلَ طَعَامُهُ وَإِنَّمَا تَخْزُنُ لَهُمْ ضُرُوعُ مَوَاشِيهِمْ أَطْعِمَاتِهِمْ فَلاَ يَحْتَلِبَنَّ أَحَدٌ مَاشِيَةَ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِهِ ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Ömer (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hiçbir kimse diğerinin davarlarını izni olmaksızın sağmasın. Sizden biri odasına girilmesini, deposunun kırılıp yiyeceğinin alınmasını ister mi? Davarlarının memeleri de onların yiyeceklerini depolar; o halde hiçbir kimse diğerinin davarını izni olmaksızın sağmasın."

Muwatta Malik 1779

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا مِنْ نَبِيِّ إِلاَّ قَدْ رَعَى غَنَمًا ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ وَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ وَأَنَا ‏"‏ ‏.‏

Malik'e ulaşan bilgilere göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Koyun gütmemiş hiçbir peygamber yoktur." "Sen de mi ya Rasulallah?" deyince: "Ben de" buyurdu.

Muwatta Malik 1780

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، كَانَ يُقَرَّبُ إِلَيْهِ عَشَاؤُهُ فَيَسْمَعُ قِرَاءَةَ الإِمَامِ وَهُوَ فِي بَيْتِهِ فَلاَ يَعْجَلُ عَنْ طَعَامِهِ حَتَّى يَقْضِيَ حَاجَتَهُ مِنْهُ ‏.‏

Nafi' (r.a)'den rivayete göre, İbn-i Ömer'e akşam yemeği getirilir, bu arada evinde iken imamın okumasını işitir. Yemeğini yiyinceye kadar acele etmezdi.

Muwatta Malik 1781

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْفَأْرَةِ تَقَعُ فِي السَّمْنِ فَقَالَ ‏ "‏ انْزِعُوهَا وَمَا حَوْلَهَا فَاطْرَحُوهُ ‏"‏ ‏.‏

Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Meymune (r.anha)'dan rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yağ içerisine düşen farenin durumu sorulunca: "Fareyi ve etrafında bulunan yağı atınız" buyurdu.

Muwatta Malik 1782

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنْ كَانَ فَفِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالْمَسْكَنِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الشُّؤْمَ ‏.‏

Sehl b. Sa'd es-Saidi (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Uğursuzluk varsa atta, kadında ve evde olabilir."

Muwatta Malik 1783

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حَمْزَةَ، وَسَالِمٍ، ابْنَىْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشُّؤْمُ فِي الدَّارِ وَالْمَرْأَةِ وَالْفَرَسِ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Uğursuzluk evde, kadında ve attadır."

Muwatta Malik 1784

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ دَارٌ سَكَنَّاهَا وَالْعَدَدُ كَثِيرٌ وَالْمَالُ وَافِرٌ فَقَلَّ الْعَدَدُ وَذَهَبَ الْمَالُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دَعُوهَا ذَمِيمَةً ‏"‏ ‏.‏

Yahya b. Said (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Bir kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü! Oturduğumuz bir ev var. Nüfusumuz kalabalık, malımız da çoktu. Şimdi nüfusumuz azaldı. Malımız da yok oldu.' deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'O kötü evi terk ediniz.' buyurdu."

Muwatta Malik 1785

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لِلَقْحَةٍ تُحْلَبُ ‏"‏ مَنْ يَحْلُبُ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا اسْمُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ مُرَّةُ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اجْلِسْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ يَحْلُبُ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا اسْمُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ حَرْبٌ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اجْلِسْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ يَحْلُبُ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا اسْمُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَعِيشُ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْلُبْ ‏"‏ ‏.‏

Yahya b. Said (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağılacak bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Bunun üzerine bir kimse kalktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: "İsmin nedir?" diye sordu. Adam: "Mürre" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Otur" dedi. Sonra: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Başka biri kalktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona da: "İsmin ne?" dedi. O da: "Harb" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Otur" dedi. Sonra yine: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Başka biri kalktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Adın ne?" diye sordu. Adam da: "Yeiş" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: "Sen sağ" buyurdu.

Muwatta Malik 1786

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ لِرَجُلٍ مَا اسْمُكَ فَقَالَ جَمْرَةُ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ مَنْ فَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ ‏.‏ قَالَ مِمَّنْ قَالَ مِنَ الْحُرَقَةِ ‏.‏ قَالَ أَيْنَ مَسْكَنُكَ قَالَ بِحَرَّةِ النَّارِ ‏.‏ قَالَ بِأَيِّهَا قَالَ بِذَاتِ لَظًى ‏.‏ قَالَ عُمَرُ أَدْرِكْ أَهْلَكَ فَقَدِ احْتَرَقُوا ‏.‏ قَالَ فَكَانَ كَمَا قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنه ‏.‏

Yahya b. Said (r.a.)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab bir kimseye: "Adın ne?" diye sordu. O da: "Cemre" diye cevap verdi. Ömer: "Kimin oğlusun?" diye sordu. "Şihab'ın oğluyum" dedi. "Kimlerdensin?" diye sordu. "Huraka'danım" diye cevap verdi. "Evin nerededir?" diye sorunca: "Harratünnar'da" diye cevap verdi. Ömer: "Hangisinde?" diye sorunca adam: "Zâtülezâ'da" diye cevap verdi. Ömer: "Öyleyse ailene yetiş; onlar yanmışlar" dedi. Ravi: "Ömer b. Hattab'ın dediği gibi oldu" dedi.

Muwatta Malik 1787

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ احْتَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَجَمَهُ أَبُو طَيْبَةَ فَأَمَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِصَاعٍ مِنْ تَمْرٍ وَأَمَرَ أَهْلَهُ أَنْ يُخَفِّفُوا عَنْهُ مِنْ خَرَاجِهِ ‏.‏

Enes b. Malik (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kan aldırdı; kanını Ebu Taybe aldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona bir ölçek hurma verilmesini emretti. Efendilerine de onun haracını hafifletmelerini emretti."

Muwatta Malik 1788

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنْ كَانَ دَوَاءٌ يَبْلُغُ الدَّاءَ فَإِنَّ الْحِجَامَةَ تَبْلُغُهُ ‏"‏ ‏.‏

Malik (r.a.)'e ulaşan bilgilere göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İlaç nasıl hastalığı tedavi ederse, kan vermek de öylece tedavi eder."

Muwatta Malik 1789

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ مُحَيِّصَةَ الأَنْصَارِيِّ، أَحَدِ بَنِي حَارِثَةَ أَنَّهُ اسْتَأْذَنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي إِجَارَةِ الْحَجَّامِ فَنَهَاهُ عَنْهَا فَلَمْ يَزَلْ يَسْأَلُهُ وَيَسْتَأْذِنُهُ حَتَّى قَالَ ‏ "‏ اعْلِفْهُ نُضَّاحَكَ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي رَقِيقَكَ ‏.‏

Harise oğullarından biri olan Ensar'dan İbn-i Muhayyisa, kan alan bir kişiyi ücretle çalıştırmak konusunda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin istedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onu bundan menetti. O kimse, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine, "O ücreti kölene yedir" deyinceye kadar izin istemeye devam etti.

Muwatta Malik 1790

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُشِيرُ إِلَى الْمَشْرِقِ وَيَقُولُ ‏ "‏ هَا إِنَّ الْفِتْنَةَ هَا هُنَا إِنَّ الْفِتْنَةَ هَا هُنَا مِنْ حَيْثُ يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i doğuya işaret ederek şöyle derken gördüm: "İşte fitne buradadır, işte fitne buradadır; şeytanın boynuzunun çıktığı yerdedir."

Muwatta Malik 1791

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، أَرَادَ الْخُرُوجَ إِلَى الْعِرَاقِ فَقَالَ لَهُ كَعْبُ الأَحْبَارِ لاَ تَخْرُجْ إِلَيْهَا يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ فَإِنَّ بِهَا تِسْعَةَ أَعْشَارِ السِّحْرِ وَبِهَا فَسَقَةُ الْجِنِّ وَبِهَا الدَّاءُ الْعُضَالُ ‏.‏

Malik'e ulaşan bilgilere göre, Ömer b. Hattab Irak'a gitmek isteyince Ka'bü'l-Ahbâr ona: "Ey Müminlerin emiri! Irak'a gitme; zira sihrin onda dokuzu orada, cinlerin fasıkları orada ve devasız dert de oradadır" dedi.

Muwatta Malik 1792

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ أَبِي لُبَابَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ قَتْلِ الْحَيَّاتِ الَّتِي فِي الْبُيُوتِ ‏.‏

Ebu Lübabe (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem evlerdeki yılanları öldürmeyi yasakladı.

Muwatta Malik 1793

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سَائِبَةَ، مَوْلاَةٍ لِعَائِشَةَ ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ قَتْلِ الْجِنَّانِ الَّتِي فِي الْبُيُوتِ إِلاَّ ذَا الطُّفْيَتَيْنِ وَالأَبْتَرَ فَإِنَّهُمَا يَخْطِفَانِ الْبَصَرَ وَيَطْرَحَانِ مَا فِي بُطُونِ النِّسَاءِ ‏.‏

Aişe (r.anha)'nın azatlı cariyesi Saibe (r.anha)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem evlerdeki küçük yılanları öldürmeyi yasakladı. Ancak kuyruğu kısa ve sırtında iki beyaz çizgisi olanlar hariç; çünkü bu iki çeşit yılan gözün nurunu giderir ve kadınların çocuk düşürmesine sebep olur.

Muwatta Malik 1794

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَيْفِيٍّ، مَوْلَى ابْنِ أَفْلَحَ عَنْ أَبِي السَّائِبِ، مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ أَنَّهُ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ فَوَجَدْتُهُ يُصَلِّي فَجَلَسْتُ أَنْتَظِرُهُ حَتَّى قَضَى صَلاَتَهُ فَسَمِعْتُ تَحْرِيكًا تَحْتَ سَرِيرٍ فِي بَيْتِهِ فَإِذَا حَيَّةٌ فَقُمْتُ لأَقْتُلَهَا فَأَشَارَ أَبُو سَعِيدٍ أَنِ اجْلِسْ فَلَمَّا انْصَرَفَ أَشَارَ إِلَى بَيْتٍ فِي الدَّارِ فَقَالَ أَتَرَى هَذَا الْبَيْتَ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ إِنَّهُ قَدْ كَانَ فِيهِ فَتًى حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ فَخَرَجَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْخَنْدَقِ فَبَيْنَا هُوَ بِهِ إِذْ أَتَاهُ الْفَتَى يَسْتَأْذِنُهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِي أُحْدِثُ بِأَهْلِي عَهْدًا فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏"‏ خُذْ عَلَيْكَ سِلاَحَكَ فَإِنِّي أَخْشَى عَلَيْكَ بَنِي قُرَيْظَةَ ‏"‏ فَانْطَلَقَ الْفَتَى إِلَى أَهْلِهِ فَوَجَدَ امْرَأَتَهُ قَائِمَةً بَيْنَ الْبَابَيْنِ فَأَهْوَى إِلَيْهَا بِالرُّمْحِ لِيَطْعُنَهَا وَأَدْرَكَتْهُ غَيْرَةٌ فَقَالَتْ لاَ تَعْجَلْ حَتَّى تَدْخُلَ وَتَنْظُرَ مَا فِي بَيْتِكَ ‏.‏ فَدَخَلَ فَإِذَا هُوَ بِحَيَّةٍ مُنْطَوِيَةٍ عَلَى فِرَاشِهِ فَرَكَزَ فِيهَا رُمْحَهُ ثُمَّ خَرَجَ بِهَا فَنَصَبَهُ فِي الدَّارِ فَاضْطَرَبَتِ الْحَيَّةُ فِي رَأْسِ الرُّمْحِ وَخَرَّ الْفَتَى مَيِّتًا فَمَا يُدْرَى أَيُّهُمَا كَانَ أَسْرَعَ مَوْتًا الْفَتَى أَمِ الْحَيَّةُ فَذُكِرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ بِالْمَدِينَةِ جِنًّا قَدْ أَسْلَمُوا فَإِذَا رَأَيْتُمْ مِنْهُمْ شَيْئًا فَآذِنُوهُ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَإِنْ بَدَا لَكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ فَاقْتُلُوهُ فَإِنَّمَا هُوَ شَيْطَانٌ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Saib, Hişam b. Zühre'nin azatlısından rivayete göre, şöyle demiştir: "Ebu Said el-Hudri'nin yanına girdim. Onu namaz kılarken buldum. Namazını bitirinceye kadar onu bekledim. Onun evinde divanın altında bir hareket hissettim. Bir de baktım ki bir yılan; onu öldürmek için ayağa kalktım. Ebu Said, 'Otur' diye işaret etti. Namazı bitirince evdeki bir odayı göstererek dedi ki: 'Şu odayı görüyor musun?' Ben de: 'Evet' dedim. O da şöyle söyledi: 'Orada yeni gerdeğe girmiş bir genç vardı. Bu genç Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hendek Savaşı'na katıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek'te iken bu genç gelerek izin istedi ve şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü, ailemin yanına gitmeme izin ver.' Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona izin verdi ve şöyle emretti: 'Silahını yanına al, zira Beni Kureyza'nın sana bir şey yapmalarından korkuyorum.' Genç evine gittiğinde hanımını iki kapı arasında ayakta dururken gördü. Ona vurmak için mızrağını uzattı ve kıskançlığı galip geldi. Bunun üzerine hanımı: 'Evine girip içeridekini görmeden acele etme' dedi. Genç de eve girdi. Yatağının üzerine kıvrılmış bir yılan gördü ve mızrağını ona sapladı. Sonra onu dışarıya çıkarıp mızrağını avluya dikti. Mızrağın ucunda yılan çırpındı ve genç de yere ölü olarak yıkıldı. Genç mi, yılan mı daha önce öldü bilinmiyor. Bu durum Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatılınca şöyle buyurdu: 'Medine'de Müslüman olmuş cinler vardır. Onlardan birini görürseniz ona üç gün süre verin. Eğer bundan sonra yine görünürse onu öldürün; çünkü o şeytandır.'"

Muwatta Malik 1795

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا وَضَعَ رِجْلَهُ فِي الْغَرْزِ وَهُوَ يُرِيدُ السَّفَرَ يَقُولُ ‏ "‏ بِاسْمِ اللَّهِ ‏.‏ اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ وَالْخَلِيفَةُ فِي الأَهْلِ اللَّهُمَّ ازْوِ لَنَا الأَرْضَ وَهَوِّنْ عَلَيْنَا السَّفَرَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ وَمِنْ كَآبَةِ الْمُنْقَلَبِ وَمِنْ سُوءِ الْمَنْظَرِ فِي الْمَالِ وَالأَهْلِ ‏"‏ ‏.‏

Malik (r.a.)'e ulaşan bilgilere göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yolculuğa çıkmak istediğinde ayağını bineğinin üzengisine koyunca şöyle derdi: "Allah'ın adıyla. Allah'ım, yolculukta yoldaş Sensin, aile hakkında vekil Sensin. Allah'ım, yeryüzünü bizim için dür ve yolculuğu bize kolaylaştır. Allah'ım, yolculuğun şiddet ve eziyetlerinden, dönüşün üzüntüsünden, mal ve aile konusunda kötü bir manzara ile karşılaşmaktan Sana sığınırım."

Muwatta Malik 1796

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ الثِّقَةِ، عِنْدَهُ عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ خَوْلَةَ بِنْتِ حَكِيمٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ نَزَلَ مَنْزِلاً فَلْيَقُلْ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ‏.‏ فَإِنَّهُ لَنْ يَضُرَّهُ شَىْءٌ حَتَّى يَرْتَحِلَ ‏"‏ ‏.‏

Havle binti Hakim (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir yerde konaklayan kimse şöyle desin: 'Yarattığı şeylerin şerrinden Allah'ın tam ve noksansız kelimelerine sığınırım.' Kişi böyle derse oradan ayrılıncaya kadar ona hiçbir şey zarar vermez."

Muwatta Malik 1797

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَرْمَلَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الرَّاكِبُ شَيْطَانٌ وَالرَّاكِبَانِ شَيْطَانَانِ وَالثَّلاَثَةُ رَكْبٌ ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Şuayb r.a. babasından ve dedesinden rivayetle Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini aktarmıştır: "Tek başına yolculuk yapan şeytandır. İki kişi olarak yolculuk yapanlar iki şeytandır. Üç kişi yolculuk yaparsa bir kafile olur."

Muwatta Malik 1798

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَرْمَلَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الشَّيْطَانُ يَهُمُّ بِالْوَاحِدِ وَالاِثْنَيْنِ فَإِذَا كَانُوا ثَلاَثَةً لَمْ يَهُمَّ بِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Said b. Müseyyeb r.a.'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şeytan bir ve iki yolcuya musallat olur; yolcu sayısı üç olunca onlara musallat olmaz."

Muwatta Malik 1799

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخَرِ تُسَافِرُ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ إِلاَّ مَعَ ذِي مَحْرَمٍ مِنْهَا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında kendisinden bir mahremi olmadan bir gün ve bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helal değildir."

Muwatta Malik 1800

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، يَرْفَعُهُ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى رَفِيقٌ يُحِبُّ الرِّفْقَ وَيَرْضَى بِهِ وَيُعِينُ عَلَيْهِ مَا لاَ يُعِينُ عَلَى الْعُنْفِ فَإِذَا رَكِبْتُمْ هَذِهِ الدَّوَابَّ الْعُجْمَ فَأَنْزِلُوهَا مَنَازِلَهَا فَإِنْ كَانَتِ الأَرْضُ جَدْبَةً فَانْجُوا عَلَيْهَا بِنِقْيِهَا وَعَلَيْكُمْ بِسَيْرِ اللَّيْلِ فَإِنَّ الأَرْضَ تُطْوَى بِاللَّيْلِ مَا لاَ تُطْوَى بِالنَّهَارِ وَإِيَّاكُمْ وَالتَّعْرِيسَ عَلَى الطَّرِيقِ فَإِنَّهَا طُرُقُ الدَّوَابِّ وَمَأْوَى الْحَيَّاتِ ‏"‏ ‏.‏

Halid b. Ma'dan r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: "Allah Tebareke ve Teâlâ yumuşaktır, yumuşaklığı sever. Ondan hoşlanır ve yumuşaklık hususunda, sertlik hususunda göstermediği yardımı gösterir. Siz dilsiz hayvanlara bindiğinizde onları konak yerlerinde dinlendiriniz. Eğer geçtiğiniz yer kurak ise hayvanlarınızın gücü yerindeyken oradan süratlice geçiniz. Gece yolculuğunu tercih ediniz. Çünkü geceleyin yol dürülür. Gündüz alınamayan yol gece alınır. Yollar üzerine konaklamaktan sakınınız. Çünkü yollar hayvanların gelip geçeceği yerler ve yılanların sığınacağı yerlerdir."

Muwatta Malik 1801

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ وَشَرَابَهُ فَإِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ نَهْمَتَهُ مِنْ وَجْهِهِ فَلْيُعَجِّلْ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yolculuk azaptan bir parçadır. Birinizin uyumasına, yemesine ve içmesine engel olur. Herhangi biriniz yolculuktaki işini bitirince hemen ailesinin yanına dönsün."

Muwatta Malik 1802

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِلْمَمْلُوكِ طَعَامُهُ وَكِسْوَتُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَلاَ يُكَلَّفُ مِنَ الْعَمَلِ إِلاَّ مَا يُطِيقُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kölenin örfe uygun şekilde yiyecek ve giyeceğinin karşılanması onun hakkıdır. Ona gücünün yetmeyeceği iş yaptırılmaz."

Muwatta Malik 1803

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، كَانَ يَذْهَبُ إِلَى الْعَوَالِي كُلَّ يَوْمِ سَبْتٍ فَإِذَا وَجَدَ عَبْدًا فِي عَمَلٍ لاَ يُطِيقُهُ وَضَعَ عَنْهُ مِنْهُ ‏.‏

Malik (r.a)'e ulaşan bilgilere göre, Ömer b. Hattab her cumartesi günü Medine'nin kenar mahallelerine gider, bir kölenin gücü yetmeyeceği bir işte çalıştırıldığını görürse ona o işi yaptırmazdı.

Muwatta Malik 1804

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي سُهَيْلِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، وَهُوَ يَخْطُبُ وَهُوَ يَقُولُ لاَ تُكَلِّفُوا الأَمَةَ غَيْرَ ذَاتِ الصَّنْعَةِ الْكَسْبَ فَإِنَّكُمْ مَتَى كَلَّفْتُمُوهَا ذَلِكَ كَسَبَتْ بِفَرْجِهَا وَلاَ تُكَلِّفُوا الصَّغِيرَ الْكَسْبَ فَإِنَّهُ إِذَا لَمْ يَجِدْ سَرَقَ وَعِفُّوا إِذْ أَعَفَّكُمُ اللَّهُ وَعَلَيْكُمْ مِنَ الْمَطَاعِمِ بِمَا طَابَ مِنْهَا ‏.‏

Ebu Süheyl b. Malik (r.a)'in babasından rivayete göre, kendisi Osman b. Affan'ı hutbe okurken dinledi. O şöyle diyordu: "Sanatı olmayan cariyeyi kazanç sağlamaya zorlamayın. Siz onu zorlarsanız namusunu satar. Küçükleri de kazanç sağlamaya zorlamayın; çünkü bulamazsa çalar. Allah sizi iffetli kıldığı gibi siz de iffetli olun ve yiyeceklerden hoş olanları tercih edin."

Muwatta Malik 1805

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْعَبْدُ إِذَا نَصَحَ لِسَيِّدِهِ وَأَحْسَنَ عِبَادَةَ اللَّهِ فَلَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah b. Ömer (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Köle, efendisine iyi davranır ve Allah'a karşı ibadetini de güzel yaparsa ona iki kat sevap verilir."

Muwatta Malik 1806

وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ أَمَةً، كَانَتْ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَآهَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَقَدْ تَهَيَّأَتْ بِهَيْئَةِ الْحَرَائِرِ فَدَخَلَ عَلَى ابْنَتِهِ حَفْصَةَ فَقَالَ أَلَمْ أَرَ جَارِيَةَ أَخِيكِ تَجُوسُ النَّاسَ وَقَدْ تَهَيَّأَتْ بِهَيْئَةِ الْحَرَائِرِ وَأَنْكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ ‏.‏

Malik (r.a)'e ulaşan bilgilere göre, Ömer b. Hattab, oğlu Abdullah'ın cariyesinin hür kadınlar gibi giyindiğini görünce kızı Hafsa'nın yanına gelerek: "Kardeşinin cariyesinin hür kadınların şekline bürünerek insanlar arasında dolaştığını görmedim mi?" dedi ve bunu hoş karşılamadı.

Muwatta Malik 1807