حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْبَائِنِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ وَلَيْسَ بِالأَبْيَضِ الأَمْهَقِ وَلاَ بِالآدَمِ وَلاَ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ وَلاَ بِالسَّبِطِ بَعَثَهُ اللَّهُ عَلَى رَأْسِ أَرْبَعِينَ سَنَةً فَأَقَامَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ وَتَوَفَّاهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى رَأْسِ سِتِّينَ سَنَةً وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعْرَةً بَيْضَاءَ صلى الله عليه وسلم .
Enes b. Malik (r.a.)'den rivayete göre, o şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in boyu ne fazla uzun ne de fazla kısa idi. Teninin rengi ne çok beyaz ne de fazla esmer idi. Saçları ne çok kıvırcık ne de çok düz idi. Kırk yaşına gelince Allah onu Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on sene, Medine'de de on sene ikamet etti. Altmış yaşında vefat etti. Saçındaki ve sakalındaki beyaz kıllar yirmi adede ulaşmamıştı."
Muwatta Malik 1671
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَرَانِي اللَّيْلَةَ عِنْدَ الْكَعْبَةِ فَرَأَيْتُ رَجُلاً آدَمَ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنْ أُدْمِ الرِّجَالِ لَهُ لِمَّةٌ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ اللِّمَمِ قَدْ رَجَّلَهَا فَهِيَ تَقْطُرُ مَاءً مُتَّكِئًا عَلَى رَجُلَيْنِ - أَوْ عَلَى عَوَاتِقِ رَجُلَيْنِ - يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا قِيلَ هَذَا الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ ثُمَّ إِذَا أَنَا بِرَجُلٍ جَعْدٍ قَطَطٍ أَعْوَرِ الْعَيْنِ الْيُمْنَى كَأَنَّهَا عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ لِي هَذَا الْمَسِيحُ الدَّجَّالُ " .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu gece rüyamda Kâbe'de idim. Orada esmer bir adam gördüm; sanki gördüğüm esmer adamların en güzeli idi. Omuzlarına sarkan saçları vardı. Sanki bu saçlar omuzlara sarkmış saçların en güzeli idi. Taradığı saçlarından su damlıyordu. İki adama veya iki adamın omuzlarına dayanarak Kâbe'yi tavaf ediyordu. 'Bu kimdir?' diye sordum. 'Meryem'in oğlu İsa' diye cevap verildi. Sonra aniden saçları çok kıvırcık ve sağ gözü salkımdaki üzüm tanesi gibi dışarıya fırlamış bir adam gördüm. 'Bu kimdir?' diye sordum. 'Mesih Deccal'dir' diye cevap verildi."
Muwatta Malik 1672
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَمْسٌ مِنَ الْفِطْرَةِ تَقْلِيمُ الأَظَافِرِ وَقَصُّ الشَّارِبِ وَنَتْفُ الإِبْطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَالاِخْتِتَانُ .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Fıtrat beştir: 1- Tırnakları kesmek, 2- Bıyığı kısaltmak, 3- Koltuk altı kıllarını temizlemek, 4- Etek tıraşı olmak, 5- Sünnet olmak."
Muwatta Malik 1673
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ إِبْرَاهِيمُ صلى الله عليه وسلم أَوَّلَ النَّاسِ ضَيَّفَ الضَّيْفَ وَأَوَّلَ النَّاسِ اخْتَتَنَ وَأَوَّلَ النَّاسِ قَصَّ الشَّارِبَ وَأَوَّلَ النَّاسِ رَأَى الشَّيْبَ فَقَالَ يَا رَبِّ مَا هَذَا فَقَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى وَقَارٌ يَا إِبْرَاهِيمُ . فَقَالَ رَبِّ زِدْنِي وَقَارًا . قَالَ يَحْيَى وَسَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ يُؤْخَذُ مِنَ الشَّارِبِ حَتَّى يَبْدُوَ طَرَفُ الشَّفَةِ وَهُوَ الإِطَارُ وَلاَ يَجُزُّهُ فَيُمَثِّلُ بِنَفْسِهِ .
Şöyle dedi: İbrâhim (ﷺ) insanlardan ilk misafir ağırlayan, ilk sünnet edilen, ilk bıyığını kısaltan ve ilk ak saç gören kişiydi. Ak saçı görünce, "Rabbim, bu nedir?" dedi. Allah Teâlâ, "Ey İbrâhim, bu vakardır" buyurdu. İbrâhim, "Rabbim, vakarımı artır" dedi. Yahyâ şöyle dedi: Mâlik'i, "Bıyık, dudağın kenarı görünür hale gelinceye kadar kısaltılır; kişi onu tamamen kesip kendisine şekil bozukluğu vermez" derken işittim.
Muwatta Malik 1674
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ السَّلَمِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يَأْكُلَ الرَّجُلُ بِشِمَالِهِ أَوْ يَمْشِيَ فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ وَأَنْ يَشْتَمِلَ الصَّمَّاءَ وَأَنْ يَحْتَبِيَ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ كَاشِفًا عَنْ فَرْجِهِ .
Câbir b. Abdullah es-Selemî'den (r.a.) rivayete göre, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin sol eliyle yemek yemesini, tek ayakkabıyla yürümesini, sammâ tarzında örtünmesini ve tek bir elbiseye bürünüp avret yerini açıkta bırakarak ihtibâ etmesini yasakladı.
Muwatta Malik 1675
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ وَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ " .
Abdullah b. Ömer'den (r.a.) rivayete göre, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Biriniz yemek yerken sağ eliyle yesin, bir şey içerken sağ eliyle içsin. Çünkü şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer."
Muwatta Malik 1676
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ الْمِسْكِينُ بِهَذَا الطَّوَّافِ الَّذِي يَطُوفُ عَلَى النَّاسِ فَتَرُدُّهُ اللُّقْمَةُ وَاللُّقْمَتَانِ وَالتَّمْرَةُ وَالتَّمْرَتَانِ " . قَالُوا فَمَا الْمِسْكِينُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الَّذِي لاَ يَجِدُ غِنًى يُغْنِيهِ وَلاَ يَفْطُنُ النَّاسُ لَهُ فَيُتَصَدَّقَ عَلَيْهِ وَلاَ يَقُومُ فَيَسْأَلَ النَّاسَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Gerçek miskin, insanlar arasında dolaşıp kendisine bir iki lokma, bir iki hurma verilen kimse değildir." Ashab dediler ki: "Peki miskin kim, ey Allah'ın Resulü?" O da şöyle cevap verdi: "Gerçek miskin, ihtiyacını karşılayacak kadar geliri olmayan, insanlar onu tanımadığı için kendisine sadaka verilmeyen ve insanlardan dilenmeyen kimsedir."
Muwatta Malik 1677
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنِ ابْنِ بُجَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، ثُمَّ الْحَارِثِيِّ عَنْ جَدَّتِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُدُّوا الْمِسْكِينَ وَلَوْ بِظِلْفٍ مُحْرَقٍ " .
İbn Büceyd el-Ensari, sonra el-Harisi, ninesinden rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yanmış bir paça dahi olsa miskini geri çevirmeyiniz."
Muwatta Malik 1678
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَأْكُلُ الْمُسْلِمُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Müslüman bir bağırsak için yer; kâfir ise yedi bağırsak için yer.'"
Muwatta Malik 1679
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَافَهُ ضَيْفٌ كَافِرٌ فَأَمَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَاةٍ فَحُلِبَتْ فَشَرِبَ حِلاَبَهَا ثُمَّ أُخْرَى فَشَرِبَهُ ثُمَّ أُخْرَى فَشَرِبَهُ حَتَّى شَرِبَ حِلاَبَ سَبْعِ شِيَاهٍ ثُمَّ إِنَّهُ أَصْبَحَ فَأَسْلَمَ فَأَمَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَاةٍ فَحُلِبَتْ فَشَرِبَ حِلاَبَهَا ثُمَّ أَمَرَ لَهُ بِأُخْرَى فَلَمْ يَسْتَتِمَّهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمُؤْمِنُ يَشْرَبُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يَشْرَبُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kâfir bir misafir geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun için bir koyun sağılmasını emretti. Koyun sağıldı, kâfir misafir onun sütünü içti. Sonra başka bir koyun sağıldı, onun sütünü de içti. Böylece yedi koyunun sütünü içti. Sonra sabah oldu ve o kimse Müslüman oldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem emretti, bir koyun sağılıp sütü getirildi. O koyunun sütünü içti; sonra başka bir koyunun sağılmasını emretti fakat o kimse onun sütünü bitiremedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Mümin bir bağırsakla içer. Kâfir ise yedi bağırsakla içer."
Muwatta Malik 1680
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الَّذِي يَشْرَبُ فِي آنِيَةِ الْفِضَّةِ إِنَّمَا يُجَرْجِرُ فِي بَطْنِهِ نَارَ جَهَنَّمَ " .
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Gümüş kaptan içen, cehennem ateşini lıkır lıkır midesine doldurmuş olur."
Muwatta Malik 1681
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ حَبِيبٍ، مَوْلَى سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى الْجُهَنِيِّ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ فَقَالَ لَهُ مَرْوَانُ بْنُ الْحَكَمِ أَسَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ النَّفْخِ فِي الشَّرَابِ فَقَالَ لَهُ أَبُو سَعِيدٍ نَعَمْ فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي لاَ أَرْوَى مِنْ نَفَسٍ وَاحِدٍ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَأَبِنِ الْقَدَحَ عَنْ فِيكَ ثُمَّ تَنَفَّسْ " . قَالَ فَإِنِّي أَرَى الْقَذَاةَ فِيهِ . قَالَ " فَأَهْرِقْهَا " .
Ebu'l-Müsenna el-Cüheni (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Ben Mervan b. Hakem'in yanında idim. Ebu Said el-Hudri onun yanına girdi. Mervan ona, 'Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in içeceğe üfürmeyi yasakladığını duydun mu?' dedi. Ebu Said şöyle cevap verdi: 'Evet. Bir adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Ey Allah'ın Resulü! Ben bir nefeste içince kanmıyorum." deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Bardağı ağzından uzaklaştır, sonra nefes al." buyurdu. O kimse, "Bardağın içinde çöp ve benzeri bir şey görürsem ne yapayım?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, "Onu dök." buyurdu.'"
Muwatta Malik 1682
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، وَعَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ، وَعُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، كَانُوا يَشْرَبُونَ قِيَامًا .
Malik (r.a.)'e ulaşan bilgilere göre, Ömer b. Hattab, Ali b. Ebu Talib ve Osman b. Affan ayakta iken su içerlerdi.
Muwatta Malik 1683
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ، وَسَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، كَانَا لاَ يَرَيَانِ بِشُرْبِ الإِنْسَانِ وَهُوَ قَائِمٌ بَأْسًا .
İbn-i Şihab (r.a.)'dan rivayete göre, Müminlerin annesi Aişe ve Sa'd b. Ebu Vakkas kişinin ayakta su içmesinde bir sakınca görmüyorlardı.
Muwatta Malik 1684
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ الْقَارِيِّ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَشْرَبُ قَائِمًا .
Ebu Ca'fer el-Kari (r.a.)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Abdullah b. Ömer'i ayakta su içerken gördüm."
Muwatta Malik 1685
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ يَشْرَبُ قَائِمًا .
Amir b. Abdullah b. Zübeyr (r.a.)'in babası ayakta iken su içermiş.
Muwatta Malik 1686
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلَبَنٍ قَدْ شِيبَ بِمَاءٍ مِنَ الْبِئْرِ وَعَنْ يَمِينِهِ أَعْرَابِيٌّ وَعَنْ يَسَارِهِ أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ فَشَرِبَ ثُمَّ أَعْطَى الأَعْرَابِيَّ وَقَالَ " الأَيْمَنَ فَالأَيْمَنَ " .
Enes b. Malik (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içine kuyu suyu karıştırılmış süt getirildi. Sağında bir bedevi, solunda da Ebu Bekir oturuyordu. Sütü önce kendisi içti, sonra bedeviye verdi ve şöyle buyurdu: "Sağdan devam edin."
Muwatta Malik 1687
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ مِنْهُ وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ وَعَنْ يَسَارِهِ الأَشْيَاخُ فَقَالَ لِلْغُلاَمِ " أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ هَؤُلاَءِ " . فَقَالَ الْغُلاَمُ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ لاَ أُوثِرُ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا . قَالَ فَتَلَّهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَدِهِ .
Sehl b. Sa'd el-Ensari (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek getirildi. O da ondan içti. Sağında bir çocuk, solunda da yaşlı kişiler bulunuyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğa: "Şu yaşlı kimselere önce vermeme izin verir misin?" diye sordu. Çocuk da şöyle dedi: "Hayır, vallahi izin veremem ey Allah'ın Rasulü! Senden olan nasibim hususunda kimseyi kendime tercih etmem." Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de içeceği onun eline verdi.
Muwatta Malik 1688
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَىْءٍ فَقَالَتْ نَعَمْ . فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ثُمَّ أَخَذَتْ خِمَارًا لَهَا فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ثُمَّ دَسَّتْهُ تَحْتَ يَدِي وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَذَهَبْتُ بِهِ فَوَجَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ وَمَعَهُ النَّاسُ فَقُمْتُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ " . قَالَ فَقُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " لِلطَّعَامِ " . فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ " قُومُوا " . قَالَ فَانْطَلَقَ وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ قَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ وَلَيْسَ عِنْدَنَا مِنَ الطَّعَامِ مَا نُطْعِمُهُمْ . فَقَالَتِ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى لَقِيَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ مَعَهُ حَتَّى دَخَلاَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلُمِّي يَا أُمَّ سُلَيْمٍ مَا عِنْدَكِ " . فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَفُتَّ وَعَصَرَتْ عَلَيْهِ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَآدَمَتْهُ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ بِالدُّخُولِ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . حَتَّى أَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا وَالْقَوْمُ سَبْعُونَ رَجُلاً أَوْ ثَمَانُونَ رَجُلاً .
İshak b. Abdullah b. Ebî Talha, r.a. Enes b. Malik'ten şöyle derken işitmiştir: "Ebu Talha, Ümmü Süleym'e şöyle demiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesinin çok zayıf çıktığını işittim, biliyorum ki o çok açtır. Yanında yiyecek bir şey var mı?" Ümmü Süleym de "evet" diye cevap verdi. Bunun üzerine arpa ekmeğinden parçalar çıkardı. Sonra baş örtüsünün bir kısmına ekmeği koydu. Ekmeği kolunun altına gizledi ve baş örtüsünün bir kısmını da benim üzerime gömlek gibi örttü. Sonra beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Ümmü Süleym'in gönderdiği ekmeği götürdüm. Onu ashabıyla birlikte mescitte otururken buldum ve yanlarına dikildim. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Seni Ebu Talha mı gönderdi?" diye sordu. Ben de: "Evet" diye cevap verdim. "Yemek için mi?" diye sorunca yine: "Evet" diye cevap verdim. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanındaki ashabına: "Kalkın" diye emretti. Ashabıyla Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, aralarında da ben, Ebu Talha'nın yanına kadar yürüdük. Ben Ebu Talha'ya durumu haber verince Ebu Talha: "Ey Ümmü Süleym, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabını getirdi, yanımızda onlara yetecek kadar yiyecek yok, ne yapacağız?" dedi. Ümmü Süleym de: "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" cevabını verdi. Ebu Talha Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamaya gitti. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Ebu Talha ile geldi ve eve girdiler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Yanında olanı getir, ey Ümmü Süleym" deyince Ümmü Süleym de o ekmeği getirdi. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ekmeğin doğranmasını emretti ve ekmek doğrandı. Ümmü Süleym ekmeğin üzerine yağ tulumunu sıkarak ekmeğe katık yaptı. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın söylemesini istediği sözleri söyleyerek dua etti. Sonra şöyle dedi: "On kişinin girmesine izin ver." Bunun üzerine Ebu Talha on kişiye izin verdi. Onlar doyuncaya kadar o yemekten yiyip çıktılar. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "On kişiye daha izin ver" buyurdu. Ebu Talha on kişiye daha izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yediler ve çıktılar. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "On kişiye daha izin ver" buyurdu. O da izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yediler ve çıktılar. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "On kişiye daha izin ver" buyurdu. O da on kişiye daha izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yediler ve çıktılar. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Cemaatin hepsi yiyip doyuncaya kadar onar kişi içeriye al" buyurdu. Cemaat yetmiş ya da seksen kişi kadardı."
Muwatta Malik 1689
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " طَعَامُ الاِثْنَيْنِ كَافِي الثَّلاَثَةِ وَطَعَامُ الثَّلاَثَةِ كَافِي الأَرْبَعَةِ " .
Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği dört kişiye yeter."
Muwatta Malik 1690
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَغْلِقُوا الْبَابَ وَأَوْكُوا السِّقَاءَ وَأَكْفِئُوا الإِنَاءَ - أَوْ خَمِّرُوا الإِنَاءَ - وَأَطْفِئُوا الْمِصْبَاحَ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ غَلَقًا وَلاَ يَحُلُّ وِكَاءً وَلاَ يَكْشِفُ إِنَاءً وَإِنَّ الْفُوَيْسِقَةَ تُضْرِمُ عَلَى النَّاسِ بَيْتَهُمْ " .
Cabir b. Abdillah (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kapıyı kilitleyin, su tulumlarının ağzını bağlayın, kaplarınızı kapatın, yatarken lambanızı söndürün. Çünkü şeytan kilitli kapıyı açamaz. İpi çözemez. Kapalı kapları açamaz. Fare insanların evlerini çok çabuk yakabilir."
Muwatta Malik 1691
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْكَعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ جَائِزَتُهُ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَضِيَافَتُهُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ فَمَا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ فَهُوَ صَدَقَةٌ وَلاَ يَحِلُّ لَهُ أَنْ يَثْوِيَ عِنْدَهُ حَتَّى يُحْرِجَهُ " .
Ebu Şureyh el-Ka'bi (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi ya hayır konuşsun veya sussun. Kim Allah'a ve ahiret gününe inanmış ise komşusuna iyi davransın, yine kim Allah'a ve ahiret gününe inanmış ise misafirine ikram etsin. Misafire ikramın gereği bir gün ve bir gecedir. Üç gece ise normal yediğinden yedirir. Üç günden sonra yedirdiği şeyler sadaka sayılır. Misafirin ev sahibini sıkıntıya düşürecek kadar uzun süreli kalması helal olmaz."
Muwatta Malik 1692
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ إِذِ اشْتَدَّ عَلَيْهِ الْعَطَشُ فَوَجَدَ بِئْرًا فَنَزَلَ فِيهَا فَشَرِبَ وَخَرَجَ فَإِذَا كَلْبٌ يَلْهَثُ يَأْكُلُ الثَّرَى مِنَ الْعَطَشِ فَقَالَ الرَّجُلُ لَقَدْ بَلَغَ هَذَا الْكَلْبَ مِنَ الْعَطَشِ مِثْلُ الَّذِي بَلَغَ مِنِّي فَنَزَلَ الْبِئْرَ فَمَلأَ خُفَّهُ ثُمَّ أَمْسَكَهُ بِفِيهِ حَتَّى رَقِيَ فَسَقَى الْكَلْبَ فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنَّ لَنَا فِي الْبَهَائِمِ لأَجْرًا فَقَالَ " فِي كُلِّ ذَاتِ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ " .
Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir zamanlar bir adam yolda yürürken çok susadı ve bir kuyu buldu. Kuyuya indi ve su içti, çıktı. Çıkar çıkmaz dilini hararetten çıkarmış, şiddetli nefes alan ve susuzluktan nemli toprağı yalayan bir köpekle karşılaştı ve kendi kendine, benim başıma gelen susuzluk bu köpeğin başına da gelmiş, diyerek kuyuya indi. Ayakkabısının birini çıkarıp su doldurdu. Sonra ayakkabısını ağzı ile tutarak kuyudan dışarı çıktı ve köpeği suladı. Bundan dolayı Allah bu adamın amelini kabul etti ve günahlarını bağışladı." Bunun üzerine ashab: "Ey Allah'ın Rasulü! Hayvanlara yapılan iyiliklerde de bizim için sevap var mı?" deyince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her canlı varlık için yapılan iyilikte sevap vardır" buyurdu.
Muwatta Malik 1693
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا قِبَلَ السَّاحِلِ فَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَهُمْ ثَلاَثُمِائَةٍ . قَالَ وَأَنَا فِيهِمْ - قَالَ - فَخَرَجْنَا حَتَّى إِذَا كُنَّا بِبَعْضِ الطَّرِيقِ فَنِيَ الزَّادُ فَأَمَرَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِأَزْوَادِ ذَلِكَ الْجَيْشِ فَجُمِعَ ذَلِكَ كُلُّهُ فَكَانَ مِزْوَدَىْ تَمْرٍ - قَالَ - فَكَانَ يُقَوِّتُنَاهُ كُلَّ يَوْمٍ قَلِيلاً قَلِيلاً حَتَّى فَنِيَ وَلَمْ تُصِبْنَا إِلاَّ تَمْرَةٌ تَمْرَةٌ فَقُلْتُ وَمَا تُغْنِي تَمْرَةٌ فَقَالَ لَقَدْ وَجَدْنَا فَقْدَهَا حِينَ فَنِيَتْ - قَالَ - ثُمَّ انْتَهَيْنَا إِلَى الْبَحْرِ فَإِذَا حُوتٌ مِثْلُ الظَّرِبِ فَأَكَلَ مِنْهُ ذَلِكَ الْجَيْشُ ثَمَانِيَ عَشْرَةَ لَيْلَةً ثُمَّ أَمَرَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِضِلَعَيْنِ مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنُصِبَا ثُمَّ أَمَرَ بِرَاحِلَةٍ فَرُحِلَتْ ثُمَّ مَرَّتْ تَحْتَهُمَا وَلَمْ تُصِبْهُمَا
Cabir b. Abdullah (r.a)'dan rivayete göre, şöyle demiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem deniz kenarına bir müfreze gönderdi. Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı da onlara komutan tayin etti. Ordu üç yüz kişi idi. Cabir der ki: Ben de içlerinde bulunuyordum. Yola çıktık, yolun bir kısmını yürümüştük ki yiyeceğimiz tükendi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde tüm azıkların toplanmasını emretti ve hepsi toplandı. Tamamı iki azık torbası kadar hurma idi. Ebu Ubeyde bize onu her gün azar azar yediriyordu. Bitinceye kadar böylece devam ettik. Her birimize birer hurma düşüyordu. Ravi dedi ki: Cabir'e, 'Bir hurma neye yarar ki?' demem üzerine Cabir: 'Tükenince onun da yokluğunu yaşadık' dedi. Sonra deniz sahiline ulaştık. Orada küçük bir dağ gibi bir balıkla karşılaştık. Bu müfreze bu balıktan on sekiz gün yedi. Ebu Ubeyde balığın iki kaburga kemiğinin dikilmesini emretti. Sonra bir devenin hazırlanmasını emretti ve deve bu iki kemiğin altından, onlara değmeden geçti."
Muwatta Malik 1694
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ، عَنْ جَدَّتِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَا نِسَاءَ الْمُؤْمِنَاتِ لاَ تَحْقِرَنَّ إِحْدَاكُنَّ لِجَارَتِهَا وَلَوْ كُرَاعَ شَاةٍ مُحْرَقًا " .
Amr b. Sa'd b. Muaz (r.a)'ın büyükannesinden rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey mümin hanımlar! Biriniz, yanmış bir koyun paçası dahi olsa komşusuna vereceği hediyeyi küçümsemesin."
Muwatta Malik 1695
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَاتَلَ اللَّهُ الْيَهُودَ نُهُوا عَنْ أَكْلِ الشَّحْمِ فَبَاعُوهُ فَأَكَلُوا ثَمَنَهُ " .
Abdullah b. Ebî Bekir (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah Yahudilerin belasını versin. İç yağını yemeleri kendilerine yasaklandı da onu satıp parasını yediler."
Muwatta Malik 1696
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ، كَانَ يَقُولُ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَيْكُمْ بِالْمَاءِ الْقَرَاحِ وَالْبَقْلِ الْبَرِّيِّ وَخُبْزِ الشَّعِيرِ وَإِيَّاكُمْ وَخُبْزَ الْبُرِّ فَإِنَّكُمْ لَنْ تَقُومُوا بِشُكْرِهِ .
Malik (r.a)'e ulaşan bilgilere göre, Meryem oğlu İsa şöyle derdi: "Ey İsrailoğulları! Saf suyu, yabani sebzeleri ve arpa ekmeğini tercih edin. Buğday ekmeğinden sakının; çünkü siz onun şükrünü yerine getiremezsiniz."
Muwatta Malik 1697
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَوَجَدَ فِيهِ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ وَعُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ فَسَأَلَهُمَا فَقَالاَ أَخْرَجَنَا الْجُوعُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَأَنَا أَخْرَجَنِي الْجُوعُ " . فَذَهَبُوا إِلَى أَبِي الْهَيْثَمِ بْنِ التَّيِّهَانِ الأَنْصَارِيِّ فَأَمَرَ لَهُمْ بِشَعِيرٍ عِنْدَهُ يُعْمَلُ وَقَامَ يَذْبَحُ لَهُمْ شَاةً فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَكِّبْ عَنْ ذَاتِ الدَّرِّ " . فَذَبَحَ لَهُمْ شَاةً وَاسْتَعْذَبَ لَهُمْ مَاءً فَعُلِّقَ فِي نَخْلَةٍ ثُمَّ أُتُوا بِذَلِكَ الطَّعَامِ فَأَكَلُوا مِنْهُ وَشَرِبُوا مِنْ ذَلِكَ الْمَاءِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَتُسْئَلُنَّ عَنْ نَعِيمِ هَذَا الْيَوْمِ " .
Malik (r.a)'e ulaşan bilgilere göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide girdi. Orada Ebu Bekir es-Sıddik ile Ömer b. el-Hattab'ı buldu ve onlara niçin orada bulunduklarını sordu. Onlar da: "Bizi açlık dışarı çıkardı" diyerek cevap verdiler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Beni de açlık çıkardı" buyurdu. Birlikte Ebu Heysem b. Teyyihan el-Ensari'nin evine gittiler. O da yanında bulunan arpanın onlar için hazırlanmasını emretti ve misafirleri için bir koyun kesmeye kalkınca Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sağılan koyunu kesme" buyurdu. O da onlar için bir koyun kesti, tatlı su getirtti ve su bir hurma ağacına asıldı. Sonra o yemek kendilerine getirildi; ondan yediler ve o sudan içtiler. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bugünün nimetinden mutlaka sorguya çekileceksiniz" buyurdu.
Muwatta Malik 1698
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، كَانَ يَأْكُلُ خُبْزًا بِسَمْنٍ فَدَعَا رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَجَعَلَ يَأْكُلُ وَيَتَّبِعُ بِاللُّقْمَةِ وَضَرَ الصَّحْفَةِ فَقَالَ عُمَرُ كَأَنَّكَ مُقْفِرٌ . فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أَكَلْتُ سَمْنًا وَلاَ رَأَيْتُ أَكْلاً بِهِ مُنْذُ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ عُمَرُ لاَ آكُلُ السَّمْنَ حَتَّى يَحْيَا النَّاسُ مِنْ أَوَّلِ مَا يَحْيَوْنَ .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab yağ ve ekmek yerken bedevi bir adamı davet etti. Adam da yemeğe başladı ve lokmasıyla tabağın yağını sıyırıyordu. Bunun üzerine Ömer: "Sen katığı olmayan birine benziyorsun" deyince adam: "Vallahi şu kadar zamandan beri yağ yemedim ve onunla yemek yenildiğini de görmedim" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Halkın ilk kavuşacağı bolluğa kavuşmasına kadar yağ yemeyeceğim" dedi.
Muwatta Malik 1699
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ - وَهُوَ يَوْمَئِذٍ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ - يُطْرَحُ لَهُ صَاعٌ مِنْ تَمْرٍ فَيَأْكُلُهُ حَتَّى يَأْكُلَ حَشَفَهَا .
Enes b. Malik (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Ömer b. Hattab müminlerin emiri olduğu günlerde kendisine bir ölçek hurma verilirdi. O da onun kuruyup bozulmuşlarına varıncaya kadar yerdi."
Muwatta Malik 1700
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ سُئِلَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ عَنِ الْجَرَادِ، فَقَالَ وَدِدْتُ أَنَّ عِنْدِي، قَفْعَةً نَأْكُلُ مِنْهُ .
Malik'in Abdullah b. Dinar'dan rivayetine göre, Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: "Ömer b. Hattab'a çekirgenin yenip yenmeyeceği soruldu. O da şöyle cevap verdi: 'Keşke ondan yanımda bir küfe dolusu olsa da yesem.'"
Muwatta Malik 1701
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ مَالِكِ بْنِ خُثَيْمٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ بِأَرْضِهِ بِالْعَقِيقِ فَأَتَاهُ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ عَلَى دَوَابَّ فَنَزَلُوا عِنْدَهُ - قَالَ حُمَيْدٌ - فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ اذْهَبْ إِلَى أُمِّي فَقُلْ إِنَّ ابْنَكِ يُقْرِئُكِ السَّلاَمَ وَيَقُولُ أَطْعِمِينَا شَيْئًا . قَالَ فَوَضَعَتْ ثَلاَثَةَ أَقْرَاصٍ فِي صَحْفَةٍ وَشَيْئًا مِنْ زَيْتٍ وَمِلْحٍ ثُمَّ وَضَعَتْهَا عَلَى رَأْسِي وَحَمَلْتُهَا إِلَيْهِمْ فَلَمَّا وَضَعْتُهَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ كَبَّرَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَقَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَشْبَعَنَا مِنَ الْخُبْزِ بَعْدَ أَنْ لَمْ يَكُنْ طَعَامُنَا إِلاَّ الأَسْوَدَيْنِ الْمَاءَ وَالتَّمْرَ . فَلَمْ يُصِبِ الْقَوْمُ مِنَ الطَّعَامِ شَيْئًا فَلَمَّا انْصَرَفُوا قَالَ يَا ابْنَ أَخِي أَحْسِنْ إِلَى غَنَمِكَ وَامْسَحِ الرُّعَامَ عَنْهَا وَأَطِبْ مُرَاحَهَا وَصَلِّ فِي نَاحِيَتِهَا فَإِنَّهَا مِنْ دَوَابِّ الْجَنَّةِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَيُوشِكُ أَنْ يَأْتِيَ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ تَكُونُ الثُّلَّةُ مِنَ الْغَنَمِ أَحَبَّ إِلَى صَاحِبِهَا مِنْ دَارِ مَرْوَانَ .
Humeyd b. Malik b. Hüseym (r.a.) şöyle demiştir: "Ebu Hureyre ile birlikte Akik denilen yerdeki tarlasında oturuyorduk. Ebu Hureyre'nin yanına binekleri üzerinde Medineli bir grup geldi ve onun yanına indiler." Ravi Humeyd diyor ki: "Ebu Hureyre bana, 'Annene git ve oğlun sana selam ediyor ve bize bir şeyler yedirsin diyor, şeklinde söyle.' dedi. Bunun üzerine annesi de bir tepsiye üç parça ekmek ve yanına biraz zeytinyağı ve tuz koydu. Sonra o tepsiyi başıma koydu. Ben de orada bulunan topluluğa getirdim. Tepsiyi önlerine koyunca Ebu Hureyre tekbir alarak şöyle dedi: 'Su ve kara hurmadan başka yemeğimiz yokken bizi ekmekle doyuran Allah'a hamdolsun.' O topluluk yemekten yemedi ve gittiler. Onlar gidince Ebu Hureyre bana dedi ki: 'Yeğenim, koyununa iyi bak, burun akıntılarını sil, ahırını temizle ve onun yanında namazını kıl. Çünkü koyun cennet hayvanlarındandır. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki üç beş koyun, sahibinin yanında Medine valisi Mervan b. Hakem'in sarayından daha sevgili olacaktır.'"
Muwatta Malik 1702
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي نُعَيْمٍ، وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِطَعَامٍ وَمَعَهُ رَبِيبُهُ عُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَمِّ اللَّهَ وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ " .
Vehb b. Keysan (r.a.)'dan rivayete göre, şöyle demiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yemek getirildi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında hanımı Ümmü Seleme'nin oğlu Ömer b. Seleme vardı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, 'Besmele çek ve önünden ye.' buyurdu."
Muwatta Malik 1703
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، يَقُولُ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ لَهُ إِنَّ لِي يَتِيمًا وَلَهُ إِبِلٌ أَفَأَشْرَبُ مِنْ لَبَنِ إِبِلِهِ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنْ كُنْتَ تَبْغِي ضَالَّةَ إِبِلِهِ وَتَهْنَأُ جَرْبَاهَا وَتَلُطُّ حَوْضَهَا وَتَسْقِيهَا يَوْمَ وِرْدِهَا فَاشْرَبْ غَيْرَ مُضِرٍّ بِنَسْلٍ وَلاَ نَاهِكٍ فِي الْحَلْبِ .
Yahya b. Said'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Kasım b. Muhammed'den işittim, şöyle diyordu: Bir adam Abdullah b. Abbas'a gelerek ona şöyle dedi: 'Benim bir yetimim var ve onun da develeri var. Develerinin sütünden içebilir miyim?' İbn Abbas şöyle cevap verdi: 'Onun kaybolan develerini aramak, uyuzlarını katranlamak, su içecekleri havuzun deliklerini tıkamak, su içmeye geldiklerinde onları sulamak, yavrularına zarar vermemek ve sağarken sütünü tamamen tüketmemek şartıyla iç.'"
Muwatta Malik 1704
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ لاَ يُؤْتَى أَبَدًا بِطَعَامٍ وَلاَ شَرَابٍ حَتَّى الدَّوَاءُ فَيَطْعَمَهُ أَوْ يَشْرَبَهُ إِلاَّ قَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي هَدَانَا وَأَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَنَعَّمَنَا اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُمَّ أَلْفَتْنَا نِعْمَتُكَ بِكُلِّ شَرٍّ فَأَصْبَحْنَا مِنْهَا وَأَمْسَيْنَا بِكُلِّ خَيْرٍ نَسْأَلُكَ تَمَامَهَا وَشُكْرَهَا لاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ إِلَهَ الصَّالِحِينَ وَرَبَّ الْعَالَمِينَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مَا شَاءَ اللَّهُ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيمَا رَزَقْتَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ . قَالَ يَحْيَى سُئِلَ مَالِكٌ هَلْ تَأْكُلُ الْمَرْأَةُ مَعَ غَيْرِ ذِي مَحْرَمٍ مِنْهَا أَوْ مَعَ غُلاَمِهَا فَقَالَ مَالِكٌ لَيْسَ بِذَلِكَ بَأْسٌ إِذَا كَانَ ذَلِكَ عَلَى وَجْهِ مَا يُعْرَفُ لِلْمَرْأَةِ أَنْ تَأْكُلَ مَعَهُ مِنَ الرِّجَالِ . قَالَ وَقَدْ تَأْكُلُ الْمَرْأَةُ مَعَ زَوْجِهَا وَمَعَ غَيْرِهِ مِمَّنْ يُؤَاكِلُهُ أَوْ مَعَ أَخِيهَا عَلَى مِثْلِ ذَلِكَ وَيُكْرَهُ لِلْمَرْأَةِ أَنْ تَخْلُوَ مَعَ الرَّجُلِ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا حُرْمَةٌ .
Kendisine yemek veya içecek, hatta ilaç getirildiğinde, onu yiyip içince mutlaka şöyle derdi: "Bizi doğru yola ileten, yediren, içiren ve nimetlendiren Allah'a hamdolsun. Allah en büyüktür. Allah'ım, nimetin bizi her kötülük içinde buldu; onun sayesinde sabaha ve akşama her hayırla ulaştık. Senden bu nimetin tamamını ve ona şükretmeyi dileriz. Senin hayrından başka hayır yoktur; senden başka ilâh yoktur. Sen salihlerin ilâhı ve âlemlerin Rabbisin. Allah'a hamdolsun; Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ın dilediği olur; güç ancak Allah iledir. Allah'ım, bize verdiğin rızkı bereketli kıl ve bizi ateş azabından koru." Yahya dedi ki: Malik'e, "Kadın, kendisinin mahremi olmayan bir erkekle veya kölesiyle birlikte yemek yiyebilir mi?" diye soruldu. Malik, "Bu, kadının birlikte yemek yemesinin uygun görüldüğü erkeklerle ve bilinen usule göre olursa bunda sakınca yoktur" dedi. Şöyle devam etti: "Kadın, kocasıyla ve onunla birlikte yemek yiyen başka biriyle yahut kardeşiyle bu şekilde yemek yiyebilir. Fakat aralarında mahremiyet bulunmayan bir erkekle baş başa kalması hoş görülmez."
Muwatta Malik 1705
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ إِيَّاكُمْ وَاللَّحْمَ فَإِنَّ لَهُ ضَرَاوَةً كَضَرَاوَةِ الْخَمْرِ .
Yahya b. Said'den rivayete göre, Ömer b. Hattab şöyle demiştir: "Et yemekten sakının; çünkü et, şarap alışkanlığına benzer bir alışkanlık meydana getirir."
Muwatta Malik 1706
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، أَدْرَكَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ وَمَعَهُ حِمَالُ لَحْمٍ فَقَالَ مَا هَذَا فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ قَرِمْنَا إِلَى اللَّحْمِ فَاشْتَرَيْتُ بِدِرْهَمٍ لَحْمًا . فَقَالَ عُمَرُ أَمَا يُرِيدُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَطْوِيَ بَطْنَهُ عَنْ جَارِهِ أَوِ ابْنِ عَمِّهِ أَيْنَ تَذْهَبُ عَنْكُمْ هَذِهِ الآيَةُ {أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهَا }
Yahya b. Said'den rivayete göre, Ömer b. Hattab, Cabir b. Abdullah'a yanında bir yük etle giderken rast geldi ve: "Bu nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Cabir: "Ey Müminlerin emiri, canımız et çekti; ben de bir dirheme et satın aldım" deyince Ömer şöyle dedi: "Sizden biriniz komşusu veya amcasının oğlu için karnını aç bırakmak istemez mi? Şu ayet nereye gitti: 'Dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi tükettiniz ve onlarla sefa sürdünüz.'"
Muwatta Malik 1707
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَلْبَسُ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَبَذَهُ وَقَالَ " لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا " . قَالَ فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altın yüzük takardı. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalktı, o yüzüğü attı ve: "Onu bir daha asla takmayacağım" buyurdu. Bunun üzerine insanlar da yüzüklerini çıkarıp attılar.
Muwatta Malik 1708
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ صَدَقَةَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ قَالَ سَأَلْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ عَنْ لُبْسِ الْخَاتَمِ، فَقَالَ الْبَسْهُ وَأَخْبِرِ النَّاسَ، أَنِّي أَفْتَيْتُكَ بِذَلِكَ .
Sadaka b. Yesar'dan rivayete göre, şöyle demiştir: "Said b. Müseyyeb'e yüzük takmayı sordum. O da bana: 'Onu tak ve bunu sana benim fetva verdiğimi halka haber ver' dedi."
Muwatta Malik 1709
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، أَنَّ أَبَا بَشِيرٍ الأَنْصَارِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، كَانَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ - قَالَ - فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَسُولاً قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ وَالنَّاسُ فِي مَقِيلِهِمْ " لاَ تَبْقَيَنَّ فِي رَقَبَةِ بَعِيرٍ قِلاَدَةٌ مِنْ وَتَرٍ أَوْ قِلاَدَةٌ إِلاَّ قُطِعَتْ " .
Abbad b. Temim r.a.'den rivayete göre, Ebu Beşir el-Ensari şöyle haber vermiştir: "Kendisi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in seferlerinden bir seferde onunla beraberdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara istirahat yerlerinde iken bir elçi göndererek şöyle demesini emretti. Abdullah b. Ebi Bekir şöyle dedi: Zannederim ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: Hiçbir devenin boynunda çan ve çıngırak kalmasın, hepsi kesilsin."
Muwatta Malik 1710