Sünen-i Ebu Davud Hadis Kitabı
2654-)
Fürat b. Hayyan'dan rivâyet edildiğine göre kendisinin öldürülmesi için Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) emir vermiş. Fürat o sırada Ebû Süfyan'ın casusu imiş ve Ensar'dan bir adamla da müttefik imiş. (Bir gün) Ensardan bir topluluğun yanına varıp; Ben müslümanım demiş. Bunun üzerine (orada bulunan) Ensardan bir adam (Hazret-i Peygambere varıp); Allah'ın Rasûlü o adam ben gerçekten müslümanım, diyor demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da; bazı kimseler var ki, iman etmeleri konusunda biz onlara güveniriz. Fürat b. Hayyan da onlardandır." buyurmuş. b. Hanbel IV, 236.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Zımmi Casusların Durumu
2655-)
İbn Seleme b. el-Ekvâ’nın babasından; demiştir ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) (Huneyn) sefer(in) de iken huzuruna müşriklerden bir casus geldi ve ashabın yanında oturdu. Sonra çıkıp gitti. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem); Onu arayıp bulun ve öldürün" buyurdu. (Seleme) dedi ki; Ben (bazı sahabelerden) önce yetişip onu öldürdüm ve eşyasını aldım. (Hazret-i Peygamber de) ganimet olarak onun eşyasını bana verdi. cihâd 173; İbn Mâce, cihâd 29.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Pasaportla İslâm Ülkesine Girip Casusluk Yapan Kimselerin Durumu
2656-)
İyâs b. Seleme'nin babası Seleme'den; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Hevâzin'de savaşa katıldım. Kahvaltı yapıyorduk. Çoğumuz yaya idi ve bizde bir zayıflık hâli vardı. Ansızın kırmızı bir erkek deve üzerinde bir adam çikageldi. Devenin boşböğründen deriden yapılmış bir ip çıkardı, onunla devesini bağladı, sonra geldi cemaatle birlikte kahvaltı yapmaya başladı. (Cemaatin) zayıflığım ve hayvanların cılızlığını görünce, (birdenbire) çıkıp devesine doğru koştu ve onu çözdü sonra çöktürüp üzerine oturdu, sonra da onu koşturmaya başladı. Boz bir dişi deve üzerinde Eşlem (kabilesin)den bir adam da onun ardına düştü. Bu deve cemaatin hayvanlarının en iyisiydi. Ben de koşarak çıktım ve o (birinci adamı takip eden) adama yetiştim. Dişi devenin başı erkek devenin kalçası hizasında idi. Ben de dişi devenin kalçası hizasında idim. Sonra ilerledim erkek devenin kalçası hizasına geldim. Sonra daha da ilerledim, devenin yularını yakalayıp onu çöktürdüm. Deve dizini yere koyunca kılıcımı çekip (adamın) başına vurdum. Derhal (yere) düştü. Hayvanı yüküyle birlikte çekip getirdim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (yüzünü) dönerek beni karşıladı ve Bu adamı kim öldürdü?" diye sordu. (Oradakiler); b. el-Ekva (öldürdü) dediler. Bunun üzerine Resûlüllah; Bunun bütün eşyası onundur." buyurdu. Müslim, cihâd 45. Harun dedi ki; bu rivâyet Hâşime aittir.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Pasaportla İslâm Ülkesine Girip Casusluk Yapan Kimselerin Durumu
2657-)
En-Nu'man b. Mukarrin dedi ki: Ben (bazı savaşlarda) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bulundum. Gündüzün evvelinden savaşa başlamazsa güneşin (tepeden batıya) kayıpta rüzgarlar esmeye ve (Allah'ın) yardım(ı) ininceye kadar savaşı ertelerdi. cizye 1; Tirmîzi, siyer 46; Ahmed b. Hanbel, 445.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanla Karşılamak İçin En Uygun Olan Vakit Hangisidir?
2658-)
Kays b. Ubad'dan dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in sahabeleri (düşmanla) savaşırken ses çıkarmayı çirkin görürlerdi."
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanla Savaşırken Sessiz Olmak Tavsiye Edilmiştir.
2659-)
Şu (bir önceki) hadisin bir benzeri Ebû Bürde'nin babası, Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den de rivâyet olunmuştur.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanla Savaşırken Sessiz Olmak Tavsiye Edilmiştir.
2660-)
el-Bera (radıyallahü anh)'dan; demiştir ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Huneyn gününde müşriklerle karşılaşınca müşrikler bozguna uğradılar. (Sonra Hazret-i Peygamber) katırından inip (düşman üzerine) yürüdü. cihâd 167; Müslim, cihâd 78-80.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Kişi Savaşta Düşmanla Karşılaşınca Orduyu Cesaretlendirmek İçin Hayvanından İnip Düşman Üzerine Yürüyebilir
2661-)
Cabir b. Atik'den rivâyet olunduğuna göre, Allah'ın peygamberi (Muhammed) (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyururmuş: Allah kıskançlığın kimisini sever, kimisine de öfkelenir. Allah'ın sevdiği kıskançlık, şüphe (doğuran işler) hakkındaki kıskançlık(lar)dır. Allah'ın kızdığı kıskançlık ise şüphe (doğurmayan işlerin) dışındaki kıskançlık(lar)dır. Allah büyüklük taslamaların kimisine kızar, kimisini de sever. büyüklük taslama kişinin savaş esnasında büyüklük taslaması ile sadaka verirken büyüklük taslamasıdır. Allah'ın kızdığı büyüklük taslama ise zulümden büyüklük taslamadır. hadisin ravilerinden) Mûsâ (b. İsmail son cümleyi zulümde ve) övünmekte (büyüklük taslamadır, şeklinde) rivâyet etti. zekât 66; Ahmed b. Hanbel, V,63, 445-446.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Savaşta Düşmana Karşı Çalım Satmak Caiz Midir?
2662-)
Ebû Hüreyre'den demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (Mekke'ye) on (kişilik) casus göndermişti. Asım b. Sabit'i de onlara komutan tayin etmişti. Huzeyl (kabilesi) de bunlar(ı takib) için yüze yakın okçu çıkardı (ve peşlerine taktı). Asım (radıyallahü anh) onları(n kendilerini izlediğini) hissedince Karded (denilen yüksekçe bir yer)e sığındılarsa da okçular (oradan) ininiz ve bize elinizdekile (silahla)rı teslim ediniz. Sizden hiçbir kimseyi öldürmeyeceğimize dair söz ve teminat veriyoruz, dediler. Bunun üzerine Asım: gelince ben bir kafirin sözüne güvenerek (buradan) inmem (ve onlara teslim olmam) dedi. Bunun üzerine (kafirjer) müslümanlar üzerine ok yağdırıp Asımla birlikte yedi kişiyi şehid ettiler. (Geriye kalan) üç kişi ise (kafirlerin verdiği) söz ve teminattan dolayı (bulundukları yerden) indiler. Bu üç kişiden (birisi) Hubeyb, (birisi) Zeyd b. ed-Desinne, (birisi de) başka bir adamdı. (Kâfirler) bunları ele geçirince oklarının tellerini çözüp o iplerle kendilerini (sımsıkı) bağladılar. Bunun üzerine üçüncü zat; (bize) ilk ihanet budur. Vallahi size teslim olmam. Bu şehidler benim için bir örnektir, dedi. Onu sürükledilerse de onlarla gitmeye razı olmadığı için onu da şehid ettiler. Hubeyb bir süre esir olarak kaldı. Nihayet (haram aylar çıkınca) onu da öldürmeye ittifakla karar verdiler. Bu jöldürme kararı üzerine Hubeyb ödünç olarak bir ustura aldı. Onunla bir etek tıraşı yaptı onu öldürmek için (harem-i şerif haricindeki tenim'e) çıkardılar. Hubeyb onlara; bırakınız da iki rekat namaz kılayım, dedi ve sonra: yemin olsun ki, eğer bende olan şu halin bir korku eseri olduğunu düşünmeyecek olsaydınız (bu namazı) daha da artırırdım dedi. cihâd 170, meğazi 28.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: İnsan Eline Düştüğü Düşmanın Kendisini Esir Etmesine Boyun Eğebilir Mi?
2663-)
(Şu bir önceki) Hadisi Ebû Hureyre'nin arkadaşlarından Amr b. Ebî Sufyan b. Esîd b. Cariyetes-Sakafî de rivâyet etmiştir.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: İnsan Eline Düştüğü Düşmanın Kendisini Esir Etmesine Boyun Eğebilir Mi?
2664-)
el-Berâ'dan demiştir ki: Uhud (savaşı) günü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) elli kişi (den ibaret) olan okçuların başına, Abdullah b. Cubeyr'i koymuş ve (onlara); Bizi kuşların kaptığını bile görmüş olsanız ben size haber gönderinceye kadar sakın şu yerinizi terketmeyiniz. Bizim onları bozguna uğratıp yendiğimizi görseniz bile ben size bir haberci iletinceye kadar (sakın şu bulunduğunuz yerden) ayrılmayınız." diye emretti. (el-Berâ b. Azîb) dedi ki: Allah müşrikleri bozguna uğrattı, ve Allah'a yemin olsun ki ben (müşriklerin safında bulunan) kadınları (korkularından) dağa tırmanırlarken gördüm. Bunun üzerine Abdullah b. Cübeyr'in arkadaşları: arkadaşlar ganîmet ganimet! Arkadaşlarınız galip geldi. Siz ne bekliyorsunuz?" dedi(ler) Bunun üzerine Abdullah b. Cübeyr; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın size ne dediğini unuttunuz mu? dedi. Onlar da; askerlerin yanına varacağız, biz de ganimetten pay alacağız! diye karşılık verdiler ve müslüman askerlerin yanına varır varmaz yüzgeri edildiler. Müslümanlar da bozulmaya başladı. Tefsir III, 10; Buhârî, cihâd 164; Ahmed b. Hanbel, IV, 293,294; Buhârî, Meğazî 17.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Pusu Kuran Birlikler
2665-)
Hamza b. Ebî Useyd'in babası Ebû Useyd (Mâlik b. Rabîate’l-Ensâri's-Sâidi)'den; demiştir ki: Biz Bedir (savaşı) gününde saf tuttuğumuz zaman, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (şöyle) buyurdu: (Düşman askerleri) Size yaklaştıkları zaman yani sizi (iyice yakından) sardıkları zaman onlara ok atınız. (Ok menzilinin dışında kalacak kadar uzak oldukları zaman ise) oklarınızı (atmayınız, yanınızda) muhafaza ediniz." cihâd 78; Megâzî 10; Ahmed b. Hanbel, III, 98.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Savaşta Safların Düzeni
2666-)
Mâlik b. Hamza b. Ebî Üseyd es-Saidi'nin dedesi (Mâlik b. Rabiâ el-Ensârîs-Sâîdî)’den; demiştir ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedr (savaşı) gününde; Size yaklaştıklarında onlara ok atınız. Onlar sizi iyice yakından sarıncaya kadar da kılıç çekmeyiniz." buyurmuştur. Megâzî 10; Ahmed b. Hanbel III, 98.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanla Karşılaşınca Kılıç Çekmek
2667-)
Ali (radıyallahü anh)'den; demiştir ki: Utbe b. Rabîa (düşman saflarından çıkıp harp meydanına) ilerledi oğlu ile erkek kardeşi de onun arkasından yürüdüler. Utbe (Benimle) Kim savaşacak? diye haykırdı. Ensar'dan bazı gençler (biz savaşacağız, diye) ona cevap verdiler (Utbe); kinsiniz? dedi. Onlar da kendilerini ona bildirdiler. Bunun üzerine (Utbe); sizinle (döğüşmeye) ihtiyacımız yok. Biz (kendileriyle vuruşmak için karşımıza) sadece amca oğullarımızı istiyoruz, dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de; Ey Hamza kalk, ey Ali kalk, ey Ubeyde b. el-Hâris sen de kalk" buyurdu. Hamza Utbe'ye yöneldi. Ben de Şeybe'ye yöneldim. Ubeyde ile Velîd arasında karşılıklı iki darbe inip kalktı ve her ikisi de hasmını yaraladı. Sonra biz (Hamza ile ben) Velid'in üzerine çullanıp onu öldürdük, Ubeyde'yi de (yine birlikte) yüklendik (yakaladık) geldik. meğâzi 8, 23; tefsir 22/3; Ahmed, I, 117. Hakka, (69), 19.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Savaştan Önce Taraflardan İki Kişinin Vuruşması
2668-)
Abdullah (İbn Mes'ûd)’dan; demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) " Öldürme yöntemi yönünden insanlann en iffetlisi (merhametlisi) iman sahihleridir. Mâce, diyet 30; Ahmed b. Hanbel, I, 393.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: El, Ayak, Kulak, Burun Keserek Cezalandırmak Müsle Yasaktır
2669-)
el-Heyyac b. îmran'dan dedi ki: İmrân b. Havayn'ın bir kölesi kaçmıştı. Köleyi eline geçirdiği zaman onun elini keseceğine dair Allah için nezretti. Bunun üzerine beni (bu mes'eleyi) kendi adına sormam için (Hazret-i Peygamberin sahabelerine) gönderdi. Bende Semûre b. Cündeb'e gelip (meseleyi) ona sordum. O da; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi sadaka vermeye teşvik ederdi. Canlıların organlarını keserek onlara işkence yapmaktanda nehyederdi." diye cevap verdi. Sonra İmran b. Husayn'a varıp bir de O'na sordum. O da; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi sadaka vermeye teşvik ederdi. Yaratıkların organlarını keserek onlara işkence yapmaktan nehyederdi, cevâbım verdi. meğazî 36; Müslim, ilim 15; Ebû Dâvûd, zekât 39; Nesaî, cum'â 26; Tahrim 10; Darimî, mukaddime 44; Ahmed b. Hanbel, II, 471, 560; III, 314, 318; IV, 361, 362.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: El, Ayak, Kulak, Burun Keserek Cezalandırmak Müsle Yasaktır
2670-)
Abdullah (b. Ömer)’den rivâyet edildiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın gazalarından birinde bir kadın ölü olarak bulunmuş, bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınlarla çocukların öldürülmesini yasaklamıştır. cihâd 147, 148; Müslim, cihâd 25, 26; Tirmizi, siyer 19; İbn Mâce, cihâd 30; Dârimi, siyer 24; Muvatta, cihâd 9; Ahmed b. Hanbel II, 22, 23, 76, 91, 100, 115,122,123.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Harpte Kadınları Öldürmek Yasaktır
2671-)
Rebâh b. Rebî'den, demiştir ki: Biz Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile bir savaşta idik. Halkı bir şeyin etrafında toplanmış halde görünce; Bunlar neyin etrafında toplanmışlar, bak gel." diyerek (oraya) bir adam gönderdi. (Bu adam oraya bakıp) geldi ve; bir kadının etrafında (toplanmışlar) dedi. Bunun üzerine (Hazret-i Peygamber); Bu (kadın) öldürülmez " buyurdu. devamla şöyle dedi) İleri birliğin başında da Halid b. el-Velid vardı. (Hazret-i Peygamber oraya tekrar) bir adam gönderip; Halid'e söyle hiç bir kadını ve (savaşın dışında bir iş için) kiralanmış (ve emir altında) olan bir kimseyi öldürmesin." diye emir verdi. Mâce, cihâd 30; Ahmed b. Hanbel, III, 488; IV, 178.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Harpte Kadınları Öldürmek Yasaktır
2672-)
Semûra b. Cündeb'den; demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem); Müşriklerin yaşlılarını öldürün, çocuklarını bırakın" buyurmuştur. siyer 28; Ahmed b. Hanbel, V, 12, 20.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Harpte Kadınları Öldürmek Yasaktır
2673-)
Âişe (radıyallahü anhâ)’den demiştir ki; Kureyza oğullarının, bir tek kadınından başka hiçbir kadın öldürülmedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (Kureyza oğullarının) erkeklerini kılıçla öldürürken bu kadın benim yanımda, sarsıla sarsıla gülüyor ve (kendi kendine) söyleniyordu. Derken sahibini göremediğim bir ses kadın nerededir? diye, kadının ismiyle çağırdı. Kadın da; diye cevap verdi. (Hazret-i Âişe diyorki); Ben (o kadına); hâlin ne? dedim. bir iş yaptım (da ondan dolayı aranıyorum), dedi ve hemen götürülüp boynu vuruldu. Ben o kadına olan şaşkınlığımı hala unutamıyorum. Çünkü öldürüleceğini bildiği halde sırtı ve karnıyla (sağa sola döne döne) gülüyordu. b. Hanbel, VI, 277.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Harpte Kadınları Öldürmek Yasaktır
2674-)
es-Sa'b b. Cessâme'den rivâyet olunduğuna göre; Kendisi (bir gün) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, (savaşta) üzerlerine gece baskını düzenlenen müşriklerin saldırıya uğrayan, kadın çocuk ve evlerinin durumunu sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'de: Onlar da onlardandır" buyurdu. Amr b. Dinar (bu son cümleyi) " Onlar babalarındandır." diye rivâyet ederdi. dedi ki; Daha sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (savaşta) kadınların ve çocukların öldürülmesini yasakladı. cihâd 146; Müslim, cihâd 26-28; İbn Mâce, cihâd 30.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Harpte Kadınları Öldürmek Yasaktır
2675-)
Muhammed b. Hamza el-Eslemî'nin babasından rivâyet olunduğuna göre, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu bir seriyye'nin başına başkan tayin etmiş (Bu zat başından geçen hadiseyi) şöyle anlattı: Seriyyenin yanına vardım. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem); Eğer falan kimseyi bulursanız onu ateşle yakınız," buyurdu. Sonra ben (seriyyenin yanından) geri döndüm. (Rasûl-i Ekrem) beni çağırdı. Huzuruna varınca; Falan kimseyi bulursanız onu öldürünüz. (Fakat) onu yakmayınız. Çünkü ateşle ancak ateşin sahibi (olan Allah) azâbeder." Buyurdu. cihâd 107, 149; Tirmizi, siyer 20; Dârimî, siyer 23; Ahmed b. Hanbel, II, 307, 338, 452.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanı Ateşle Yakmanın Keraheti
2676-)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)'den demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi (bir miktar askerle birlikte savaşa) gönderdi ve gönderirken (şöyle) buyurdu: Eğer, falan kimse ile falan kimseyi bulursanız..." (Hazret-i Ebû Hureyre rivâyetinin bundan sonraki kısmında bir önceki hadîsin) mânâsını nakletti.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanı Ateşle Yakmanın Keraheti
2677-)
Abdullah b. Mes'ûd'dan; demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile bir seferde idik, bir ihtiyacından dolayı (yanımızdan) uzaklaşmıştı. O sırada iki tane yavrusuyla birlikte bir kaya kuşu gördük ve yavrularını yakaladık. Bunun üzerine (anne) kuş gelip kanatlarını (onların üzerine) germeye başladı. Derken Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve; Bunu yavrularıyla üzen kimdir? Onları kendisine geri veriniz!" buyurdu. Yine (Fahr-i kainat efendimiz) bizim yakmış olduğumuz bir karınca yuvasını gördü de; Bunu kim yaktı" diye sordu. Biz de, dedik. Ateşle cezalandırmak, ateşin yaratıcısından başka hiçbir kimse için uygun değildir," buyurdu.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Düşmanı Ateşle Yakmanın Keraheti
2678-)
Vasile b. el-Eşkâ'dan demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Tebûk savaşma (gidilmek üzere) çağrıda bulundu. Bunun üzerine ben hemen (harp için gerekli malzemeyi temin etmek için) ailemin yanına vardım. Geri döndüğümde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın sahâbilerinin ilki (savaş için yola) çıkmış bulunuyordu. Bunun üzerine Medîne'de adama (savaştan kazanacağı) ganimeti karşılığında kiralık at verecek kim vardır? diye bağırmaya başladım. Derken Ensardan yaşlı bir adam; kazanacağı ganimetin bizim olması şartıyla ona bizimle nöbetleşe bineceği bir hayvan veririz, yemesi de bizimledir diye haykırdı. de; dedim. (Yaşlı adam); Allah'ın bereketi üzere (savaş için) yürü dedi. Ben de (bu) hayırlı arkadaşla (yola) çıktım. Nihayet Allah bize (bu yolculuktan) bir fey nasibetti. Benim hisseme de birtakım genç develer isabet etti. Develeri sürüp ona getirdim. (Arkadaşım) çıkıp develerin (arkasına konan) heybelerinin birinin üzerine oturdu. Sonra; geriye, doğru sür dedi. Sonra da; doğru sür dedi. Arkasından da; genç develerinin kıymetli olduklarım görüyorum, dedi. (Ben de ona); benim sana şart koştuğum sana ait ganimet(ler)dir dedi(m). kardeşim (bu) genç develerini al (götür). Bizim arzumuz (aslında) senin ganimetinden başka (Ahiret sevabı ve senin arkadaşlığın) idi cevâbını verdi.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Bir Kimsenin Diğer Bir Kimseye Hayvanla Kazanacağı Kârın Yarısı Karşılığında Yahut Da Savaştan Elde Edeceği Ganimet Karşılığında Hayvan Kiraya Vermesi Caizdir
2679-)
Ebû Hüreyre, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı şöyle buyururken işittiğini söylüyor: Azîz ve Celîl olan Allah bukağılarla bağlı olarak cennete sürüklenen bir toplumdan hoşnut olmuştur." cihâd 144; Ahmed b. Hanbel II, 302, 406, 448, 457; V, 249.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esir Zincir Ve Bukağılarla Bağlanabilir
2680-)
Cündûb b. Mekis'den demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Abdullah b. Gâlib el-Leysî'yi bir seriyye ile (savaşa) göndermişti. Seriyye de ben de vardım. (Seriyyeyi oluşturan) askerlere el-Kedîd (denilen yer) de bulunan el-Mülevveh oğullarına ayrı ayrı kollardan baskın yapmalarını emretti. (Yola) çıktım. el-Kedîd (denilen yer)e varınca el-Haris b. el-Bersa el-Leysi'yle karşılaştık ve onu yakaladık. (buraya) sadece İslamı isteyerek geldim ve ancak Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a (varmak) için (yola) çıktım, dedi. Biz de; sen (gerçekten) müslüman isen bizim seni bir gün ve bir gece bağlamamız sana zarar vermez. Eğer bunun aksine ise biz de seni bağlıyoruz, dedik ve onu sıkıca bağladık. b. Hanbel III, 468.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esir Zincir Ve Bukağılarla Bağlanabilir
2681-)
Sâid b. Ebi Said'den rivâyet olunduğuna göre, kendisi Ebû Hüreyre'yi (şöyle) derken işitmiş; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Necid taraflarına bir süvari birliği gönderdi. (Bu birlik) Hanife oğullarından olan ve Semâme b. Üsal diye anılan Yemâme halkının başkanını (yakalayıp) getirdi. Onu mescidin direklerinden birine bağladılar. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun karşısına geçti ve; Ey Sümame içinde taşıdığın (gerçek düşünce) nedir?" dedi. Muhammed içimdeki hayırdır. Eğer öldürürsen kan sahibi birini öldürmüş olursun. Eğer bir iyilikte bulunursan (iyiliğe) şükreden bir kimseye iyilik etmiş olursun. Eğer mal istiyorsan, işte ondan sana istediğin kadar verilir. Cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu öylece bıraktı. Ertesi gün olunca (Hazret-i Peygamber) ona; Ey Sümame içinde taşıdığın (gerçek düşünce) nedir?" diye (tekrar) sordu. O da (bir gün önceki) sözün aynısını tekrarladı. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu tekrar bırakıp gitti, ertesi gün olunca (burada ravi daha önce geçen) şu (yukarıdaki soru ve cevab)ların aynısını anlattı (ve rivâyetine şöyle devam etti); Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): Sümame'yi serbest bırakınız" dedi (Serbest bırakılan Sümame) Mescide yakın bir hurmalığa gitti. Orada yıkandı sonra mescide girip " Eşhedüenlâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûluhu" diyerek şehadet getirdi (Bu) hadisi (bu şekliyle Kuteybe) rivâyet etti. (bu hadisdeki -Eğer öldürürsen kan sahibi birini öldürmüş olursun- cümlesindeki " kan sahibi" lafzını); Bize el-Leys’in haber verdiğine göre, (Sümame Hazret-i Peygambere;) öldürürsen söz sahibi birini (öldürmüş olursun) cevâbını vermiştir, diye rivâyet etti. Salât 76; el-Husumat 7; Müslim, cihad 59, 60.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esir Zincir Ve Bukağılarla Bağlanabilir
2682-)
Yahya b. Abdillah b. Âbdirrahman b. Sa'd b. Zürâre'den; demiştir ki: (Kureyşli) esirler (Medine'ye) getirildikleri zaman, Şevde binti Zem'a, Afrâ'nın (o anda) evlerinde bulunan Avf ve Muavvız isimli oğullarının yanında idi. Bu (hadise) Hazret-i Peygamber'in hanımları hakkında örtünme (emri) gelmeden önce (olmuş) idi. Şevde (radıyallahü anhâ) diyor ki; Ben (o gün) onların yanında idim. (yanıma) gelindi ve (o anda Medine'ye getirilen esirlere işaret edilerek); esirler (Bedir'den) getirildiler, denildi. Ben de evime döndüm. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evde idi. Bir de ne göreyim, Ebû Yezîd Süheyl b. Amr odanın bir köşesinde elleri bir iple boynuna bağlanmış bir halde duruyor: Yahya rivâyetine devam ederek) hadisi (sonuna kadar) nakletti. Dâvûd der ki; Avf ile Muavvız (Bedir'de) Ebû Cehl b. Hişâm'ı öldürdüler. Onunla karşılaştıklarında (onu) tanımamışlar bile. Her ikisi Bedir'de şehid edildiler.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esir Zincir Ve Bukağılarla Bağlanabilir
2683-)
Enes'den rivâyet edildiğine göre, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) eshâbını (Bedr'e gitmeye) davet etmiş, onlarda Bedr'e (doğru) yola çıkmışlar, (yolda) Kureyş'in su taşıyan develeriyle karşılaşıvermişler, (develerin idarecisi olarak) başlarında da Haccac oğullarına ait siyah bir köle varmış, bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın ashabı onu yakalayıp Ebû Süfyân nerededir? diye köleyi sorguya çekmişler. O da; Vallahi benim, onun işi hakkında hiçbir bilgim yoktur. Fakat işte Kureyş geldi, içlerinde Ebû Cehîl, Râbiâ'nın iki oğlu Şeybe ile Utbe ve Umeyye b. Halef de vardır, diyordu. O bunu söylüyor (sahabe-i kiram da) onu dövüyordu. Bunun üzerine (köle korkusundan); (dövmeyi) bırakınız, beni bırakınız, size (gerçeği) haber vereceğim." diyordu. Bıraktıkları zaman da; benim Ebû Süfyân hakkında hiçbir bilgim yok. Ama işte Kureyş (size doğru) yola çıktı içlerinde Ebû Cehil, Râbiâ'nın iki oğlu Utbe ile Şeybe ve Umeyye b. Halef de var. (Size doğru) yöneldiler." diyordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de namaz kılıyor ve bu konuşmayı işitiyordu. Namazı bitince; Nefsim yedi elinde olan Zât'a yemîn olsun ki, siz onu doğru söylediği zaman dövüyürsunuz, yalan söylediği zaman da bırakıyorsunuz. İşte Kureyş Ebû Süfyam (sizin saldırınızdan) korumak için (size) yönelmiş üzerinize gelmektedir." buyurdu. sonra) Enes şöyle devam etti; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (onlara bu ikazı yaptıktan sonra); Şurası yarın falanın düşeceği yerdir." deyip elini yere koydu " ve şurası da yarın falanın düşeceği yerdir." deyip elini tekrar (bir başka) yere koydu. " Şurası da yarın falanın düşeceği yerdir." deyip elini tekrar (bir başka) yere koydu. Şurası da yarın falancanın değeceği yerdir." deyip elini (bir başka) yere (daha) koydu. (Enes) dedi ki: Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki ertesi gün müşriklerden hiçbiri Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın elini koyduğu yerden öteye geçemedi. (Hepsi de işaret edilen yerlere düştüler). Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlar hakkında emir verdi ayaklarından tutulup çekilerek Bedr'in Kuleyb isimli kuyusuna atıldılar. cihâd 83.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirlere Sözlü Hakarette Bulunma, Onları Dövme Ve İtirafa Zorlama
2684-)
İbn-i Abbâs (radıyallahü anh)'den demiştir ki: (İslâm'dan önce) çocuğu yaşamayan (bir) kadın çocuğu yaşadığı takdirde onu yahudi olarak yetiştireceğine dair adakta bulunurdu. İçlerinde Ensar çocukları da bulunan (yahudilerden) Nâdir oğulları (Medine'den) sürgün edilince (Ensâr); Biz çocuklarımızı bırakmayız, dediler. Bunun üzerine Aziz ve Celîl olan Allah; Dinde zorlama yoktur. Gerçek hak, bâtıldan iyice ayrılmıştır..." Bakara (2), 256. ayet-i (kerimesi)ni indirdi. Dâvûd dedi ki; Miklât, çocuğu yaşamayan kadın demektir.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirin Müslümanlığı Kabule Zorlanması
2685-)
Sâ'd'dan; demiştir ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke'nin fethi günü dört erkek iki kadının, dışında (Mekke'de bulunan tüm) halka eman verdi. Mus'âb) bunların (hepsinin) isimlerini verdi ve (bu isimler arasında) İbn Ebî Şerhi de zikretti. Sonra hadisi (sonuna kadar) rivâyet etti. Sa'd rivâyetine devam ederek) dedi ki: Ebi Şerh'e gelince o, Osman b. Affân'ın yanında gizlendi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), halkı kendisine beyat (etmeleri) için çağırınca (Osman b. Affân) onu ta Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yanına kadar getirdi ve; Ey Allah'ın elçisi Abdullah ile de bey'atlaş" dedi. Bunun üzerine (Hazret-i Peygamber) başını kaldırıp (Abdullah'a) üç defa baktı bu bakışların hiç birinde de (Osman radıyallahü anh)'ın ba(sözü) nü kabule yanaşmadı ancak üçüncü (defa baktık)dan sonra onunla bey'atlastı. Sonra ashabına dönüp: İçinizde Abdullah'ın (benimle) bey'atlaşmasın(ı istemediğimden (dolayı) ellerimi sakındığımı görünce kalkıp da onu öldürecek anlayışlı birisi yok muydu?" buyurdu. (Orada bulunanlar da:) Allah'ın Rasûlü, biz senin içindekini ancak bize gözle işaret edersen (o zaman) anlayabiliriz dediler. (Hazret-i Peygamber de); Bir peygambere hain gözlere sahip olmak yakışmaz.'' buyurdu. Nesâî, Tahrîmu'd-dem 14. Dâvûd der ki: Abdullah, Osman’in sütkardeşiydi, Velid b. Ukbe ise Osman’ın anne bir kardeşiydi ve Osman ona şarap içtiğinden dolayı hadd vurmuştu.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: İslâmı Telkin Etmeden Esîri Öldürmenin Hükmü
2686-)
Sâid b. Yerbu'dan rivâyet olunduğuna göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke'nin fethi günü (şöyle) buyurmuştur: Dört kişi vardır ki onlara harem dışında da harem içinde de eman vermiyorum." buyurmuş ve (onların) isimlerini vermiş. (Râvî) dedi ki; (Hazret-i Peygamber bu isimler arasında) Makîs'e ait şarkıcı iki cariye (nin isimlerini) de (yerdi). Bunlardan birisi öldürüldü, diğeri de (önce) kurtulup kaçtı. Bir süre sonra da müslüman oldu. Dâvûd der ki: Bu hadisin (Şeyhim) İbnü'l-Ala'dan (gelen) isnadını iyice anlayamadım.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: İslâmı Telkin Etmeden Esîri Öldürmenin Hükmü
2687-)
Enes b. Mâlik'den (rivâyet olunduğuna göre) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) fetih yılında Mekke'ye başında miğferle girmiş. Miğferi çıkarınca yanına bir adam gelip; Hatal Ka'be'nin örtüsüne sarılmış (duruyor), demiş. (Bunun üzerine Hazret-i Peygamber), onu öldürün" diye emir vermiş. cezaü's-sayd 18, cihâd 169, el-Meğâzî 47 libâs 17; Müslim, hac 450; Tirmizi, cihâd 18; Nesâi, menâsık 107; İbn Mâce, cihâd 8; Dârimî, menâsık 88; siyer 20; Muvatta', hac 247; Ahmed b. Hanbel, III, 109, 163, 180, 186, 224, 231, 232, 240. Dâvûd dedi ki: İbn-i Hatal'ın ismi Abdullah'dır. O'nu Ebû Berze el-Eslemî öldürdü.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: İslâmı Telkin Etmeden Esîri Öldürmenin Hükmü
2688-)
İbrahim en-Nehai'den; demiştir ki: Dahhak b. Kays, Mesrûk'u vali tayin etmek istediği zaman Umare b. Ukbe Dahhak'a; Osman'ın katillerinden arta kalan birini mi vali tayin ediyorsun? dedi. Mesrûk da, Umâre'ye: sözüne güvenilir bir kişi olan Abdullah b. Mesud(un) bize haber verdi (ğine göre); Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) babanı öldürmek isteyince (baban Ukbe); çocuklara kim? (kefil olacak) diye sormuş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: ateş (kefil olacak)! buyurmuş, cevâbını verdi (Bunu işiten mesrûk Umâre'ye): (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın senin için hoş gördüğünü biz de hoş görürüz" dedi.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Bir Esîri Elini Kolunu Bağlayıp Hedef Yaparak Öldürmenin Hükmü
2689-)
İbn-i Ti'lî'den; Demiştir ki; Abdurrahman b. Halid b. Velid ile birlikte savaşa girmiştik. Dört düşman (askeri) getirildi. (Abdurrahman) onlar hakkında (öldürülmeleri için) emir verdi. Bunun üzerine bir yere bağlanıp (üzerlerine ok atılmak suretiyle) öldürüldüler. Dâvûd der ki; Said'den başka birisi bu hadisi bize, İbn-i Vehb'den, (rivâyet eden Şeyhlerimizden) birisi (İbn Ti'li)'nin şöyle dediğini rivâyet etti -(onlar) bir yere bağlanıp (üzerlerine) ok (atılmak suretiyle) öldürüldüler. Bu durum Ebû Eyyûb el-Ensari’ye ulaşınca; (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan, eli kolu bağlı kişinin öldürülmesini nehyettiğini duydum. Nefsim elinde olan zata yemin olsun (öldürmek istediğim canlı) bir tavuk bile olsa onu bağlayıpta hedef yaparak öldürmem dedi. (Ebû Eyyûb el-Ensâri'nin söylediği) bu (söz) Abdurrahman b. Halid'e ulaşınca (bu cinayetine karşılık olmak üzere) dört tane köleyi azad etti. b. Hanbel, V, 422; Darimi, edahi 35.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esiri Okla Öldürmenin Hükmü
2690-)
Enes (radıyallahü anh)’den; demiştir ki: Sabah namazı vaktinde Mekkelilerden seksen kişi Tenim dağlarından Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ve ashabının üzerine, onları öldürmek için (ansızın) indiler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları esir olarak ele geçirdi. Sonra serbest bıraktı. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah, " Mekke'nin göbeğinde onlara karşı size zafer verdikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken odur." el-Fetih(48), 24. ayet-i kerimesini sonuna kadar indirdi. cihad 133; Tirmizi, tefsir 48,24; Ahmed b. Hanbel III, 125, 290.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirleri Karşılıksız Olarak Serbest Bırakmanın Hükmü
2691-)
Muhammed b. Cübeyr b. Mut'îm'in babasından rivâyet olunduğuna göre; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Bedir esirleri hakkında; Eğer Mut'îm b. Adiyy sağ olsaydı da şu kokmuşlar hakkında şefaatta bulunsaydı onun hatırına bunları serbest bırakırdım." buyurmuştur. hums 16; meğazi 12.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirleri Karşılıksız Olarak Serbest Bırakmanın Hükmü
2692-)
Ömer b. el-Hattabdan; demiştirki: Bedir günü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) (serbest bıraktığı esirler için) bir karşılık alınca, Aziz ve Celil olan Allah; Yeryüzünde ağır bas(ıp küfrün belini iyice kır)ıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sahibi olmak yaraşmaz." el-Enfâl (8) 67. ayetini " ...Aldığınız (fidye) dan dolayı size mutlaka bir azab dokunurdu." el-Enfâl (8) 68. ayetiyle birlikte indirdi. Sonra Allah ganimetleri onlara helal kıldı. Ebû Dâvûd der ki; Ahmed b. Hanbel'e Ebû Nuh'un isminden soruldu da onun; Onun ismini ne yapacaksın? Onun ismi çirkin bir isimdir" diye cevap verdiğini duydum. Ebû Nûh’un ismi " kuradadır. (Fakat onun isminin) doğrusu Abdurrahman b. Gazvan'dır. cihâd 58; Ahmed b. Hanbel, I, 31.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirin Mal Karşılığında Serbest Bırakılmasının Hükmü
2693-)
İbn Abbâs'dan rivâyet edildiğine göre; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Bedir (savaşı) günü (fidyeyle serbest bıraktığı) her bir müşrik hakkında dört bin (dirhem para) takdir etmiştir.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirin Mal Karşılığında Serbest Bırakılmasının Hükmü
2694-)
Âişe (radıyallahü anhâ)'dan; demiştir ki: Mekkeliler (Bedir'de müslümanların eline geçen) esirlerine fidye olmak üzere (mal) göndermeye başlayınca (Hazret-i Peygamberin kızı) Zeyneb de kocası Ebû'İ-As'ın fidyesi olmak üzere (bir miktar) mal gönderdi. (Hazret-i Zeyneb'in gönderdiği) bu mallar arasında kendisine ait bir de gerdanlık vardı. (Aslında) bu gerdanlık Hazret-i Hatice'nin idi ve Zeyneb'i Ebû'l-As ile evlendirirken bu gerdanlığı ona vermişti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) gerdanlığı görünce Zeynep için çok üzüldü ve (yanındaki Müslümanlara); Eğer Zeyneb'in esirini serbest bırakmayı (uygun) görürseniz (onu şerbet bırakın) ve Zeyneb'e ait olan (mal)ı da kendisine iade ediniz" dedi. Onlar da; diye cevap verdiler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebû'l-As'dan (Zeyneb'i kendisine göndereceğine dair) söz almıştı. -Yahut da- Ebû'l-Âs (Zeyneb'i Hazret-i Peygambere göndereceğine dair) söz vermişti. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Zeyd b. Harise İle ensardan bir adamı (Hazret-i Zeyneb'i getirmek üzere Mekke'ye) gönderdi, (gönderirken onlara) " Ye'cic (denen yer)in çukurunda bekleyin. Nihayet sizin yanınıza gelince beraberce yola çıkar ve onu alıp getirirsiniz." buyurdu.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirin Mal Karşılığında Serbest Bırakılmasının Hükmü
2695-)
Urve b. ez-Zübeyr (in) el-Misver b. Mahreme ile Mervan'dan naklettiğine göre; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hevâzin (kabilesi) elçileri müslümanlığı kabul ederek kendisine gelip de mallarının kendilerine geri verilmesini istedikleri zaman onlara (şöyle) konuştu: yanımda şu gördüğünüz (askerler) vardır." (onların hepsinin de bu mallarda hakkı vardır) söz (ler)den en hoşuma gideni en doğru olanıdır. (Binaenaleyh) ya esir (leriniz)i tercih ediniz ya da mallarınız)!" Bunun üzerine (Hevazin elçileri); esir(ler)imizi tercih ediyoruz dediler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de (onlara bir hitabede bulunmak üzere ayağa) kalktı Allah'a (hamd-ü) senada bulunduktan sonra dedi ki: ...Gelelim mevzumuza! Sizin şu (Hevazinli) kardeşleriniz (müslümanlığı kabul edip) tevbe ederek geldiler. Ben onlara esirlerini (karşılıksız olarak) geri vermeyi uygun görüyorum. Sizden kim kendi arzusuyla bunu yapmayı istiyorsa (bunu) yapsın. Kim de bizim kendisine Allah'ın bize vereceği ilk feyden (biraz mal) vermemize kadar (esirler üzerindeki) hakkını elinde tutmak istiyorsa (o da bunu) yapsın" (orada bulunan) halk; Allah'ın Rasûlü biz kendi gönlümüzle bu esirleri onlara (karşılıksız olarak) veriyoruz, dediler. üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Biz (esirleri karşılıksız olarak bırakmamız hususunda bize) izin verenle vermeyeni biribirinden ayırdedemiyoruz. Gidiniz başkanlarınıza (danışınız) sizin kararınızı bize onlar getirsinler." dedi. Halk da (başkanlarının yanına) gitti. Başkanları onlarla konuştular ve hepsinin de esirleri karşılıksız olarak bırakmayı gönülden istediklerini ve (buna) izin verdiklerini bildirdiler. el-vekâle 7, hums 15, ıtk 13, hîbe 10,24, meğazi 54; Ahmed b. Hanbel, IV, 327.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirin Mal Karşılığında Serbest Bırakılmasının Hükmü
2696-)
Amr b. Şuayb'ın dedesinden, demiştirki: Şu, (hevazin elçileriyle ilgili) hadisede Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem); Onların kadınlarını (ve oğullarını) kendilerine geri veriniz (içinizden) her kim şu ganimetten bir hisse ele geçirir (de sonra onu geri verir)se (şunu bilsin ki iade edeceği) bu ganimet karşılığında ona Allah'ın bize vereceği ilk ganimetten altı deve vermek üzerimize borçtur." buyurmuş sonra bir deveye yaklaşıp hörgücünden bir tüy kopararak: Ey insanlar benim için şu ganimetten ve şu (elimdeki)nden hiç bir pay yoktur" (demiş) ve (tüy tuttuğu) iki parmağını kaldırıp (sözlerine devam ederek), " Ancak beşte biri müstesna. O beşte bir de (tarafımdan) size geri verilmiştir. Binaenaleyh (ganimetten almış olduğunuz mallardan her şeyi hatta) iplik ile iğneyi (bile sahiplerine iade edilmek üzere geri) veriniz." buyurmuş. Bunun üzerine elinde kıldan yumak olan bir adam kalkıp; Devemin palanı altında bulunan çulu tamir etmek için (ganimet mallarından) şu yumağı almıştım dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'da; Benim ve Abdulmuttalib oğulları için olan (ganimet) senindir" buyurdu. (O adam da bir yumak hukuki bakımdan şu) (hal)e erişmişse artık benim ona ihtiyacım yoktur dedi ve onu (elinden) atıverdi. b. Hanbel, II, 184.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Esirin Mal Karşılığında Serbest Bırakılmasının Hükmü
2697-)
Ebû Talha'dan; Dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir kavmi yendiği zaman (onlara ait olan) toprak (lar) da üç (gün) kalırdı. (Ebû Dâvûd'un diğer şeyhi) İbnü'l-Müsenna (bu hadisi); Bir kavmi yendiği zaman onların toprağında üç (gün) kalmayı severdi" diye rivâyet etmiştir. Dâvud der ki; Yahya b. Sâid bu hadisi tenkid ederdi. Çünkü bu hadis Said'in (Kaîade'den rivâyet ettiği) ilk hadis (ler) den değildir. Oysa Said kırkbeş yaşında iken bunamıştır. Bu hadisi de ömrünün son zamanlarında rivâyet etmiştir. (Fakat) Veki'in de Said'den bunak halinde iken (hadis) aldığı söylenir. cihad 185; meğazi 8; Tirmizi, siyer 3; Dârimi, siyer 21; Ahmed b. Hanbel, 145; IV, 129.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Ordu Kumandanı Yenmiş Olduğu Düşmanın Toprağında Bir Süre Kalabilir
2698-)
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyet olunduğuna göre, kendisi bir cariye ile çocuğunu birbirinden ayırmış da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu bu işten nehyetmiş ve (yaptığı bu) satışı da reddetmiştir. Dâvûd der ki; (Bu hadisi Hazret-i Ali'den rivâyet eden) Meymun Ali'ye kavuşmadı. Cemacim (savaşın) de öldürüldü. Cemacim (savaşı hicretin) yetmişüçüncü sene (sin) de oldu. Hine (savaşı da hicretin) altmışüçüncü sene (sin) de (olmuştur). İbn Zübeyr de (hicretin) yetmişüçüncü sene (sin) de katledildi. büyü, 52; siyer 17; İbn Mâce, ticara 46; Darimî, siyer 38; Ahmed b. Hanbel, V, 413,414.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: İki Esiri Birbirinden Ayırmak
2699-)
Selemeden; dedi ki: Biz Ebû Bekir'le birlikte (bir sefere) çıktık. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu bizim başımıza kumandan tayin etmişti. Fezâre (kabilesi) ile savaşa başladık. Süvarileri (hücum için) dağıttık sonra içlerinde çocuk(lar) ve kadınlar bulunan bir topluluğa bak (maya başla) dım. (Onlara doğru) bir ok attım, (ok) onlarla dağm arasında düştü. (Okun düştüğünü görünce ileri gidemeyip orada) durdular. Ben de onları (alıp) Ebû Bekr'e getirdim. İçlerinde üzerinde deriden bir yaygı (elbise) bulunan Fezare (kabilesin) den bir kadın vardı. Yanında da bir kızı vardı ki arabın en güzel (ler) indendi. Ebû Bekir de bana o kadının kızını nefel (fazladan) olarak verdi. Bunun üzerine Medine'ye geldim. Derken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana rastladı ve; Ey Seleme! Bu kadını bana bağışla" dedi. Ben de; (o) benim hoşuma gitti. Ve daha elbisesini bile açmadım, dedim. Sükut etti. Ertesi gün olunca Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) çarşıda (yine) bana rastladı ve; Ey Seleme! Bu kadını bana bağışla" dedi. Ben de; (o) benim hoşuma gitti. Ve daha elbisesini bile açmadım dedim. Sükut etti. Ertesi gün olunca Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) çarşıda (yine) bana rastladı ve; Ey Seleme! Baban Allah'a emanet (Bu) kadını bana bağışla." dedi. Ben de; Allah'ın rasûlü ben henüz onun elbisesini bile açmadım. O senin olsun, dedim. Bunun üzerine o kızı Mekkelilere gönderdi. Mekkelilerin elinde (müslüman) esirler vardı. O esirleri de (Mekkelilerden) bu kadına karşılık olarak aldı. cihad 40.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Ergenlik Çağına Gelmiş Olan Esirleri Birbirinden Ayırmak Caizdir
2700-)
İbn Ömer'den rivâyet olunduğuna göre, kendisine ait bir köle düşman (tarafın)a kaçmış, bir süre sonra da müslümanlar düşmana galip gelmişler. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) o köleyi İbn Ömer'e geri vermiş ve (o köle) taksime tabi tutulmamıştır. Dâvûd der ki, bu hadisi Yahya'dan başka bir ravi de, " O, köleyi Halid b. Velid, İbn Ömer’e geri Verdi" şeklinde rivâyet etti. cihâd 17; Ahmed b. Hanbel, IV, 428, 432.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Müslümanların Elinde Bulunan Bir Mal Düşmanlarca Gaspedilip Sonra Tekrar Ganimet Olarak Müslümanların Eline Geçerse Eski Sahibi O Malı Alabilir Mi?
2701-)
İbn Ömer'den; demiştir ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında, kendisinin (İbn Ömer’in) bir atı (düşman ordusu tarafına) kaçınca, düşman (lar) da onu yakalamıştı. Akabinde müslümanlar onları yenmişler ve o (at) kendisine geri verilmiştir. Ve (yine) kendisine ait bir köle, Peygamber (Sallallahü aleyhi ve sellem)’in vefatından sonra kaçıp Rum topraklarına girmiş, bir süre sonra müslümanlar rumlara galib gelince Halid b. Velid o köleyi İbn-i Ömer'e geri vermiş. cihâd 187, İbn Mâce, cihâd 33.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Müslümanların Elinde Bulunan Bir Mal Düşmanlarca Gaspedilip Sonra Tekrar Ganimet Olarak Müslümanların Eline Geçerse Eski Sahibi O Malı Alabilir Mi?
2702-)
Ali b. Ebi Talib'den; dedi ki: (Mekkeli müşriklere ait birtakım) köleler Hudeybiye gününde, sulhtan önce Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın yanına çıkageldiler. Bunun üzerine onların efendileri (Hazret-i Peygambere), Muhammed Allah'a yemin olsun ki onlar sana senin dinine (karşı) bir istek duymuş değildirler. Onlar sadece kölelikten kaçmak için (sana) gelmişlerdir, diye bir mektup yazdılar (orada bulunan Kureyş'ten) bazı kimseler, Allah'ın Rasûlü (bu mektubu yazanlar) doğru söylemişler. bu köleleri onlara geri ver dediler. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) öfkelendi ve; Ey Kureyş topluluğu Allah şu tutumunuzdan dolayı boynunuzu vuracak bir kimseyi gönderinceye kadar (bu hareketinizden) vazgeçeceğinizi zannetmiyorum." dedi, onları geri vermeyi kabul etmedi ve Bunlar aziz ve celil olan Allah'ın hürriyete kavuşturduğu kimselerdir." buyurdu.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Müşriklere Ait Olup Da Müslümanlara Sığınarak Müslümanlığı Kabul Eden Kölelerin Durumu
2703-)
İbn Ömer'den rivâyet olunduğuna göre; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında (yapılan bir savaşta) ordu ganimet olarak (bir mikdar) yiyecek ve bal ele geçirmiş de onlardan beşte bir hisse alınmamıştır.
Kaynak: Sünen-i Ebu Davud, Cihad Bölümü
Konu: Harpten Sonra İslâm Ülkesine Dönmeden Önce Düşman Toprağında İken Ganimetler Arasında Bulunan Yiyecekleri Yemek Mubahtır